Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Kasım 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çoğul kişilik bozukluğu

Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri

Uzun ve yorucu bir gün geçirdiniz. Kafanızda çözülmeyi bekleyen onlarca problem ve üzerinizde garip bir ağırlıkla yatağınıza uzandınız.
Ertesi sabah uyandınız...
Ama yatağınızda değilseniz? Ya kendinizi, size ait olmayan bir arabanın sürücü koltuğunda, üzerinize asla giymeyeceğiniz tarzda kıyafetlerle, daha önce hiç kullanmadığınız bir yolda sağa çekmiş halde bulursanız?
Siz belki böyle bir deneyim yaşamadınız ama dünyada çok sayıda insan buna benzer, hatta daha ağır tecrübeler yaşıyor ve acı çekiyorlar.
Onlar, çoğul kişilik bozukluğu, bir diğer deyişle disosiyatif kimlik bozukluğu adı verilen psikolojik bir rahatsızlığın kurbanları.
* * *
Çoğunluğu, küçük yaşlarda maruz kaldıkları cinsel ve fiziksel istismar sonucunda, geri kalanlar ise, ebeveynler arasındaki şiddete tanıklık etme ya da çok küçük yaşlarda uğradıkları ağır tecavüzler sonucunda geçirdikleri telafisi mümkün olmayan travmalar sebebiyle bu rahatsızlıkla tanışıyorlar.
1980 yılına kadar çoğul kişilik bozukluğunun çok nadir bir hastalık olduğuna inanılıyordu. Hatta Evelyn Lancaster ve James Poling'in kaleme aldığı "Eve'in Son Yüzü" yayınlandığında (1957), Eve White'ın yaşayan tek örnek olduğu düşünülüyordu.
Bu sorun önceleri tanınamadı, şizofreniyle karıştırılıp, mağdurlara yanlış tedavi uygulandı. Yapılan bilimsel çalışmalar ve resmi olarak psikiyatrinin DSM-III listesine girdikten sonra kazandığı yasal kimlikle pek çok kitaba ve filme de konu oldu.
* * *
Bunlardan bir tanesi Sidney Sheldon'ın 1999 yılında çıkan "Bana Düşlerini Anlat" kitabı... Diğeri ise 2003 yılında vizyona giren, başrollerini John Cusack ve Ray Liotta'nın paylaştığı "Kimlik" filmi.
Bu çarpıcı psikolojik gerilimdeki vakanın yarattığı kişilik sayısı 9 iken, Sheldon'ın kitabında bu sayı 2 ile sınırlı kalıyor.
Çeşitli vakalarda ortalama kişilik sayısı 2 ile 15 arasında değişiyor.
Alt kişilikler, farklı cinsiyetlerde, farklı yaşlarda ve hatta farklı milliyetlerden olabiliyor.
Bu kişilikler birbirinden haberli olmayabildikleri gibi, haberdar kişilikler de birbirini arkadaş, eş, rakip ya da düşman olarak da görebiliyorlar.
* * *
Dört yıl önce Milliyet'te yer alan haberde, bu konuda yapılan araştırmaya göre; Türkiye'deki nüfusun binde dördünde çoğul kişilik bozukluğu olduğu saptanmış.
Rahatsızlık genelde küçük yaşlarda maruz kalınan fiziksel ya da cinsel istismar sonucu ortaya çıkıyor.
Ne yazık ki, günümüzde her dört çocuktan biri cinsel tacize uğruyor. Her on çocuktan biri de ensest kurbanı.
Tacize uğrayan çocuk, benliğini ve onurunu koruyabilmek, varlığını sürdürebilmek için zengin hayal gücünü kullanarak başka kişilikler yaratıyor.
Çocuk nihayetinde kendini diğer kişiliklerinden koparmayı bile başarıyor ve büyüyor...
Kendini tanımıyor, insanlardan kaçıyor, bir yuva kuramıyor, suç işliyor, haksızca yargılanıp cezalandırılıyor.
Yaşamının her anı, böylece, bir bedende yaşadığı farklı hayatlar arasında kaybolup gidiyor.
Sanırım şimdi çocuklarımıza nasıl davrandığımızı bir kere daha gözden geçirebiliriz.
Affet bizi Olgun Bebek.

ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Buranın Doğu'dan pek farkı yok
Çocuktular, bayram sabahı vuruştular...
Muhbirlik kötü bir şey değilmiş
Çoğul kişilik bozukluğu





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2005 Milliyet