Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Kasım 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
HARRY POTTER'IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Aşk filmlerinin kötü adamı: Yılan

Yılan ve seks ikilisi, sinemanın ayrılmaz başrol oyuncularıdır. Ne zaman bir kadınla erkek birbirine yaklaşsa ille bir kobra işe karışır ve yapılan işin ne denli tehlikeli ve korkunç olduğunu hatırlatır



Ergenlik çağında ya da arifesinde çocuğu olan herkes gibi ben de ilk bölümünden itibaren kaçırmadan izledim Harry Potter serisini... Sonuncusu "Ateş Kadehi"ni, vizyona girdiği gün gördüm.
İlanlardaki "13 yaş sınırı"na rağmen salon daha çok bir kreşi andırıyordu.
Filmin yapımcılarının küçücük çocuklara böyle dehşetengiz sahneler izletmekten, çocukların da bu sahneleri, hafızalarına kabuslar depolayarak çığlık çığlığa izlemekten ne zevk aldıklarına şaşıp durdum.
Neyse, oğlumuz Harry büyüdü bu bölümde... Büyücülük Okulu'nda 4'e geçti. Aşkı ve cinselliği keşfetmeye başladı. Danslı Noel balosunda ergenlik romantizmine daldı.
Lakin filmde yine fantastik dünyanın bütün "dunganga"ları seferber edilmişti:
Çocukları diri diri toprağa çeken ağaç kökleri... Karagöl altında dirilmeyi bekleyen bedenler... Çocukları yemeye çalışan devasa ejderler... Kurukafalar... Külkafalar... Yılanlar...
Potter'ların her bölümünde önemli roller üstlenen yılan burada da işbaşında... Filmin daha başında kamera dev bir kobranın peşine takılıyor ve kötünün emrindeki "ihbarcı yılan", kıvrıla kıvrıla kötü kalpli sahibine doğru sürünüyor.

Başroldeki yılan
Malumunuz yılan ve seks ikilisi, sinemanın ayrılmaz başrol oyuncularıdır.
Ne zaman bir kadınla erkek birbirine yaklaşsa ille bir kobra işe karışır ve yapılan işin ne denli tehlikeli ve korkunç olduğunu hatırlatır. Bu ilişki, argoda "erkek cinsel organı"na "kobra" dedirtecek kadar tescillidir.
Yılanı hep aşk filmlerinin kötü adam rollerinde gördükçe onun atalarını anımsıyorum ister istemez...
İnanması zor ama Kobra'nın ataları, bırakın filmlerde "Behçet Nacar" rolleri oynamayı erkek rolüne bile çıkmazdı eskiden...
Çünkü bir zamanlar yılan, kadındı.

Kobra Tanrıça
Merlin Stone "Tanrılar Kadınken" kitabında (Payel, 2000) yılanın bir zamanlar Ortadoğu'da kadın olarak saygı duyulan bir yaratık olduğunu anlatıyor. Sümerler Tanrıçalarına "Yılan Hanım" diyorlardı. Mısırlıların kadın tanrısının adı "Kobra Tanrıça" idi.
Babil'de, Mısır'da, Girit'te, Filistin'de, Yunanistan'da kadın tanrılar hep yılanla özdeşleştirilmişti.
Yılan, bilgeliğin ve kehanetin simgesiydi.
Hem Arapçada hem İbranicede "büyü" ile ilgili terimler, yılan anlamına gelen sözcüklerden türetilmişti.
Siyu Kızılderilileri arasında da "wakan" sözcüğü hem "büyücü" hem "yılan" anlamına geliyordu.

Tanrılar cinsiyet değiştirince...
Sonra ne olduysa oldu; "Tanrı"lık makamı el (daha doğrusu cinsiyet) değiştirdi.
Cinsel hazlarla üremeyi savunan, yeni yaşamı tapınaklarda sevişerek kutlayan dişil Tanrıçalar alaşağı edildi. Tapınaklar yıkıldı.
Büyük bilgeliğin yılandan kadın peygamberleri tahtlarından indirildi.
Erkeğin kadın üzerindeki egemenliği yeni Kutsal Kitap'lara girdi ve Adem'le Havva söylencesi ile iktidar devri tescillendi.
Artık Tanrıça'nın ağacından meyve yemek, "yılan"ın cinsel çağrısına boyun eğmek "kafirlik"ti.
Önce Musevilik, sonra Hıristiyanlık cinselliğin zevk boyutunu yasaklayıp üreme işlevine indirgedi.
Ve Tanrıçaların asası yılan, sinsice deri değiştirerek erkekliğin simgesi haline geldi.
Şimdi ergenlik çağında cinselliği keşfeden Harry, sadece anne babasına kıyan büyük düşmanı Lord'la değil, onun ihbarcı yılanıyla da savaşıyor.
Sadece Harry Potter fanatiklerinin fark edebileceği bir ayrıntıyla bitirelim:
arry'nin düşmanlarından şeytani çocuk Draco Malfoy'un adı, Latincede "yılan" anlamına geliyor.


METALLICA
Ağır metalcilerden tepki var
Geçen yılın kasım ayında (14.11.2004, Milliyet) "Savaşta bayram" başlıklı bir yazı yazmıştım.
Yazıda Felluce'yi cehenneme çeviren Amerikan askerlerine harekat öncesinde heavy metal dinletildiği haberlerine dikkat çektim. Coni'ler operasyon arifesinde M-16'larını kaldırarak müziğe eşlik ediyor ve bu ecel dansı esnasında "Siz hükümdarsınız, kutsal bir ışıksınız" diye pohpohlayan bir kadın sesiyle hepten ajite oluyorlardı.
Amerikan askerlerinin bu "metalik ayin"e katıldıktan sonra nasıl küfürlerle katliama giriştiğini, savaş karşıtı "Fahrenheit 9/11" belgeselinde de görmüştük.
"Ağır metal"in "katliamın fon müziği" haline gelmesini eleştiren bu satırlarım, kimi rock forum sitelerinde tartışıldı. Metallica severlerin internet sitesi metallicaturkey.com'da yer aldı. O günden beri de metalseverlerden protesto mesajları alıyorum.
Kimi ana avrat küfreden, kimi ağırbaşlılıkla Metallica'yı izah eden mesajlar bunlar...
Ancak hemen hepsi Amerikalıların "metal"i savaşa alet etmesinden çok, benim bunu yazmama tepkili...
Metalin aslında nasıl barışçı bir müzik olduğunu anlattıkları kadar, bu müziğin nasıl olup da Pentagon tarafından kullanıldığını anlatmıyorlar ne yazık ki...
Yine de Metallica'ya haksızlık etmemek adına, "Erkan Rock" imzasıyla gelen mesajdan, Metallica'nın savaş karşıtı dizelerine yer vermek istiyorum burada:
"Asker çocuk kilden yapılmış / ama şimdi boş bir kabuk / 21'inde tek çocuk/ ama bize iyi hizmet etti / Cepheye şimdi! / Ne istersen yapabilirsin / benim söylediğimi yaptığın sürece..."
"Disposable Heroes" ("Master of Puppets"-1986)
* * *
"Şimdi savaş benimle birlikte / Uyanıyorum fakat göremiyorum hiçbir şey / Benden geriye kalmış hiçbir şey yok / Yok, acı dışında hiçbir şey... / Mayın ayaklarımı, görme yetimi, duyma yetimi aldı / beni bu hücrede tek başıma bıraktı..."
"One" ("And Justice For All"-1988)
* * *
Savaşını yapar bir tepede günün erken saatinde /
İçinde bir donukluk / Silahını ateşler, koşar, bitmek bilmeyen bir griliğin içine / Çanlar kimin için çalıyor, zaman ilerliyor / çanlar kimin için çalıyor."
"For Whom The Bell Tolls" ("Ride The Lightning"-1984)


MİLAN MAÇI
İç tehdit-dış tehdit
Farkında mısınız, 3 Ekim'den sonra geçtiğimiz ay boyunca hep Avrupa Birliği konuştuk. Kimileri Batılıların bizi nasıl yok edeceğini, kimisi bizi nasıl adam edeceğini anlattı.
Sonra "dış tehdit" dişli çıkınca konuyu kapattık ve bir anda -MGK tabiriyle- "iç tehdit"e çevrildi gözümüz...
Kasım ayı boyunca da Güneydoğu olaylarını ve ulemayı tartıştık.
Milan maçında da benzer bir tablo gözledim:
Fenerbahçe üçüncü golü de yedikten sonra taraftarların bir kısmı sinir içinde stadı terk etmeye başladı.
Kalanlar ise centilmence rakibe alkış tutarken tezahüratın oklarını hızla "iç"e çevirdi ve haykırmaya devam etti:
"Sami Yen, Cim Bom'a mezar olacak!"
İster dışta ister içte, bir dışta bir içte, her zaman bizi motive edecek, birbirimize kenetleyecek bir tehdit bulmakta mahiriz elbette...


can.dundar@e-kolay.net







Çetin ALTAN
Tıkla...
Her evden çıkışta, numarası belirsiz tek bir ...
Melih AŞIK
Günün tartışması
Bir kimlik tartışmasıdır gidiyor... Başbakan ...
Fikret BİLA
Bu millet ne milleti?
Soru, CHP lideri Deniz Baykal'a ait. Başbakan...
Hasan CEMAL
Çocuklar, Picasso İstanbul'da!
Paris'te o çocukları ne kadar kıskanmıştım. O...
Güneri CIVAOĞLU
Pablo rüzgârı
Adı sanı bilinmeyen, yoksul ama özgüveni -tam...
Can Dündar
Aşk filmlerinin kötü adamı: Yılan
Ergenlik çağında ya da arifesinde çocuğu ola...
Abbas GÜÇLÜ
MEB, hukuk ve kariyer sınavı
AKP iktidarı, hukuku, zaman zaman önünde bir ...
Hasan PULUR
Siyasi vasiyet!
HİKÂYEYİ bilenleriniz vardır...
Derya SAZAK
Liderlik farkı
Almanya'daki iktidar değişikliği, AB sürecind...
Meral TAMER
Kriz varsa, sosyal bilimler rağbettedir!
Uludağ Üniversitesi'nin 30. kuruluş yılı, Bil...
Ece TEMELKURAN
'Derin kilitler' ne zaman açılır?
İstanbul'dan giderken Yüksekova ve Şemdinli'y...
Tamer HEPER
Gençlik bu kadar kolay harcanamaz (2)
Azmettirmenin dışında suça yardım dahi cezala...
Osman ULAGAY
Tehlikeli hesaplar 2006'yı karartır mı?
Son haftalarda Türkiye'de yaşanan kimi gelişm...
Güngör URAS
YKB'de 'dönemsel zarar' yok, 'yapısal zarar' var
Yapı Kredi Bankası'nda yeni yönetim, "halının...
Serpil YILMAZ
Cahit Çetin: Jeopolitik alan tarımdır
Yeryüzü şekillerinin politik önemi (jeopoliti...

© 2005 Milliyet