Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Ocak 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
HERKESİN DIŞ POLİTİKA KONUSUNDA FİKRİ VAR AMA BİLGİ BİRİKİMİ YOK!
Dış politikanın yarım asrı

Dış politikada kapalı kapılar ardında yaşananlar, emekli Büyükelçi Turhan Fırat'ın meslektaşlarıyla birlikte yazdığı "Dış Politikamızın Perde Arkası"nda gün yüzüne çıkıyor.

YILDIZ YAZICIOĞLU / Söyleşi
FOTOĞRAF: YAVUZ ÖZDEN

Türkiye'de Avrupa Birliği, ABD, Kıbrıs, İslam ülkeleri, barış ve savaş konularında kahvedeki adamdan podyumda yürüyen mankene kadar herkes mutlaka "fikir" sahibi. Ama dış politikada "dost" ve "düşman" kavramlarını rahatlıkla kullanmakta olan hepimiz acaba neyi, ne ölçüde biliyoruz?
Kapalı kapılar ardında Türkiye adına kimler ne söyledi, neye karşı çıktı, ülkelerini yabancı diyarlarda "nazikçe" temsil etmekle yükümlü diplomatlar neler yaşadı gibi pek çok bilgi, anılarda kalırken, zamanla yok oluyordu.
İşte bu noktadan hareketle, emekli Büyükelçi Turhan Fırat, 22 meslektaşının anılarını "Dış Politikamızın Perde Arkası" adlı kitapta buluşturdu. Kitap, Türkiye'nin 1950 - 2000 yılları arasında izlediği dış politikaya ışık tutuyor.

23 diplomat yazı gücünü kullandı
Ümit Yayıncılık'ın satışa sunduğu "Dış Politikamızın Perde Arkası"nda; editör Turhan Fırat'ın yanı sıra Suat Bilge, Fahir Alaçam, Candemir Önhan, Erdil Akay, Reşat Arım, Ercüment Yavuzalp, Nazmi Akıman, Yüksel Söylemez, İsmet Birsel, Yıldırım Keskin, Pulat Tacar, Taner Baytok, Nejat Ertüzün, Yalçın Oral, Osman Başman, Metin Mekik, Mustafa Aşula, Faik Melek, Orhan Erdivanlı, Selçuk İncesu, Oktay İşcen ve İlter Türkmen'in yazıları bulunuyor.
Editör Fırat, bugüne değin sadece Dışişleri Bakanlığı koridorlarında veya diplomat sohbetlerinde saklı kalmış detayları okuyucuya aktaran "Dış Politikamızın Perde Arkası"nın nasıl ortaya çıktığını Milliyet Kitap'a anlattı. Fırat, kitaptaki anılara yaslanarak Türkiye'nin bugünkü dış politika sorunlarını da yorumladı.
Editörlüğünü yaptığınız bu kitabı oluşturmaya nasıl karar verdiniz?
Dış politikada yaşanan ve kamuoyunca bilinmeyen gerçekleri kağıda döküp sonraki nesillere bırakmak istedik. Kitapta, Türkiye'yi kritik dönemlerde, kritik görevlerde temsil etmiş isimlerin anıları yer alıyor. Kısmi açıdan bir anı kitabı ancak Türkiye'nin belli başlı meselelerini ele alıyor.
Ülkemizde herkes dış politika konusunda bazı fikirlere sahip ancak gerçekte gerek toplumumuzda gerekse üniversitelerimizde bilgi birikimi yok. Üniversitede gençlerle birlikte olduğum için yeni nesillere yönelik bilgileri paylaşmak gerektiğine karar verdim. Bu nedenlerle elinizdeki kitap ortaya çıktı. Eksik olmasınlar, büyükelçilerimiz de önemli gördükleri olayları yazıya dönüştürdüler.
Kitapta Ercüment Yavuzalp'in, "Dışişleri Bakanı Seçimi" adlı yazısında iktidarlara bakan seçimiyle ilgili bir uyarı var. Bugün Türkiye'de AB'ye üyelik müzakereleri çerçevesinde Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan da önemli bir temsil görevi yüklendi. Bu durum nedeniyle ikili yapı oluştuğu belirtiliyor. Sizce dış politikada iki bakan ile temsil edilmek sıkıntı yaratır mı?
Hükümet, içişleri ve dışişlerini başarıyla götürmek zorunda. AB'ye üyelik müzakerelerinde bazı ülkeler özel bakanlık kuruyor, bazıları ise mevcut bakanlık yapısıyla sürdürüyor. Türkiye'de ise müzakereleri götürmekle görevli kişi olarak Ali Babacan seçildi. Ama esasında AB müzakerelerinde topyekün devlet performansı önem taşıyor. Eğer bu müzakere süreci sadece bir kişinin sırtına yüklenilirse başarılı olunamaz. Avrupa'da Türkiye'nin üyeliğine sempati duyulduğunu söylemek zor. Müzakereler çetin geçecek ki zaman içinde müzakereci elbette tek başına 'evet' ya da 'hayır' diyemeyecek. Yavuzalp'in belirttiği gibi her ülke için kritik görevleri üstlenen dış politikayı yürütecek bakanı itinayla seçmek zaruri.
Kitapta, size ilginç gelen anı özellikle hangisi oldu acaba?
Fahir Alaçam'ın aktardığı 1969 yılında İran Şahı Pehlevi ile Cumhurbaşkanı Sunay arasındaki diyalog, gerçekten diplomaside pek bilinmeyen bir olay. İran'a yapılan resmi ziyaret sırasında, Cumhurbaşkanımıza laiklikten vazgeçme yönünde teklif gelmesi şaşırtıcı. Ama bunun karşılığında Sunay'ın, Şah Pehlevi'ye din adamlarını para ile elde tutmak yerine rejimi savunmak için milletine dayalı bir ordu oluşturması gerektiğini tavsiye etmesi de ilginç. Bu anıyı, 1979 yılında Mollalar rejime el koyduklarında İran Ordusu'nun şahı ve rejimi korumadığını bilmek önemli.
Benim de 40 yıllık meslek hayatımda vardığım en önemli sonuç, Türkiye'nin laik rejimi sürdürmesi gerektiğidir. Sosyal ve siyasi reformlar ile parlamenter demokrasi ve hukuk devleti olunabilmesi için laikliği ne pahasına olursa olsun korumak gereklidir.
Kitabı, "Dışişleri şehitlerimizin anısına" ithaf etmişsiniz.
Bunu manevi bir görev olarak düşündüm. Bizler gibi görev yaparken ASALA'nın önderlik ettiği Ermeni terörüne kurban giden diplomatlarımız vazife şehidi oldular. Biz Dışişleri Bakanlığı mensupları anma törenlerinde kendilerine saygı duruşunda bulunuruz. Kendilerini her zaman anımsamamız gerektiğini hissederiz. Bu nedenle kitabı da şehitlerimize ithaf etmeyi vicdan borcu olarak gördüm. Bir nevi Dışişleri Bakanlığı mensupları Türkiye'nin meçhul askerleri.

MAKARIOS, ELÇİMİZİ DUMANA BOĞMUŞ

Emekli Büyükelçi Suat Bilge, Kıbrıs sorunu gelişmelerini aktarırken, Rum tarafı lideri Makarios'un diplomatik bir görüşmede karşı tarafı rahatsız etmek amacıyla sigara içmeyi bir araca dönüştürme özelliğini anlatıyor. Bilge, kendisini bir kilisede görüşmeye çağıran Makarios'un onu içerisinde 'mavzer' olan tahta sandıkların yanında beklettikten sonra kabul ettiğini belirtiyor. Bilge, "Makarios, benimle konuşurken fosur fosur sigara içti. Sigaraları kağıt ağızlıklar içinde içiyordu," diyor.

TURHAN FIRAT KİMDİR?

Mayıs 1937 İstanbul doğumlu olan TurhanFırat, 1961 yılında Ankara Üniversitesi Siyasi Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. Dışişleri Bakanlığı'nda Ocak 1962'de göreve başlayan Fırat, 1988 - 1991 yıllarında Strasbourg'da Avrupa Konseyi nezdinde daimi temsilci olarak görev yaptı. 1992 - 1994 yıllarında Seul Büyükelçisi, 1997 - 2002 yıllarında Paris'te BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nde (UNESCO) daimi temsilci görevinde bulundu. Fırat halen, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Bilkent Üniversitesi'nde ders veriyor.



KITAP
 "Ölüm mü ?.. Buyursun gelsin!"
 Her ayın son çarşambası
 Büyülü ülke Narnia
 Binbir öykü
 Dış politikanın yarım asrı
 Yazarın fırça darbeleri
 Bir Mike Hammer romanı
 Hedda ile Nora
 Sıradan bir seçim günü
 Ejderhaların gizemi
 2006'ya girerken şiir
 Sözlük yahut lügat
 Cinsiyetçi şiddet ve kadın
 Kızın adı Mercedes
 Kim demiş Attila'nın bugünle ilgisi olmadığını?
 Eleştirinin hanımefendisi
 Her güne başka lezzet
 Çanakkale'nin makus talihi
 Seine Nehri'nde aşk
 Cüneyt Ayral'ın Paris izlenimleri
 Kitap ajandası
 Haberler
 Türkiye'de çok satanlar





© 2006 Milliyet