|
 |
|
|
Şans yanar döner, bir gün size de güler
Top fileye değdiğinde... Bu tarafa düşerse, şansı suçlarsınız. Öbür tarafa geçerse, şansınızın yaver gitmesini kutlarsınız
Şans diye bir şey var mı? "Bir şey" var! Hesaplanamayan bir şey. Kontrol edilemeyen bir şey. Onun adı "şans" mı? Woody Allen'ın "Maç Sayısı" filminin başında bir topun fileye çarptığı o andan bahsediliyor.
"İleri gidebilir ya da geri düşebilir. Ufak bir şansla ileri gider ve kazanırsınız. Veya gitmez ve kaybedersiniz."
Belki de çok iyi oynarsınız ve top hiç fileye takılmaz. Olamaz mı? Olur herhalde.
Ama kim o kadar iyi oynayabilir? Hem teniste çok iyi olsanız, voleybolda o kadar iyi olamazsınız. Voleybolda şahane olsanız, masa tenisinde şahane olmayabilirsiniz.
Ve tüm oyunlarda mükemmel olsanız da, hayat bu, top yuvarlak, insanın da günü gününe uymaz -top yani, fileye takılır illa ki...
O anda topun ne tarafa düşeceğini, yani geleceğinizi şansa bırakmaktan başka çareniz olmaz.
Ayrıca bazı insanlar ne oyunda ne de hayatta; mükemmel oynamaya çalışmaktansa şansa şans tanımayı tercih edebilirler.
Ya şans olmasaydı?
"Maç Sayısı"nda şöyle de deniyor:
"İnsanlar hayatın ne kadar büyük bir kısmının şansa bağlı olduğunu görmeye korkuyorlar. Birçok şeyin kontrol dışı olduğunu kabul etmek çok korkutucu."
Korkutucu mu?
Asıl hayatı şansa bırakamasaydık, çok korkutucu olurdu.
Ya her şeyin tek sorumlusu sadece ve sadece biz olsaydık?
Bunun yükünü nasıl taşırdık?
Top fileye değdiğinde... Bu tarafa düşerse, şansı suçlarsınız. Öbür tarafa geçerse, şansınızın yaver gitmesini kutlarsınız.
Hem şans en azından yanar döner bir şey, elbet bir gün sizden yana döner, size de güler.
Dönmese de, ümidi yeter.
Hayatın antrenmanı yok
Şanssız olduğunu iddia eden başarılı insanlara inanmayın. Her şeyi, şansın yardımı olmadan, tek başlarına yaptıklarını söylüyorlarsa... İnanmayın.
Çok çalıştıklarını söylemeye çalışıyorlardır.
Ki belki de çok çalışıyorlardır.
Ama hayat bol bol antrenman yaparak kazanılacak bir maç değil.
Ve şanslı olduğunu söyleyen başarılı insanlara da inanmayın.
Hayat hiç antrenman yapmadan kazanılacak bir maç da değil.
* * *
Hayat maç mı?
O tabii ayrıca tartışılmalı!
Türk basınına "iyi geceler, iyi şanslar"
George Clooney'nin senaryosuna katkıda bulunduğu, yönetmenliğini yaptığı ve rol aldığı "İyi Geceler, İyi Şanslar" filmi 50'li yılların Amerika'sında "komünist avı" başlatan Senatör McCarthy'nin uygulamalarına karşı duran haberci Murrow'un mücadelesini anlatıyor. McCarthy, Murrow'a da "komünist" deyip yırtmaya çalışıyor ama nafile!
Clooney bu filmi neden yaptığını Reha Erus'un röportajında şöyle anlatıyor: "Çünkü özgürlüğümüzün kısıtlanmasından, korkumuzdan faydalananlar yine hortladı."
Sonra Erus "Bizim Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile benzerliğiniz hep konuşulur. Benzerlik dikkatinizi çekti mi?" diye soruyor.
Clooney "Doğru mu bu?" diyor, "Merak ettim. Adını lütfen yazın, internetten fotoğrafına bakayım. Boşuna her insanın bir ikizi var dememişler, ilginç..."
İlginç! Çünkü bu röportaj yayımlandıktan kısa bir süre sonra Abdullah Gül, Hamas'ın ziyaretiyle ilgili Türk basınında yazılanlara kızıp, bu yazılanları "suçlama" olarak değerlendirip, bunların yazılmasını dış mihraklara bağlayıverdi:
"Basın devamlı bizi suçluyor. Türk basınının yabancı servislerin, diplomatların manipülasyonlarına açık olduğunu görüyorum."
George Clooney internette Gül'ün fotoğrafına baktı mı, arada bir benzerlik gördü mü, kim bilir?
Ama eğer Gül'ün bu söylediklerini duysaydı, büyük olasılıkla "Hiç benzemiyoruz" derdi.
Woody Allen'ın şansı bizim de şansımız
"Maç Sayısı" filminin yönetmen Woody Allen ile filmin oyuncularından Scarlett Johansson'ı yakınlaştırdığı konuşuluyor.
Filmin galasında ikilinin yakın konuşmaları magazin haberlerine konu olmuş tabii. Bir ara Woody Allen, Johansson'a sanki bir öğüt veriyormuş gibi parmağı ile işaret etmiş, Johansson da gülmüşmüş, başını sallamış falan filan...
Scarlett "Maç Sayısı"ndaki kostümleri çok beğenmiş, rol aldığı yeni bir gerilim filmindeki tüm kostümlerini de Woody Allen ile birlikte seçmişlermiş. Her fırsatta olgun erkeklerden hoşlandığını, ha bir de göğüslerini çok beğendiğini söyleyen Scarlett "Eğer bir ödül töreni için kırmızı halıda yürümem ve konuşma yapmam istenirse, Woody'ye benim kıyafetimi seçebileceğini söyledim" demiş.
Woody Allen kaç yaşında?
70'inde falandır.
Scarlett Johansson 22'sinde.
Vay, Woody amma şanslı, değil mi? Hatta biz de şanslıyız.
Çünkü Woody Allen, Scarlett'ın ona komedi filmi yazmak için ilham verdiğini söylemiş.
"Maç Sayısı" çok güzeldi ama Woody Allen'dan güzel bir de komedi filmi izlemek fena fikir değil.
manik depresif köşe
Bizim astrolog R. Hakan Kırkoğlu'yla bir röportaj yapmıştım. Röportaj esnasında yıldız haritamı çıkardı ve bana "çok şanssız" olduğumu söyledi.
Nasıl şaşırdım!
Çünkü ben o ana kadar hep çok şanslı olduğuma inanmıştım.
İnsan hiçbir şey için çabalamayınca, karşısına çıkan her şeyi çok büyük "şans" olarak görüp değerlendiriyor.
Ne zaman ki gerçekten çabalamaya başlıyor, o zaman da karşısına çıkan her şeyi "şanssızlık" olarak görüp kızıyor.
Ben hâlâ kendimi şanslı hissediyorum.
Peki niye depresyondayım?
İnsan kendi şansını kendi yaratabilir mi?
11 Eylül'den sonra yapılan bir şaka var. Bir adam her uçağa bindiğinde yanında mutlaka bir bomba taşıyormuş.
Niye? Çünkü uçakta bir bomba olması olasılığı çok düşük.
Uçakta iki bomba olması olasılığı ise çok daha düşük... Diye!
|
|
|

|