|
Korutürk ve oğulları...
BAZI örnekleri verirken fazla gerilere gidiyoruz; özellikle devlet adamlığının ciddiyetinden, dürüstlüğünden ve çevresine ve yakınlarına davranışından söz ederken...
Hatta "O güzel insanlar yağız atlara binip gittiler" diye özlem dolu duygular yansıtıyoruz.
Ali Baransel, Çankaya Köşkü'nde, iki cumhurbaşkanının, Korutürk ile Evren'in Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'ni yaptı. Bu dönemdeki anılarından birinci bölümünü, yani Korutürk'le geçen yaşamını "Bıçak Sırtında" anlatıyor. (Remzi Kitabevi)
Kitap, bir anı kitabından öte, koalisyonları, hükümet buhranlarını, politikacıların bencilliğini anlatan sanki yakın tarih kitabı...
***
KORUTÜRK'ün Çankaya'daki yaşamı, politikacılarla uğraşarak, çekişerek, üzülerek geçer.
Hatta, o nazik, kibar amiral bir ara o kadar bunalır ki, Ali Baransel'e şöyle der:
"Bu liderlerin söyledikleri çoğu zaman birbirini tutmuyor. Kaypaklığın bu kadarına da pes doğrusu... Bazen içimden, bahriyeliliğime döneyim, bunlarla çeşmemeydanı lisanıyla konuşup deşarj olmak geçiyor."
Korutürk isteseydi de "çeşmemeydanı lisanıyla" konuşamazdı, lakin müsterih olsun, öyleleri geldi ki "çeşmemeydanı lisanını" devletin resmi lisanı haline soktular.
***
MAŞALLAH şimdi tuttukları tenekeler altın olan, siyasetçi babaların çocukları var, hepsi de köşeleri fırıl fırıl dönüyorlar. Yurtdışındaki öğrenimlerini "amcaları" deruhte ediyor, hepsi de müteşebbis, işinin ehli!
Bir de Korutürk'e ve çocuklarına bakın....
***
KORUTÜRK'ün ortanca oğlu Salah Korutürk, babası gibi deniz subayı olmak ister, deniz lisesine girer, bu lisenin katı kuralları vardır. Salah'ın geometriyle başı hoş değildir, iki yıl üst üste sınıfta kalınca okuldan çıkarılması gerekir. Korutürk, o tarihte kontenjan senatörüdür. Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacak kendisine gider, oğlunun sınav kâğıdının bir kere daha okunması için dilekçe vermesini rica eder. Korutürk kesinlikle kabul etmez, bir örnek verir, arkadaşlarından Namık Taçkın'ın oğlu Erkut Taçkın'ın da kurallar nedeniyle okuldan çıkarıldığını, babası Namık Taçkın'ın isteğini kabul etmediğini, kurallar neyse onun uygulanacağını söylediğini belirtir. "Arkadaşıma, meslektaşıma bunları söyledikten sonra, başka bir şey yapabilir miyim? Tazminat neyse öderiz, başka yerde okur."
Salah Korutürk'ün başına buna benzer bir iş daha gelir. Dışişleri giriş sınavını kazanamaz, Dışişleri Bakanı Çağlayangil çok üzülür. Korutürk'e, "Eğer siz izin verirseniz, bir formül bulacaklar" der.
Korutürk'ün cevabı kesindir.
"Sayın Çağlayangil, devleti yönetenler hayatlarının her anının hesabını verebilmeli, vatandaşa örnek olmalıdırlar. Salah, bir yıl sonraki sınava hazırlanır girer."
***
KORUTÜRK'ün büyük oğlu, Osman Korutürk, Dışişleri'nde ikinci kâtiptir. Bir gün yaverlerin odasında otururken, bir liste görür, özel kalem müdürü Candemir Orhon Kıbrıs'a elçi gitmiş, bakanlık Korutürk'e özel kalem müdürlüğü için aday listesi göndermiştir. Osman Korutürk adayları tanır, babasına çıkar, "Bunlar sizinle uyuşamazlar, sizin tarzınızda insanlar değiller" der.
Cumhurbaşkanı Korutürk'ün tepesi atar:
"Sana ne! Sen nasıl böyle bir şey söyleyebilirsin? Sen ikinci kâtip bir adamsın! Kimin işe yarayıp yaramayacağını takip edeceğim başka yerler var. Sana mı soracağım?"
Osman Korutürk söylediğine söyleyeceğine pişman olmuştur; lakin babası öyle kızgındır ki:
"Bana bak, bir daha böyle şeyler olursa senin ayağını buradan keserim, gider İstanbul'da, Moda'daki evde oturursun... Bir daha seni Köşk'e sokmam! Hadi çık dışarı!"
Osman Korutürk bu anısını Ali Baransel'e anlatırken, "Rezil olduk!" diye gülüyor ve ekliyormuş:
"Ama kendisi de o listeden birini değil, Erdil Akay'ı özel kalem müdürü yaptı..."
***
EVET, o güzel insanlar yağız atlara binip gittiler...
Belki de onların son temsilcisi şimdi Çankaya'da...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|