|
Çankaya'nın dumanı
Kızılcahamam AKP içtimaı yakın gelecek için mesajlar verdi. Bunlardan ikincil önemlisi, "erken seçim olmayacağıdır."
Birincil olanı ise, "2007 başlarında yeni cumhurbaşkanını bu Meclis'in seçeceğidir. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı için sadece takvimin dolmasının beklenmekte olduğudur."
.............................
Bunun böyle olduğunu okuyamayanlar, zaten siyaset dilinin alfabesinden bile habersiz olanlardı.
"Kuvvetlendirilmiş Başbakan" statüsü için Anayasa değişikliği... Ve benzeri geyikler sadece fantezidir.
Hangi başbakan kendisini Çankaya'ya rahat çıkaracak Meclis çoğunluğuna sahipken... Sorumsuzluk zırhıyla kuşatılarak 7 yıl süreyle Türkiye'nin 1 numarası olmak şansını ıskalar?
Hele Erdoğan'a "Özal ve Demirel" örnekleri göstererek, "Bak onlar nasıl da pişman oldular, sen de pişman olursun. Sakın cumhurbaşkanı seçilme" diye uyarıda bulunmak tam "akla ceza" bir söylem.
Erdoğan Çankaya'ya tırmanış için zaten Özal ve Demirel örneklerinden esinleniyor olmalı.
Onların pişman olduklarını kim söylüyor?
Bugün seçilmesi söz konusu olsa, onlardan hayatta olanı 9. Cumhurbaşkanı Demirel, 11. Cumhurbaşkanı olmaya "hayır" der mi?
Bütün bu gerçeklerden sonra Kızılcahamam'da kimileri acaba "Kafa mı buldular?" ya da "Türkiye insanını, böyle söylemlerle kafasını karıştırarak uyutacak kadar saf mı görüyorlar?"
..............................
Özal'ın da, Demirel'in de hatta Evren'in de Çankaya'ya çıktıktan sonra "pişman oldukları" doğrudur ama cumhurbaşkanı seçildikleri için değil, başka nedenlerle...
Örneğin... 7. Cumhurbaşkanı Evren, cumhurbaşkanlarının halkoyuyla seçilmesini düzenleyen bir anayasa yaptırmadığı için pişman olduğunu söylemiştir, yazmıştır.
Özal, kendisiyle uyumlu çalışabileceği ve kendisini kabul edecek bir başbakan atayamadığı için pişman olmuştur. Partisinden "8 Büyük Türk büyüğü (!)" seçim onları bir odaya kapatıp, "Hadi aranızdan birini Anavatan'a genel başkan ve başbakan seçin" demenin de akla zarar Özal hükümeti olduğu açıktır. Bunun anlamı, 8 piranha balığını bir kavanoza koyup, "Cici çocuklar olarak yüzün, sakın birbirinizi ısırmayın, aranızdan birini lider seçin, diğerleriniz ona uysun" demektir.
Piranhanın yapmayacağı şeyi, siyasetçi yapar mı?
Bu formül tutmayınca, daha Meclis Başkanı iken "Protokolde ben 2. sıradayım ama 3. sıradaki sayın Başbakan Özal'ın daima bir adım gerisinde durdum" söylemiyle meşhur Yıldırım Akbulut'u başbakan yapmıştır. Başbakanlığını tebliğ ederken de eline kendi yazdığı Bakanlar Kurulu listesini vermiştir ama bu da yürümemiştir.
Kongrenin seçtiği yeni Genel Başkan Mesut Yılmaz'dan çok çekmiştir.
Anavatan'da bir kurumsallaşma sağlayabilseydi, yerine geçecek kişiyi daha önceden yetiştirseydi, partiye bunu benimsetseydi, o pişmanlığı da duymazdı.
Demirel'e gelince... Onun cumhurbaşkanlığı, Özal'ın ölümü üzerine ansızın gündeme geldi. Kelimenin tam anlamıyla hazırlıksız yakalandı.
Çankaya'ya hiç tereddütsüz çıktı.
Leydi'nin topuk seslerinin başbakanlığa ulaşabileceğini ise aklından geçirmemişti.
Yani... 7. 8. ve 9. cumhurbaşkanları Çankaya'ya çıktıkları için değil, başka nedenlerle pişmanlık duymuşlardır.
................................
Erdoğan'ın önünde bu örnekler var.
Kendisi Çankaya'ya çıkarsa, geride nasıl bir AKP yapılanması bırakacağını düşünecek ve bunun mimarisini çizecek, projeyi gerçekleştirecek bir sürece sahip.
Tıpkı Özal ve Demirel gibi o da elbette devre dışı bırakılmak ve devletin işleyişi üzerinde etkisini yitirmek istemeyecektir.
Görünen o ki, Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirse, parti başkanlığı ve başbakanlık için doğal isim Abdullah Gül.
Bu konuyu kendi aralarında çözeceklerdir, üçüncü hiçbir kişi ya da kurum değil.
................................
Son söz: Cumhurbaşkanlığı seçimleri için önceden yapılan hesaplar tekin değildir.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|