Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Mart 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çankaya'nın dumanı


Kızılcahamam AKP içtimaı yakın gelecek için mesajlar verdi. Bunlardan ikincil önemlisi, "erken seçim olmayacağıdır."
Birincil olanı ise, "2007 başlarında yeni cumhurbaşkanını bu Meclis'in seçeceğidir. Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı için sadece takvimin dolmasının beklenmekte olduğudur."
.............................
Bunun böyle olduğunu okuyamayanlar, zaten siyaset dilinin alfabesinden bile habersiz olanlardı.
"Kuvvetlendirilmiş Başbakan" statüsü için Anayasa değişikliği... Ve benzeri geyikler sadece fantezidir.
Hangi başbakan kendisini Çankaya'ya rahat çıkaracak Meclis çoğunluğuna sahipken... Sorumsuzluk zırhıyla kuşatılarak 7 yıl süreyle Türkiye'nin 1 numarası olmak şansını ıskalar?
Hele Erdoğan'a "Özal ve Demirel" örnekleri göstererek, "Bak onlar nasıl da pişman oldular, sen de pişman olursun. Sakın cumhurbaşkanı seçilme" diye uyarıda bulunmak tam "akla ceza" bir söylem.
Erdoğan Çankaya'ya tırmanış için zaten Özal ve Demirel örneklerinden esinleniyor olmalı.
Onların pişman olduklarını kim söylüyor?
Bugün seçilmesi söz konusu olsa, onlardan hayatta olanı 9. Cumhurbaşkanı Demirel, 11. Cumhurbaşkanı olmaya "hayır" der mi?
Bütün bu gerçeklerden sonra Kızılcahamam'da kimileri acaba "Kafa mı buldular?" ya da "Türkiye insanını, böyle söylemlerle kafasını karıştırarak uyutacak kadar saf mı görüyorlar?"
..............................
Özal'ın da, Demirel'in de hatta Evren'in de Çankaya'ya çıktıktan sonra "pişman oldukları" doğrudur ama cumhurbaşkanı seçildikleri için değil, başka nedenlerle...
Örneğin... 7. Cumhurbaşkanı Evren, cumhurbaşkanlarının halkoyuyla seçilmesini düzenleyen bir anayasa yaptırmadığı için pişman olduğunu söylemiştir, yazmıştır.
Özal, kendisiyle uyumlu çalışabileceği ve kendisini kabul edecek bir başbakan atayamadığı için pişman olmuştur. Partisinden "8 Büyük Türk büyüğü (!)" seçim onları bir odaya kapatıp, "Hadi aranızdan birini Anavatan'a genel başkan ve başbakan seçin" demenin de akla zarar Özal hükümeti olduğu açıktır. Bunun anlamı, 8 piranha balığını bir kavanoza koyup, "Cici çocuklar olarak yüzün, sakın birbirinizi ısırmayın, aranızdan birini lider seçin, diğerleriniz ona uysun" demektir.
Piranhanın yapmayacağı şeyi, siyasetçi yapar mı?
Bu formül tutmayınca, daha Meclis Başkanı iken "Protokolde ben 2. sıradayım ama 3. sıradaki sayın Başbakan Özal'ın daima bir adım gerisinde durdum" söylemiyle meşhur Yıldırım Akbulut'u başbakan yapmıştır. Başbakanlığını tebliğ ederken de eline kendi yazdığı Bakanlar Kurulu listesini vermiştir ama bu da yürümemiştir.
Kongrenin seçtiği yeni Genel Başkan Mesut Yılmaz'dan çok çekmiştir.
Anavatan'da bir kurumsallaşma sağlayabilseydi, yerine geçecek kişiyi daha önceden yetiştirseydi, partiye bunu benimsetseydi, o pişmanlığı da duymazdı.
Demirel'e gelince... Onun cumhurbaşkanlığı, Özal'ın ölümü üzerine ansızın gündeme geldi. Kelimenin tam anlamıyla hazırlıksız yakalandı.
Çankaya'ya hiç tereddütsüz çıktı.
Leydi'nin topuk seslerinin başbakanlığa ulaşabileceğini ise aklından geçirmemişti.
Yani... 7. 8. ve 9. cumhurbaşkanları Çankaya'ya çıktıkları için değil, başka nedenlerle pişmanlık duymuşlardır.
................................
Erdoğan'ın önünde bu örnekler var.
Kendisi Çankaya'ya çıkarsa, geride nasıl bir AKP yapılanması bırakacağını düşünecek ve bunun mimarisini çizecek, projeyi gerçekleştirecek bir sürece sahip.
Tıpkı Özal ve Demirel gibi o da elbette devre dışı bırakılmak ve devletin işleyişi üzerinde etkisini yitirmek istemeyecektir.
Görünen o ki, Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirse, parti başkanlığı ve başbakanlık için doğal isim Abdullah Gül.
Bu konuyu kendi aralarında çözeceklerdir, üçüncü hiçbir kişi ya da kurum değil.
................................
Son söz: Cumhurbaşkanlığı seçimleri için önceden yapılan hesaplar tekin değildir.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Fransa'da yeniden '68 Kuşağı'
ARADAN 38 yıl geçti, Paris yeniden "68 Kuşağı...
Melih AŞIK
Ada'yı teslimat böyle mi olacak?
Kıbrıs Türklerinin Annan Planı'na evet dediği...
Fikret BİLA
Serdengeçti vicdanı rahat ayrılıyor
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'ni...
Hasan CEMAL
PKK, silaha veda etmeli!
Boğaziçi, Sabancı ve Bilgi üniversitelerinin ...
Güneri CIVAOĞLU
Çankaya'nın dumanı
Kızılcahamam AKP içtimaı yakın gelecek için m...
Can Dündar
Türk tıbbının derin sorunu: Hasta yakınları
Her Tıp Bayramı'nda sağlık sektörünün ve çal...
Abbas GÜÇLÜ
Üniversite giriş sınavı ÖSS kalkabilir mi?
Türk eğitim sisteminin en büyük zaaflarından ...
Hurşit GÜNEŞ
Global piyasalardaki yeni hava
Artık bir olgu çok belirgin: Global olarak ma...
Sami KOHEN
"Miloşeviç olayı"ndan dersler...
Eski Yugoslavya lideri Slobodan Miloşeviç'in ...
Derya SAZAK
Nevruz
Sivil ve Demokratik Çözüm Arayışları: "Türkiy...
Meral TAMER
AKP'li kadınlara küreselleşme matinesi
Küreselleşme ve kadın!
Güngör URAS
MB, 5 milyar doları rezervde saklıyor
Merkez Bankası döviz fiyatı daha fazla gerile...
Serpil YILMAZ
Siyasiler ve bankacıların kara para sessizliği
Sonunda beklediğim gelişmeler oluyor... Mali ...
M. Ali BİRAND
Kürt sorununu tartışmaya alıştık
Cumartesi-Pazar günleri Bilgi Üniversitesinde...

© 2006 Milliyet