Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Mart 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sular altında boğulan zavallı Edirne...


Mart ayı hâlâ kapalı gökleri, düşük ısısıyla pek suratsız. Doğu illerimizde, karla kapanan yollar, düşen çığlar ve dağlardan kayan topraklarla; öteden beri alışık olduğumuz meteorolojik cezalara, bu kez en batıdaki ilimiz Edirne'nin, sulara gömülmesi de eklendi...
Oldum bittim yönetilen yığınlara mı, yoksa bizzat kendilerine mi, daha çok yararlı olduklarını kestiremediğimiz Ankara'daki büyüklerimizin ağzıyla, hadi gelin bir teselli ve umut balonu uçuralım havaya:
- Milletimizin gücü, her sorunun üstesinden gelmeye yeterlidir.
* * *
Edirne, bendenizin 3 yaşına kadar gidip dayanan ilk anılarımın tomurcuklandığı şehir...
Elimden tutan babamla, ne kadar da zamandan kopuk bir mutluluğun büyüsü içinde gezinirdik Sarayiçi'ndeki Tunca kıyılarıyla, Karaağaç'ın Meriç kıyılarında...
Ve babamın gerek Belediye parkında, gerek Saraçhane başındaki kahveci Mehmet Ağa'nın bahçesinde, gerek Meriç kıyılarının ağaçlıklı kahvelerinde, oturup nargile tokurdatışı...
* * *
1930-34 yılları arasında Meriç'le Tunca kabarsa da, 300 bin dönümlük bir alan sular altında kalmazdı...
Şimdi ise Edirne bir felaket bölgesi...
Hızlı kalkınmamız, tersine mi döndü de, 70 yıllık bir değişim sonucu; Edirne'nin insanları, sınırları korumakla görevli silahlı kuvvetlerin zırhlı araçlarıyla; gölleşmiş yollarda, bir yerlerden bir yerlere taşınarak, yaşamını sürdürmek zorunda kaldı?
Bendeniz yanıtını bilemiyorum; büyüklerimiz biliyor mu acaba?
* * *
Ah ah şu büyüklerimiz... Ah ah hiç hata yapmayan büyüklerimiz...
Perşembe akşamı Mithat Bereket'in, CNN Türk'teki "Manşet" programında, Em. Büyükelçi Yalım Eralp konuktu...
Yalım Eralp, Ankara'daki bürokratik kümeslerin propagandasıyla savunmasını yapmak yerine; sık sık ayaklarımıza dolaşarak ortaya çıkan olay ve öcülerin, gerçek nedenlerini açıklamayı yeğleyen değişik bir diplomat...
* * *
"Manşet" programında Eralp, siyasal sınırları umursamadan akıp giden ırmaklar hakkında "Devletler arası hukuk"un getirdiği ilke ve kuralları saydamlaştırıyordu.
1951 yılında Birleşmiş Milletler, akarsuların çıkış kaynaklarına sahip ülkelerin, suların geçtiği komşu ülkelere zarar vermeyecek bir tutumu benimsemesine dair bir karar almıştı...
Fırat ve Dicle'nin çıkış kaynakları bizdeydi ve her iki nehir de Suriye'den geçiyordu...
Suriye'ye karşı, yaptırımcı bir olanağı elinde tutmak hesabıyla Ankara, Birleşmiş Milletler kararını imzalamamıştı...
Edirne'den geçen Meriç, Tunca ve Arda nehirlerinin kaynaklarının da, Bulgaristan ve Balkanlar'da bulunduğunu unutmuştu.
* * *
Komşu devletlere karşı sınırlarımızı korumaya aşırı özenliydik ama, "Devletler arası hukuk"a göre, komşularımızla ortak anlaşmalar; örneğin akarsular için kapsamlı çalışmalar yapmayı, bir hayli geciktirmiştik.
Hiç mi hiç hata yapmayan büyüklerimizin, "Devletler arası hukuk" ile kolkola girmeyi, bir ölçüde küçümsemesinin bedellerini, şimdi Edirne'nin çaresiz kalmış insanları ödüyordu.
* * *
Büyüklerimizin, sık sık "milli çıkarlar" mezüresiyle yaptıklarını iddia ettikleri "karar" terziliği; insanın merakını gıdıklıyor bazen...
Bilemiyorum, her kar yağışında yolların kapanması, "milli çıkarlarımıza" ne kadar uygun?
Ne kadar uygun "milli çıkarlarımıza" Edirne'nin sular altında kalması?
Ve son 80 yılda, yüzlerce milyar dolara aldığımız silahlar?
* * *
Bizim, çoğu bir avuçluk komşular, neden bu kadar kaygılandırıyor ki bizi?
Oysa sade kara, yağmura değil, İstanbul trafiğine de; tüm hayatımızla tutsak düşmüş durumdayız.
Gerçi daha doğarken öğreniyoruz ki, "vatan" çok önemlidir. Hani gönül istiyor ki, büyüklerimiz de azıcık öğrenseler; "vatandaşların" da, en az "vatan" kadar önemli olduğunu...
* * *
Doğrusu isterdim, "medeni cesareti" kökünden iğdiş edilmemiş hukukçularımızın, şu masum soruyu gündeme getirmelerini:
- Vatandaş mı, "devlet" içindir; "devlet" mi vatandaş içindir?
Vaktiyle padişahlar, "kulların" -bugünkü deyimle vatandaşların-, "devlet" için olduğuna inanırlardı.
Neysee...
* * *
Çocukluğumun güzelim Edirne'si... Karaağaç'ta Ermeni Hirant'ın fidanlığı, Kaleiçi'ndeki köklü Yahudi aileleri ve İstiklal İlk Mektebi...
Em. Büyükelçi Özdem Samberk'in dedesi, Emin Bey'in valiliği ve vilayette Umur-u Hukukiye Müdürü olan babamın makam odası... Dişleri oymak için kullanılan "ünit" makinesini, ayağının altındaki pedala basarak çeviren dişçi Sait Bey...
* * *
1934'te ne olduysa oldu, Edirne'deki Yahudi aileleri, tüm eşyalarını ucuzdan da ucuza satarak, ayrılıp gittiler Edirne'den...
Bazı komşular, ucuza aldıkları dikiş makineleriyle övünüyorlardı:
- 2.5 liraya aldım, diye...
Annem de, övünüyordu:
- Doğrusu benim elim gitmedi, onca yıl dostluk ettiğim insanlardan, zor günlerinde ucuza mal almaya, diye...
Edirne Yahudileri üstünde uygulanan baskının, "milli çıkarlar" açısından gerekçesi neydi; kimse açıklamadı...
* * *
"Yazı" dünyalarının lezzetinden yoksun gönüller; kalem emekçilerinin, insanlığın ortak bahçelerinde filizlenen, kendilerini merak etmiş her dostun; ırklar, inançlar ve bayraklar üstü bir yakını olduğunu algılayamazlar...
Ve toplumlar, insanlığın ortak bahçelerinde ne kadar evrensel tarhlara sahipseler, saygınlaşırlar o kadar da...
* * *
Çocukluğumun, o güzelim Edirne'si... Tunca'yla Meriç mi, sular altında bırakmaya kalkmalıydı onu?
* * *
Evet, tamam, biliyoruz; milletimizin gücü, bu sorunun da üstesinden gelmeye yeterlidir...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Çanakkale, milliyetçilik, Avrupa
ÇANAKKALE deyip de Mehmet Akif'in yazdığı des...
Çetin ALTAN
Sular altında boğulan zavallı Edirne...
Mart ayı hâlâ kapalı gökleri, düşük ısısıyla ...
Melih AŞIK
Merkez kaydı!
Günlük iç politika tartışmalarının ve iktidar...
Fikret BİLA
Binay: Yöntem rahatsız etti
Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'ni...
Hasan CEMAL
Orgeneral Özkök...
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök önc...
Güneri CIVAOĞLU
Sızıntı
Şemdinli olayları için TBMM Araştırma Komisyo...
Can Dündar
Duvar delen notalar
İsrail'e giderken Fazıl Say demişti ki;
Abbas GÜÇLÜ
İnternet melek mi, şeytan mı?
Çağımızın, hatta biraz daha öteye gidip tüm z...
Semih İDİZ
Türkiye "nükleer tehdit"e karşı arayış içinde
Askerlerin iç siyasete dönük olarak yaptıklar...
Sami KOHEN
Aynı nakarat...
ABD Başkanı George W. Bush'un hazırladığı "Ul...
Metin MÜNİR
Masonluk bahçesinde var bir yılan
1960 ihtilalinden sonra kurulan Adalet Partis...
Hasan PULUR
En büyük tehlike işsizlik...
TÜRKİYE'de işsizlik oranı kaç?
Derya SAZAK
Yerli doktor
Genç doktorların 14 Mart kırgınlığı sürüyor. ...
Meral TAMER
ABD'de 2025'e kadar nükleere tek kuruş yok
Amerika'da yaşayan okurum Hayrettin Kılıç'tan...
Tamer HEPER
Başvurmakta gecikmeyin
Kredi kartları konusu toplumu yakından ilgile...
Yaman TÖRÜNER
Emlakta global eğilimler
Dünyanın en büyük gayrimenkul fuarı MIPIM Fra...
Güngör URAS
STÖ (Bilerek, bilmeyerek) ülkeye kötülük ediyor
Kendilerini STÖ (Sivil Toplum Örgütü) olarak ...
Serpil YILMAZ
Türk yatları Körfez'de
Ortadoğu'nun en büyük yatçılık fuarı "Dubai I...
M. Ali BİRAND
Awacs çok pahalı bir oyuncak değil mi?
Yıllar öncesinden beri, Amerika Türkiye'ye AW...

© 2006 Milliyet