|
"Öyle bir derde giriftarım halim sorma hiç..."
Tutulma
Sonra eve gidince aklına gelir ya... Tam ne söyleyeceğin gelir, gediğine konacak o cümle. Kafanın içinde kıvıl kıvıl döner niye öyle demediğin, niye tam o anda aklına gelmediği.
Bırakırsın artık kızdığın şeyi, öfkelendiğin insanı, kendine söversin. Senin kaşık kadar canın var canım, zaten bir de "tutulmuşsun", sen artık bir de niye kendini yer bitirirsin?
Aklına geldikçe bütün gün, kafanda son sözü senin söylediğin bir kavga kurarsın. Ona şaşkın şaşkın şeyler söyletir, kendin en akıllı cümleleri kurarsın.
Sen canım, kendi uydurduğun kavgalarda hiç "tutulmaz", ekseri fırtınayı andırırsın. İşin aslının öyle olmadığı her geldiğinde aklına, gömlek yakanın içine kaçarsın. Bir kez daha tutulur yüzün, Güneş gibi yarım kalırsın.
Kuyuya düşersin
Tam geçerken gün yanından, geçip gidecekken tam, bir acayip şey olur. Zamanın içinde bir tuzak açılır. Bir anın içindeki kuyuya düşersin. Dünya bir tık daha döner aslında, ama sen dünyanın etrafında dönüp gelirsin. Zamanın karın boşluğudur bu, anın rahmine düşer, orada dolanırsın. Bir eski güzel güne gider aklın, senin o zamanki yüzüne, ne de saf ve toy olduğuna, artık öyle olmadığına, bir daha öyle olmazsan sönüp gideceğine, kendine ve hayata hiç şaşırmazsa insan artık o kadar da yaşıyor sayılmayacağına...
Düşersin bir anın aralığından zamanın içine. Zaman tutulur, tutulursun sen zamanda. Yeniden kendine geldiğinde dışında yürüyen zamanın daha bir adım bile atmadığını görürsün.
Sorarsın, acaba hep bu zaman kuyularına düşsen daha mı çok yaşarsın? Ya zaman gerçekten o ise? Ya zaman, aslında kendi karın boşluğunda sürüyor da sen bunu atlıyorsan ya? Düşünsene, ne fena. Ya zaman, anın bir tutulmasıysa aslında ve sen bunu bilmiyorsan?
Bizim çocuklarımız
Nasıl tutulup kalmazsın? Çocukları dövüyorlar arkadaş! Sırf gövdeleri onlardan daha büyük olduğu için ve yeryüzünde çocuklardan daha uzun bir müddettir bulundukları için yapıyorlar bunu. Böyle bir cüretle varıyorlar çocukların üzerine.
Barbarlar çocuklara dokunuyorlar. Herkes kendinden sonra gelenden alıyor intikamını. Kendinden öncekinden alınmadığı için intikamlar durmuyor insanın kanı.
Nasıl tutulmaz insan? Fransa'da öğrenciler sokaklara dökülüyor arkadaş! Bizim çocuklarımız denize dökülüyor, görüyor musun? Bir gün belki bu ülkede herkes birbirini öldürecek diyorum ben, sen bunu hâlâ gerçek dışı mı buluyorsun?
Bu ülkede, başka bir nedenle değil, herkesin kendi kendinden nefret etmesi sebebiyle bir iç savaş çıkacak bir gün diyorum. Sen de benim gibi günlerin getirdiği karşısında tutulmuyor musun?
Bir kızı namus belasına öldürüyorlar Nizip'te. Issız bir mezarlıkta bir imam, telsiz mikrofonla gelen üç kişiye dua okuyor. Bu memleket, tanrıların kendilerini mikrofonsuz duymayacağını sanıyor diyorum ben. Tanrısıyla temiz kalpli muhabbetini kesmiş bu insanlar, bu yüzden kendi sesleri içinde boğuluyorlar. Fotoğraflara, gazetelerdeki yüzlere bakınca tutulmuyor mu kalbin, gölgede kalmıyor musun?
Bir kız bir futbol maçında annesi ölmüş gibi ağlıyor. Omzundan tutup "Kendine gel kardeşim!" demek istemiyor musun? Söyle, tutulmuyor musun?
Bir anlık karanlık
Tutulursun. Yoldan geçen birine tutulursun bazen. Oğlanın kirpikleri kıvırcıktır, fena olursun. Kızın eteği sallanır, senin dengen bozulur. Adam, nice yılı temize çekmiş gibi bir anda verir sigara dumanını dışarı, sen anladığını sanırsın, tutulursun. Kadın, tam o doğru anda omzunu uzatır yumuşak, boynun çocukluğuna döner uzanır, yine tutulursun.
Biri geçer yoldan bazen, bu hayat karşısında "tam tutulma" denen hadise gerçekleşir, Güneş'in görünmez olur. Ah! O bir anlık karanlıkta neler cancağızım, neler olur...
Sonra Güneş tutulur. Aklın tutulur Güneş'le bir. Tutulmakla ilgili bir yazı kendi kendini uydurur.
ecetem@hotmail.com
|
|