Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Nisan 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Öğretmen tayinleri


Türkiye'nin en çilekeş insanlarının başında öğretmenler geliyor. Ülkemizin en ücra köşelerine gidenler de onlar, bırakın ödüllendirilmeyi, her türlü eziyeti görenler de yine onlar.
Güya onlar geleceğin mimarları. Güya onlar, emanet bıraktığımız, en değerli varlığımız olan çocuklarımızın ikinci anne babaları. Ama onları, görev atanmadan önce de, sonra da öylesine demoralize ediyoruz ki kutsal mesleğin gereğini yerine getirecek halleri kalmıyor. İşte size iki mektup. Her ikisi de on binlerce öğretmeni ilgilendiriyor. Önce okuyalım. Değerlendirmesini daha sonra hep birlikte yapalım:
"2006 il içi yer değiştirme kılavuzu yayımlandı. Bütün öğretmenler şokta. Herkes tayin istemeye hazırlanırken mantık dışı bir uygulamayla karşılaştık.
Daha önce, 30 Eylül itibariyle 2 yılını dolduran öğretmenler il içi tayin isterken yeni kılavuzda bu hesaplama '30 Haziran itibariyle 2 yılını dolduranlar' şeklinde değiştirilmiş. Bu durumda 2004'te yer değiştirenler, 30 Haziran'dan sonra ilişik kesebildiklerinden dolayı 2 yılını dolduramıyor.
Çünkü 2004'te ancak temmuzda yer değişikliği yapılıyordu. Çünkü kararnameler 1 Temmuz'da elimize ancak ulaşabildi. Yüzde 90'ı da 1-10 Temmuz'da görev yerlerini değiştirebildi.
Yani 3-5 gün farkla bir yıl daha yer değiştirme isteğinde bulunamıyoruz. Önceki atamaların geç yapılmasının sorumlusu biz olmadığımız halde.
2004'te yer değiştirenler için hesaplamanın yine 30 Eylül itibariyle yapılmasını istiyoruz. "

Bu kadarı da olmaz
"Ağustos ayında ilk atama olarak Samsun iline atandım ve evliyim. Şubat döneminde de eşim Siirt'e atandı ve 04.03.2006 tarihli yeni yönetmelikle bir yere gelme hakkımız elimizden alındı. Çünkü stajyer öğretmenlerin adaylıkları kaldırılmadan eş durumundan tayin isteme şansı yok. Bu durumda, bir buçuk yıl içinde bir yerde buluşma şansımız yok ve bizden verimli bir şekilde öğretmenlik yapmamız bekleniyor..."
Evet, iki ayrı mektup ve iki farklı şikâyet konusu. Her iki konuda da mağdur olan öğretmenler. MEB, her iki konuda da dayatmacı. Ben ne dersem o olur mantığının esiri. Öğretmenler huzursuzmuş, mutsuzmuş umurlarında değil.
Bakanlık öğretmene karşı bu kadar kırıcı ve acımasız olunca, öğretmenlerin öğrenciye yaklaşımı da maalesef bu durumdan etkileniyor. Kendisi huzursuz olan bir öğretmen, ne kadar huzur dağıtabilir ki!..
Televizyon ve internetteki şiddet ile okullardaki şiddet arasında bir bağ var mı? Bu konuda çok şeyler söylenebilir. Peki ya okullarda yaşanan şiddet olayları ile sokağa taşan şiddet arasında bir ilişki kurulabilir mi? Bu konuda da çok farklı argümanlar ortaya konabilir. Beyin jimnastiğini biraz daha öteye götürüp sokağa taşan şiddet ile terör olayları arasında öyle ya da böyle bir etkileşim söz konusu olabilir mi sorusunu kendimize yöneltebiliriz. Cevap, yine kişiden kişiye çok farklı olacaktır.
Bu konularda polisten üniversitelere, sivil toplum örgütlerinden araştırma şirketlerine kadar hemen herkes bir çalışma içerisinde. Sonuçlar da birbirinden çok farklı. İktidarın olaya yaklaşımı ise tüm tespitlerin ötesinde: Medya abartmasıymış.
Sanki ortada bir şey yok da gazete ve televizyonlar abartıyormuş. Pireyi deve gösteriyormuş...
Bu yaklaşım tarzını 80'li yıllardan çok iyi hatırlıyoruz. Yok ya da abartılıyor denilen şiddet ortalığı kan gölüne çevirdiğinde bile görmezlikten gelinmişti...
Özetin özeti: Huzurun yolu okullardan geçiyor. Öğretmeni ve öğrencisi mutlu olan bir toplumu sokağa taşımak kolay olmaz!..

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Keskin sirke kime zarar?
DİYARBAKIR, 29 Mart Çarşamba; vahim olaylar c...
Çetin ALTAN
Abartılan güç, belaya gebe kalır...
Altmış yıldan bu yana, hemen hemen her gün çe...
Melih AŞIK
Suçu neymiş?
Eski DEHAP Batman İl Başkanı Mehdi Öztüzün ya...
Fikret BİLA
Türkiye masaya oturmaya zorlanıyor
Diyarbakır ve Batman olaylarının ardından İmr...
Hasan CEMAL
Her şey siyah beyaz!
Öyle topraklar ki, insan dolaştıkça içi acıyo...
Güneri CIVAOĞLU
Hedef, 1 Mayıs
PKK'nın hedefi, Diyarbakır ve Batman'daki gör...
Can Dündar
Diyarbakır'da en başa mı dönüyoruz?
Cılız bir umut ve kör umutsuzluk...
Abbas GÜÇLÜ
Öğretmen tayinleri
Türkiye'nin en çilekeş insanlarının başında ö...
Semih İDİZ
'Politikacı, işler kötüye gidince medyayı suçlar'
Amerika'da 30 milyon dinleyicisi olan ve tica...
Sami KOHEN
'Kolay'ı da 'Zor'muş!
Ankara'da resmi ağızlar haftalar önce, AB ile...
Metin MÜNİR
Çabuk büyü, çabuk bat, cesedin güzel olsun
AKP'nin ekonomide başarılı olmasının ardında ...
Hasan PULUR
Beşiktaş'ın belediye başkanları...
BEŞİKTAŞ belediye başkanlarının bir geleneği ...
Derya SAZAK
Medya takıntısı
İktidar-medya ilişkileri böyledir: Eleştiri b...
Meral TAMER
İş Bankası çalışanları üzerinden...
Alman Lisesi'ni bitireli uzun yıllar olduğu h...
Tamer HEPER
Bu kadar aciz kalınamaz
Geleceğin umudu olan gençlik bu kadar kolay n...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası'na başkan adayım var
London School of Economics mezunu, master der...
Güngör URAS
Düzeltmeyle 'iyi büyüdük'
Hükümetimiz, Devlet Planlama Teşkilatı, iktis...
M. Ali BİRAND
PKK'nın oyununa gelinmemeli
Perşembe akşamı Kanal D Ana Haber Bültenine ç...

© 2006 Milliyet