Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 25 Nisan 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Suçlu Gerets mi?

Gerets'e, Hakan Şükür'e ya da herhangi bir taraftara ligin devre arasında bu tabloyu sunsaydık. Yani 'Fenerbahçe maçından puan eşitliğiyle çıkacaksınız!' ne derlerdi? Bir de üzerine şunu koysak: Fenerbahçe sizinle oynadıktan sonra Trabzon'a gidecek ve hafta içi de Beşiktaş'la final oynayacak. Lig tarihinde TSYD Kupası olduğu dönemler dahil bu üç maçı, resmi oyunlarda üst üste oynamış takım var mı acaba? Farklı ve moral bozucu yenilgiyi bir kenara bırakın. Böyle bir tabloyu ligde hep takipte olmuş, 6 puan geriye düşmüş, genel bir görüşle şampiyon olması çok zor bu takıma sunsak...
Büyük resime baktığınızda şu ortada ki, Galatasaray baştan bu yana önüne koyduğu reel hedeflerin çok önünde. 4-0'a, çok kötü oyuna rağmen.
Şimdi gelelim derbiye:
Maçı bir kez daha, bir kez daha seyrettim. Bu oyunda Gerets'i eleştirilerin temeline koymak (ki bunu kısmen ben de yaptım) haksızlık. Oyunun Galatasaray'ın ayakta olduğu ilk 15 dakikasının ardından Tomas'ın performanssızlığı, Cihan'ın çaresizliği, Ayhan ve Saidou'nun perişanlığı, Hakan'ın - sakatlıktan kaynaklanıyor olması muhtemel - kolay markajlanması oyuncu değiştirmekle altından kalkılamayacak bir sıkıntılar zinciriydi. Buna kupada oynatmadığı için eleştirildiği Mondragon'ın vasatlığını ekleyin. Necati ya da Ayhan ilk dakikalarda golü atmış olsalar Fenerbahçe'nin içinden çıkamayacağı bunalımı da. Bu tabloda Gerets tek suçlu olamaz.

Kurgu önemli
Ve sonra Fenerbahçe'nin haftalardır yenilmez hatta gol yemez 4-4-1-1'ini koyun. Daum'un en az Gerets kadar risk alarak Selçuk -Aurelio göbeğini sahaya sürüşünü. Appiah sağda, Tuncay solda. Bu hat kadro açıklandığında en az Gerets'in tercihleri kadar eleştiri aldı maç öncesi. Ama bu dört oyuncu da iki yönlü oynayabiliyor. Ve Daum orta sahayı böyle kurduğu sürece Türkiye'de, Fenerbahçe'yi yenecek takım çıkabilir, ama oyun üstünlüğünü sağlamak olanak dışıdır. Bunu 7 haftadır görüyoruz. Bu orta saha bozulduğunda ve tempo yapan bir takımla karşılaşıldığında ne olabileceğini de Manisa'da gördük. Daum takım için en doğru oyunu buldu 2 ay önce. Bu hafta karşılaşacağı Trabzon'u da ancak böyle geçebilir. 4'lü iki yönlü orta saha Fenerbahçe'nin savunma sıkıntılarını ortadan kaldırıyor, çünkü savunma aslında 7 kişi oluyor. Alex'i rahatlatıyor, ona pas ve koşu koridoru seçeneği yaratıyor, çünkü tek santrforlu, ama 7 hücumculu oluyor. Böyle iki yönlü bir oyun ve Avrupa'da da iş yapar. Ne olur, Şampiyonlar Ligi'ni mi kazanır? Hayır. Ama PSV ne kadar yapabiliyorsa Fenerbahçe de bu oyunla onu yapar, Schalke ne kadar yapıyorsa o kadarını yapar. Bu futbol buna yeter de artar bile.
İşte bu tabloda Gerets tek ve temel sorumludur demek mümkün, en azından insaflı değil. Galatasaray'ı buraya getiren ve belki daha da ileri götürecek oyuncuların ne olursa olsun bu performanssızlıkları Gerets'ten daha büyük sorundur.

Tuncay ne yapıyor?

Özür diledi. Bir anlık heyecanın kurbanı olduğunu düşündük. Tuncay böyle bir adam değildi çünkü. Yapmazdı. Biz öyle sanıyormuşuz meğer. Son derbi sonrası yaptığıyla ortaya çıkıyor ki yanılıyormuşuz. Bağırıyor: 'Bir baba hindi' susuyor sonra. Devamını getirmiyor. Sonra diğer tribüne 'Bir baba hindi' yine devamını getirmiyor, diğer tribüne. Taammüden, uyarı aldığı bir suçu yeniden işliyor. Bir de hinlik yapıyor. Yarısını söylüyor tezahüratın. Bir baba hindi dediğin anda aslında devamını da söylemiş olmuyor musun Tuncay? Kimileri gibi desen ki "Ne var bunda! Küfür mü ediyorum hakaret mi ediyorum. Masum, çocukluğumuzdan kalma bir tezahürat bu". En azından dürüstçe yapmış olursun yapacağını. Ya da hiç yapmazsın, 1 ay önce yaptığın masum bir espri olarak kalır. Ama genel bir kanıyla yanlış ve o maç içinde başını okşadığın arkadaşların tarafından incitici bulunmuş bu işe yeniden soyunman. Disiplin uyarısı aldığın bir eylemi tekrarlaman. Olmuyor, hiç olmuyor. Bu nasıl bir ruh hali?

İyi gitmiyor
İlk şaşkınlığım İsviçre maçındaydı Tuncay hakkında. 4. golü bulmuştu 10 numara. Ve daha normal sürenin bitmesine 4 dakika yani, maçın bitmesine nereden baksan 8 dakika vardı. Rakip şoka gireceğine golü atan Tuncay girdi. Golü kollarını savurarak ve kahretsin nidalarıyla karşıladı Tuncay. Hedefi Milan olan Tuncay koşup topu alıp santraya dikeceğine kendi attığı golle yıkılmıştı. O günden bu yana bu genel psikolojiyi izliyorum. Ve görüyorum ki, iyiye gitmiyor.
Sakarya'dan Oğuz gelmişti, Aykut gelmişti, Engin gelmişti, her gelen bir hoşluk bırakmıştı bu köhne şehire. Tuncay da bu geleneğin bir parçası sanıyordum. Ama Tuncay ısrarla bunu yıkıyor, darbe üstüne darbe vuruyor.

Semih mi, Anelka mı?

Fenerbahçe'nin maç içi sürekliliği Tuncay'la birlikte en yüksek olan oyuncusu Nobre. Anelka'nın tokluğu ve onun açlığı, Anelka'nın ısırmaması ve onun çılgınlar gibi, deliler gibi saldırması sezon başı tahminlerini alt üst etti. En başta benimkileri. Form, performans ve oyuna adaptasyon Nobre'yi santrforda bir numaralı seçenek yaptı. Zaten Anelka'nın klasik bir santrfor olmadığı da ortada. Şimdi Daum'u Nobre'sizlikte bekleyen problemi nasıl çözeceğine bakmalıyız. Direkt olarak Anelka'yı sahaya mı sürecek? Yoksa Nobre'nin oyun karakterine çok daha yakın ve bu sisteme çok daha uygun olan Semih'i mi?

Mabette olur mu?

Bu argo değil. Argonun da ahlâkı vardır. Bu küfür değil. Küfürün de adabı vardır.
Küfür bu kadar iğrenç olmaz, spontanedir. Sonra kalıplaşır anlamını kaybeder. Bir kelimedir, bir tamlamadır artık. Birisine en ağır küfrü ederken bile aslında o kelimelerin anlattığını söylemek istemezsin. Karşındakinin annesiyle, kız kardeşiyle işin yoktur senin. 10 dakika sonra görsen elini öpersin o ananın çünkü. Ama o küfürü de edersin. Çünkü amacın karşındakinin ruhuna zarar vermektir. Düşünmeden bir kalıbı öfkeyle saydırırsın. Cumartesi Fenerbahçe tribünlerinde açılan pankart bunların hiçbirine uymuyor. Vıcık vıcık bir iğrençlik bu. Bundan herhangi aklı başında bir insanın rahatsız olmaması mümkün mü? Herhangi bir Fenerbahçeli'nin iğrenmemesi. Şimdi cemaat imanıyla karşı çıkmayın. Bu kabullenebilecek bir şey mi? Siz bunu yapar mısınız? Size yapılsa ne dersiniz? Tanrı aşkına, renk imanınızı bir kenara bırakıp, biraz aklınızı kullanın. Bu pankartın açıldığı yer eğer sizin mabedinizse, bu nasıl bir mabettir. Buna bir Fenerbahçeli, o stada çocuğunu, karısını, aklını, yüreğini, aşkını götüren bir insan nasıl bir şey demez? Mabedde bunlar mübah olur mu?

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Kılıçlar çekildi
Mimar Petkoviç!
Roma kancası
Güzel ve çirkin
Eric Gerets'e destek mesajı
Trabzon tetikte!
Erzik: Tablo hiç hoş değil
Çakır'a süper not
Ulusoy ifade verdi
Kar tanesi
Çetiner gurur dolu
Biri durdurdu, diğeri vurdu
Hoş geldin Timsah!
'Arabanın hakkını verdim'
Aşk, teknik bir hadisedir
Dereli fark attı
Şölen meşalesi yandı
Sakaryaspor yolda kaldı: 1-1
İlk finalist belli oluyor
Potada bayanlar final için sahada
Haber turu...
Suçlu Gerets mi?
'Arabada beş, evde on beş'
Ah! Bir inansak çocuklar!
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Suçlu Gerets mi?
Gerets'e, Hakan Şükür'e ya da herhangi bir ta...
Ercan GÜVEN
'Arabada beş, evde on beş'
Polisin stadlardan çekilip yerini "özel güven...
Nilay YILMAZ
Ah! Bir inansak çocuklar!
Şu vakte kadar 31 maç oynanan tam ortopedik l...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet