|
Beyaz Türkler, Zenci Türkler
ERTUĞRUL Özkök'ün çok önemli yazısı... Merkez Bankası Başkanı'nın eşi Düriye Yılmaz'dan bahsederek, "Cumhuriyet Türkiye'sinin rol modelleri bu kadınlar mı olacak?" diye sorarak endişesini ifade ediyor:
"Acaba köylerden ve varoşlardan gelen bir 'garibanizm ihtilali' mi yaşıyoruz? Acaba bu ihtilal 'Beyaz Türklerin tasfiyesi sürecini mi başlattı?
Acaba 'Beyaz Türkler' tasfiye edilince bu ülke daha mı güzel olacak?" (Hürriyet, 21 Nisan 2006)
Özkök "irtica" kışkırtması yapmıyor, bir kesimde uyanmış olan endişeyi ifade ediyor.
Özkök'ü okurken Başbakan Erdoğan'ın "zenci" benzetmesini hatırladım. Demek ki bu ülkede "Beyaz Türkler"de tasfiye edilme endişesi, "Zenci Türkler"de ise haksız kısıtlamalara, aşağılamalara uğradıkları düşüncesi var.
Seçkin-halk çelişkisi
Bugün "Beyaz Türkler" ve "Zenci Türkler" diyoruz. Osmanlı'da da "havas" (seçkinler), o zaman "avam" denilen ahaliye küçümseyerek bakardı.
Cumhuriyet devrinde, seçkinci devlet partisinin "ayaktakımı, çapulcu, haso memo, kasketli, cahil, mürteci, faso fiso vatandaşlar" diye gördüğü milyonlar 1930'larda Serbest Fırka'yı, 1950'lerde Demokrat Parti'yi desteklediler, "Yeter, söz milletin" diyerek.
1950'de Türkiye yüzde 80'i köylü, içe kapanık, durgun bir toplumdu. DP'nin miting fotoğraflarında "kasketliler, şalvarlılar" çoktur, kadın yoktur. CHP mitinglerinde ise "fötr şapkalı ve kravatlı" 'beyler' çoktur.
Bu durgun toplumsal yapı 1950'lerde değişmeye başladı ama 1970'lerde bile Anadolu'da hâlâ sokakta, çarşıda pazarda kadın pek görülmezdi. (1)
Yassıada'ya gidip askeri mahkemeyi izlemeleri hayal bile edilemezdi.
Demokrasi, kalkınma, eğitim, şehirleşme gibi gerçek modernleşme dinamikleri sayesinde köylü çocukları okudular, iş ve meslek sahibi oldular, yükseldiler. Hem orta sınıflaşma gelişti hem geçici bir kategori olarak varoşlar oluştu.
Bu değişimde evine kapalı 'geleneksel kadın' da türban yoluyla "modernleşmeye katılım ve geleneksellikten emansipasyon" sürecine girdi. (2)
Çoğulcu modernleşme
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve ailesi bu karmaşık değişim sosyolojisinin bin bir çeşit fotoğraflarından biridir. İyi ki köyde kalmamışlar, buralara yükselmişler!
Modernleşme bir yapı değişimidir: Kalkınma ve demokrasi 'merkez' ile 'kenar' arasındaki duvarları yıkar, 'kenardakiler' artık 'merkez'e yönelir, eşitlik ve katılım talepleri çok güçlenir. (3)
Siyaset, kültür ve hukuk hayatımızda bunun gerilimlerini yaşıyoruz.
Türkiye'nin yeni krizlere tahammülü yoktur!
AKP, seçim gecesi "herkesin hayat tarzına saygı" garantisi vermişti. Şimdi madem "Beyaz Türkler"de bir "garibanizm ihtilali" endişesi oluşmuştur, bunu mutlaka gidermek ve toplumsal dengeye özen göstermek AKP'nin görevidir.
"Zenci Türkler"in 'merkez'e yönelik "katılım" ve "eşitlik" talepleri modernleşmenin eseridir, "Beyaz Türkler" de bunu kabul etmelidir.
Modernleşme zorunlu olarak çoğulcu toplum yaratır. Ayrıca Türkiye'de "beyaz" veya "zenci", öbürünün katılımı olmadan tek başına ülkeyi istikrar içinde yönetmek artık imkânsızdır.
'Rasyonel' formülü Güler Sabancı söylüyor: Hayat tarzlarını sorun yapmamak, "iş"e bakmak!
1) B. Ecevit, Atatürk ve Devrimcilik, sf. 80.
2) 1. Ulusal Sosyoloji Kongresi, İzmir 1993, cilt 2, sf. 619, vd.
3) M. Weber On Charisma and Institution Building, LIV.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|