|
 |
|
|
Spor özürlü CHP
Futbola "12 Eylül darbecisi" gibi yaklaşmak yakıştı mı CHP'ye?..
Hele "Ana Muhalefet" olarak, iktidarı denetlemek ve ülkeyi "kurallar çerçevesinde yönetmesi" için baskı yapması beklenirken, "kuralların ihlal edilmesini" teklif etmek?
Samsun'a göz kırparken, Diyarbakır'ı siper etmek?
Yakıştı mı?..
Bütün bu gafletin altında yatan, sporu bilmemek...
Sporun gücünü, etkisini, değerini hesaplayamamak.
İktidar partisi, Futbol Federasyonu Başkanlığı'ndan, Top Toplayıcıları Derneği seçimlerine kadar her türlü sportif birime "adamlarını" yerleştirmeye çalışıp ülkedeki büyük futbol ivmesi ile gücüne güç katmaya uğraşırken, futbolu bu kadar küçümsemek "kavrayışlı" bir davranış mı?
* * *
Milletvekilleri bireysel popilizmleri ile kanun teklifleri verebilir. Lakin kitlesel bir partinin başkanı çok daha geniş açıdan bakmalıdır ülkeye.
"Diyarbakırspor ligde kalmalıymış. Samsunspor Atatürk'ün milli mücadele adımını attığı kentin takımı olarak yanına eklenmeli"ymiş!..
Sap ve saman, hiçbir zaman bu kadar karışmamıştı.
Bir korkudan, biri sevgiden... Ya da "oy" hesabı.
Bir taşla iki kuş vuruyorsun ama taşın düştüğü yeri hesaplayamıyorsun... O zaman Maraş'ın kahramanlığını, Urfa'nın şanını, Erzurum'un Kongresini, Amasya'yı, Eskişehir'i, Çanakkale'yi unutmasan da en azından es geçiyorsun.
Sahi, küme düşmekten Fenerbahçe'yi yenerek kurtulabilecek Denizlispor'a da bir mesaj gitmiyor mu bu arada?
"Kaybetsen de üzülme"...
* * *
Uluslararası futbol rezaleti anlamına gelecek bu uygulama, ulusal anlamda da "skandal" aslında.
Bir kere "terör korkusuyla" bölgeye sürekli ödün verilmesini istiyor mu bakalım herkes?
Yatırım, altyapı, sağlık, eğitim... Hepsi tamam.
Ama "kuralları ihlal ederek" iltimas geçmek ne demek? Terör olmayan bölgelerdeki takımları mı cezalandırıyorsun?
Ben PKK militanı olsam, Sayın Baykal'ın önerisi hayata geçtiğinin ertesi, bölgede propogandaya başlarım:
"Ligde kalmanızı bile bize borçlusunuz arkadaşlarım"!
* * *
Sayın Baykal anlamadığı bir konuda belki dolduruşa gelerek topu kendi kalesine attı sanki... "Futbolun Anayasası bir kere delinmekle bir şey olmaz" dedi.
"Zaten deliniyormuş"...
Takipçisi olması gereken kim peki?
Koskoca CHP'nin genel başkanını -konu futbol da olsa - "strateji" hatası ile suçlamak cesaretini nereden mi buluyorum?
Çünkü biliyorum... Belgem var!
Cemal Ersen dostumla birlikte, federasyon seçimlerinde maniplasyon yapmaktan çekinmeyen İktidar'a, Muhalefet'in cevabını merak ettik ve bir dizi röportaj yaptık.
Düşünün; Milliyet gibi bir gazetede tam sayfa eleştirebileceksiniz İktidar'ın tavrını. Ne söyleseniz yazılacak... Bir tek CHP lideri sayın Baykal'la yapamadık.
Sayın Mehmet Ağar, Sayın Erkan Mumcu iletişim kurduğumuz gün randevu tarihini belirledi. Röportajlardan sonra açtılar teşekkür ettiler. CHP'nin labirentlerinden ise bir ses bile gelmedi. Ya fikirleri yoktu, ya bilmiyorlardı, ya da halkın önceliklerini hissedemiyordu "Halk Partisi".
Ne yazık ki, gerçek bir kez daha ortaya çıktı.
Mona Lisa Sergen
Lig bitmedi Beşiktaş bitti...
Sayın Demirören istemese de rakipler kendisini canı gönülden alkışlıyor tabi...
Türkiye Kupası'nı aldıktan sonra tribün protestoları arasında takımı darmadağın etmek için ne gibi "yönetim becerileri" gerektiğini bilemem ama Sergen'den jübile isteyenin "futbol zevkinden" şüphe ederim ben!..
O, futbolun şiiridir...
Sanat eseridir.
Sergen'in değerini bilmemek Mona Lisa'ya vesikalık fotoğraf muamelesi yapmak gibi bir şeydir. Tektir o... İstediği kadar, gücü yettiğince oynamalıdır.
Bir sene... Belki bir sene daha... Orta sahadan rakip ceza yayına gidebildiği sürece genlerindeki estetiği sergilemek onun vazifesi olduğu gibi, ona bu fırsatı yaratmak da futbolla ilişkili her insanın görevidir.
Ya oynatmaya çalışacaksın, ya oynayacağı başka bir yer arayacaksın. Belki yönetimden bir kişiyi "Sergen Bakanı" yapacaksın.
Vefayı boş verin... Futbol bağlamında bunca şiddet, nefret, hakaret, alavere dalavere konuşulan bir ortamda futbol için, futbolun estetiği adına değmez mi bu kadar fedakârlığa.
'Hadi oradan'
Böyle bir final yaşanmayalı kaç yıl oldu acaba?.. Belki de hiç yaşanmadı.
Lig şampiyonu olacak takım...
UEFA'ya katılacak takım...
İkinci Lig'e düşecek takım, son hafta son düdükle belli olacak.
Ve hepsi birbirini etkileyecek.
Bizim uğraştığımız ne?..
Cordoba maçı sattı mı?
Size bir şey söyleyeyim mi, eğer sattıysa da helal olsun ona!.. Bu kadar büyük rol yeteneği, bu kadar iyi zamanlamaya azdır aldığı para.
Satmadıysa...
O zaman yazık oldu yüzde 99'u Müslüman ülkemiz insanlarına... Nüfusun yarısı iftira oskarı alarak direk cehenneme... Kul hakkı falan da cabası.
İkinci merak; Polat ve Demirören neden yemek yedi?
İkiyüzlülük ruhumuza işlemiş... Biz değil miyiz yöneticiler kol kola girsin diyen?
Kısacası, hiçbir şeyin keyfini çıkaramıyoruz. Gerilim, şüphe, endişe... Polisiye roman gibi hayatımız.
İşin komik tarafı, on sene sonra bu sezonu anarken, "ne heyecandı ama" denilecek.
Yaşıyorsam ve yazıyorsam başlığımı söyleyeyim:
"Hadi oradan"!
20.45 yetmez!
Adnan Polat "Pazar günü 20.45'de şampiyonuz" demiş...
Olabilir... Lakin bu şampiyonluk kupasını alabilecekleri anlamına gelmemektedir!
Geçen haftayı unutmayın... 20.48'de ne durumdasınız o önemli.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|