Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Haziran 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
En büyük Ali Şen!

Şimdi anladınız mı Ali (Şen) ağabeyin zekasına ve karizmasına her fırsatta neden saygı duruşunda bulunduğumu?.. Müthiş bir insan. Akıl ve taktik gurusu...
"Fenerbahçe'nin başkanlık kâbusundan alnının akıyla çıkan bir kişi gösterin" deseler, Ali Şen'den önce başka bir isim söyleyene şaşarım doğrusu.
* * *
Açalım isterseniz:
Ve kişisel ilişkiler açısından başlayalım...
Sayın Aziz Yıldırım, Ali ağabey'in işaret ettiği başkan adayının yerine bir oy farkla seçildiği sekiz yıl öncesinden mimlenmişti.
Devrinin yarısını başarısızlıklarla, diğer yarısını Ali Şen de dahil olmak üzere tüm futbol camiasını bilerek isteyerek karşısına almakla geçiren sayın Yıldırım'ın Ali ağabey'e "yardımcı" olmadığını söylemek haksızlık olur.
* * *
Lakin "icraat" da vardı bir yandan...
Fenerbahçe'nin büyüme hızı Çin'i kıskandıracak kadardı.
Ali Şen devrindeki "sözlü" büyüklük iddiaları çelik ve çimentodan kalıplara yazılıyordu.
Ali ağabey'in bir ata yadigarı gibi özenle koruduğu, sakındığı, gururlandığı, "en büyük başkan" ünvanı ufak ufak avuçlarından kaymaktaydı.
Sayın Yıldırım'ın beton anıtları uzak ara yapmıştı selefine...
Ve gün geldi, başı sıkıştı sayın Yıldırım'ın.
Belki Ali ağabey üflese yıkılacaktı.
* * *
Tam tersini gerektiriyordu zeka ve taktik... Çünkü Ali Şen, olası Fenerbahçe hüzünlerinde faturanın Yıldırım Devri'ne son noktayı koyana kesileceğini çok iyi biliyordu.
Sahip olduğu "büyük başkan" imajı, sevmediğini açık açık deklare ettiği Aziz Yıldırım'ı alaşağı etmek için riske atılmayacak kadar önemliydi Ali ağabey için.
Kulübe gitti...
Çıktığında tüm dizginleri ele geçirmişti.
Bundan sonra sayın Yıldırım'ın başarılarında, lafa "Aziz'e dedim ki" diye başlayacak, başarısızlıklarında "elimden geleni yaptım" diye bitirecek ve her zaman yüksek rütbede mevkilenecek bir Ali Şen var artık Bodrum'da.
Biat edilmiş... Büyüklüğü kabul edilmişti...
Aziz Yıldırım med-cezir krizlerinin bedelini ödemeye Ali Şen'i "tanıyarak" başlamıştı.
* * *
Fena mı?
Asla... "Ben ve diğerleri" duvarlarına koskoca bir delik açılmıştı böylece.
Kişisel ilişkilerden daha önemlisi Fenerbahçe meselesiydi.
Ali Şen, "sevmiyorum" dediği Aziz Yıldırım'a elini ve enerjisini uzatırken, aynı zamanda Fenerbahçe'yi de büyük kaosun kıyısından çekip alıyordu.
Sayın Yıldırım gider mi döner mi, tek kelime yazmayan az kişiden biri de benim. Hiç niyetim de yok yazmaya. Bu tuzaklara düşmemeye gayret etmekteyim. Ama ortada görünen gerçek; gitse de dönse de, Fenerbahçe öyle güçlü bireylerden oluşan bir camia ve öyle büyük bir üst dayanışma ki, fırtınalar ancak yaprak koparıyor... Kökler daha sağlam tutunuyor toprağa.
Köklerden en büyüğü de Ali Şen galiba.
* * *
NOT: Bu yazıdan önce elim telefona gitti, vaz geçtim aramadım Ali ağabey'i... Bu düşüncelerimin teyidini almaya çalışsam, "konjonktür" gereği öyle ters sarma yapardı ki, yazacak şey kalmazdı. Şimdi ondan telefon bekliyorum. Hangi bölümlerde yanlış fikir yürütmüşüz anlayalım. Sayın Yıldırım'ın itirazı varsa onu da internet sitesinden okuruz artık. Malum, genel yayın müdürlerinden aşağı muhatap olmaz "büyük" başkan.

Resmi Yalan

Tümer Fenerbahçe'ye nasıl gitti?
Bal gibi gitti. Bonservisi elindeydi, para konusunda anlaştı. Attı imzayı.
Tıpkı Nobre gibi.
Bunlar önemli değil. Futbolcuların üçbüyükler arasındaki transferleri her ne kadar o futbolcuların gelecekleri üzerinde olumsuz izler bırakırsa da futbol açısından renktir.
Bu kadar para kazanıyorlar; bir de onların istikbalini kendimize dert mi edeceğiz!
Bence Nobre ve Tümer transferinde, Beşiktaş ve Fenerbahçe internet sitelerinin YALAN haberleri çok daha önemlidir.
Diyorlar ki, "haberi resmi sitemizde görmeden inanmayın"...
"Medya'daki yalanlara kanmayın"...
Ben de diyorum ki, "Medya yalan yazmaz... Yalancılara alet olur bazen".
Hele yalancılık bu kadar "resmiyet" kazanmışken.
Midem bulanıyor.

Gülhane Parkı, Ceviz Ağacı

Yılın spor haberi geçen gün çıktı ve "Gülhane Parkı'ndaki Ceviz Ağacı" gibi kimse farkına bile varmadı.
Zaten Gülhane Parkı kadar spor sayfalarının genişliğinde Ceviz Ağacı gibi fark edilmeyecek bir kuytuya yerleştirilmişti.
Ne mi?
Futbol Federasyonu'nun teknik koordinatörü Gündüz Tekin Onay "Doğu'da çocuklar için futbol köyü" kuracaklarını açıkladı.
İlk adımlarından beri Ters Köşe'ye taşıyorum bu pojeyi. Engelliler ile başladı, Doğu'ya uzanacak, oradan da Çocuk Esirgeme Kurumlarına kadar yayılacak diye müjdelemiştim zaten.
Tedavi edici özelliği o kadar derinlere inen bir girişim ki bu, bence sporda yılın değil yüzyılın haberi.
Van ve Diyarbakır'da ilk adımları atılacak futbol köylerinde doğulu çocuklar, erkekler-kızlar, futbol oynayacak. Milli Takım antrenörleri, milli futbolcular bu okullara gidecek çocukların başını okşayacak.
Düşünsenize... Yaşadıkları ülkeden "iş" ve "aş" istemekten bıkan ve bıktıran nesillerin evlatlarına en çok ilgi duydukları bir alanda uzanan sosyal bir el...
Milli duyguları futbol tenceresinde köpürten bir proje...
Helal olsun düşünenlere.
Ve helal olsun bu haberi Gülhane Parkı'ndaki Ceviz Ağacı'na çevirenlere.

Yılmaer'e sevgi Belge'ye saygı

Spor Yazarları Derneğimiz'in yeni başkanı Esat Yılmaer'i ve yönetimdeki kıymetli meslektaşlarımızı önce gönülden kutlar sonra güç kuvvet, sabır, metanet dilerim.
Saygınlığımızı bir basamak daha yükselteceklerinden, mesleki baskılarda yanımızda olacaklarından eminim.
Gittikçe zorlaşan bu fahri göreve Başkan Onur Belge'nin katkıları için teşekkürlerimi de eklemeliyim. Onuruyla aldığı görevi dört sene şaibesiz, dedikodusuz taşıdı ve şerefiyle devretti. Eleştirdik kızmadı... Futbolun ve sporun en zalim günlerinde yüreğindeki sevgiyi soğutmadı. Uzlaşmacı tavrı ile mesleği kavgalardan uzak tutmaya çalıştı. Bence başardı ve başkanlık odasının duvarındaki şerefli portreleri bir tane daha arttırdı.
Darısı Esat Yılmaer'in başına.
Geriye ne kalıyor ki, bu bir günde tüketilen ürünleri her gün yeniden inşa eden yarı çılgın idealistler dünyasından.

eguven@milliyet.com.tr




SPOR
Sıra hocaya geldi
Polat yine gürledi
İlk Ateş Necati'den: 1-0
Gilberto korkusu
Rangnick sürprizi
Yağmur adam Federer
Phoenix eşitledi
Burdur yürüdü
DÜNYA KUPASI'NA DOĞRU
Haber turu...
En büyük Ali Şen!
Değişim gerçeği
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Ercan GÜVEN
En büyük Ali Şen!
Şimdi anladınız mı Ali (Şen) ağabeyin zekasın...
Bilal MEŞE
Değişim gerçeği
Bir Gana'ya bakıyorum, bir de Suudi Arabistan...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet