Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Haziran 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ADALETİ ARAYAN SAVCI, GÜNEY'İN İDAMINI YAZDI:
'Silah kullandığına dair bir delil yoktu'

"Türkiye'de yargı bağımsız değildir" dediği için yargılanıp beraat eden savcı Mete Göktürk, emekliliğinde yazdığı kitabında, 12 Eylül döneminde idam edilen Veysel Güney'in yargılanma sürecini anlatıyor

ŞÜKRAN ÖZÇAKMAK İstanbul

"Türkiye'de yargı bağımsız değildir" dediği için yargılanan ve beraat eden savcı Mete Göktürk, emekliliğinin ardından yazdığı "Adaleti Gördünüz mü?" isimli kitabında, 12 Eylül döneminde idam edilen ve cenazesi ailesine verilmeyen Veysel Güney'in çarpıcı yargılama sürecini de anlattı.
Göktürk, "Güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girerek bir teğmenin ölümüne neden olduğu" iddiasıyla 25 yıl önce, birkaç ay içinde yargılanıp idam edilen ve mezarının nerede olduğu hâlâ bilinmeyen "Devrimci Yol davası" sanığı Veysel Güney'le ilgili olarak, "Güney'in silah kullandığına ilişkin bir kanıt elde edememiştik. Benim ilk tespitlerimle Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nin kararında varılan sonuç örtüşmüyordu" diye yazdı.

İlk ifadesini o aldı
Yakalanmasının ardından Güney'in ilk ifadesini alan kişi olan Göktürk, olayı şöyle anlattı:
"1980 yılı sonuydu. Gaziantep'in Kolejtepe mevkiinde bir apartmanın en üst katında yasadışı örgüte mensup iki kişinin barındığı haber alındı. Güvenlik güçleri tarafından eve yapılan operasyonda, biraz aceleci davranılması nedeniyle çatışma çıkmıştı. Bir militan ölmüş, bir teğmen şehit düşmüştü. Çatışmanın yaşandığı apartmanın havalandırma boşluğundan kaçmaya çalışırken yakalanan ve görevlilerce feci şekilde dövülerek ağır şekilde yaralanan Veysel Güney'in hastanede ilk ifadesini ben aldım. Hazırlık soruşturmasını ben yaptım. Çatışmada, Güney'in silah kullandığına ilişkin bir kanıt elde edememiştik. Benim ilk tespitlerimle mahkeme kararında varılan sonuç örtüşmüyordu. O günlerde yaşanan ortamın olağandışılığı da göz önüne alındığında, yargılamanın tarafsız ve adil yapılmamış olacağına ilişkin kuşku duyuyordum."
Göktürk, 24 yaşındaki Güney'in idam edildiği 10 Haziran 1981 gecesini ise şöyle anlattı:
"Saat 02.00'de Veysel'in annesi babası ve erkek kardeşi geldi. Güvenlik açısından sakıncalı bulunduğu için, cemsenin içerisinde oturan Veysel'le birer dakika görüşmelerine izin verildi. Kucaklaşmalarına dahi izin verilmedi. Anne ve babası ağlıyordu. Kardeşinin, 'Sen inandığın bir dava uğruna ölüyorsun. Bunun için onur duymalısın. Korkmadan git ölüme' dediğini duydum. Kardeş Güney'in anında eli kelepçelendi ve sorgulanmak üzere götürüldü. Annesi ağlıyordu, 'Kulunuz köleniz olayım, bu oğlumu bari bana bağışlayın' diye yalvarıyor, kendini askerin ayaklarına atıyordu. Bu çırpınışlar ne Veysel'i, ne de kardeşini kurtaramadı."
Veysel'in son isteği, sigara içmek ve babasına mektup yazmaktı. Yazdı, ancak mektup, örgüt propagandası içerdiği gerekçesiyle babasına verilmeden mahkeme dosyasına kondu. Yarım kalmış sigara paketi ve çakmağını babasına vermemizi de istedi.
İdam sehpasına çıkarken Che Guevara'nın ünlü 'Ölüm hoş geldi, safa geldi' dizelerini bağıra bağıra okuyordu. O ölüme giderken yanında avukatı dahil hiç kimse yoktu. Ona yabancı olmayan tek şey kendi sesiydi. Ayağının altındaki sandalyeyi, slogan atarak kendisi itti."


'Korkmuyor musun oğlum?'
Kardeşi Ayhan, idam edileceği güne kadar yakınlarına gösterilmediği belirtilen Veysel Güney'in infazdan hemen önce askeri cemsede ailesiyle vedalaşmasını, Radikal'e (12 Haziran) şöyle anlatmıştı:
"Kısa süre görüştük. Çok cesurdu. Ağlamaktan konuşamıyorduk. Annem 'Oğlum korkmuyor musun?' dedi. O da, 'O kadar işkence gördüm ki, artık ölüm bile korkutmuyor ana' dedi. İnandığı dünya için savaştığını anlattı. Slogan attık. Bizi gözaltına aldılar. Tutulduğumuz yerden biraz uzakta idam edilecekti. Orada bir ışık vardı. O sönünce anladık ki idam edildi. Vücudunda kurşun duruyordu."

Ailesi mezarının yerini arıyor

Güney'in nereye gömüldüğü bugüne dek ailesine bildirilmedi. 78'liler Derneği üyeleri, Gaziantep Adliyesi'nin önünde basın açıklaması yaptı. Bilgi Edinme Yasası uyarınca Veysel Güney'in gömüldüğü yerin ailesine bildirilmesi için valiliğe, savcılığa, Mezarlıklar Müdürlüğü'ne, İçişleri ve Adalet Bakanlıklarına başvurdular. 78'liler Derneği Mersin Şubesi Başkanı Ethem Dinçer, "Bir insanın mezarından bile korkuluyor. Bir ailenin en önemli hakkı elinden alınıyor. Bu insanlık suçu. Biz bu mezarı buluncaya kadar mücadele edeceğiz" dedi.


Kitabın adı nereden geliyor

Göktürk, "Ne yazık ki adalet çoğu zaman güç karşısında yenik düşüyor. İnsanların sürekli aradıkları, ancak kolayca ulaşamadıkları adaletin nerede olduğunu ben de merak ettiğim için, kitabıma herkesin birbirine sorduğu 'Adaleti Gördünüz mü?' ismini verdim" diyor.





GÜNCEL
'Silah kullandığına dair bir delil yoktu'
Kadınları erkeklerin yanından çıkardılar
Patrik: Soykırımı kabul edin
'Bir arada yaşam' için yürüdüler
YDS sonuçları ÖSS'yle açıklanacak
40. soruda gramer hatası yapılmış
PKK'dan mayınlı pusu: 1 şehit






Can Dündar
Gençlerin dilindeki ÖSYM şarkısı
100 yıl sonra biri çıkıp "20. ve 21. yüzyıll...
Hasan PULUR
Cahil ile âlim bir olur mu?
KEÇECİZADE Fuat Paşa'nın bir sohbetinde Hıris...
Çetin ALTAN
Cinsellik konusunda yabancı izlenimler
Kanada'da müzikçi bir ailenin kızı... Ülkesin...


 2003 yılında neler oldu
 2004 yılında neler oldu

© 2006 Milliyet