Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Haziran 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tecrit


Şişli'de, Şişli Camisi'ni Taksim'e doğru biraz geçince, sağ kolda bir apartman dairesi var. O apartman dairesinde bir adam, ölmeye karar verdi. Seksen günü geçti, bir şey yemiyor. Şu anda yaklaşık otuz kilo verdi, vermeye de devam ediyor. Niye peki? Niyesini, eylem kararını verdiği gün yazdığı mektubunda anlatıyor:
"Ben Avukat Behiç Aşçı. Bugün, hapishanelerde uygulanan tecrit politikalarına karşı ÖLÜM ORUCUNA başlıyorum. Bu şaşırtıcı gelebilir. Söyleyeyim, aklım başımda. Yıllarca düşündükten sonra verdiğim kararı hayata geçiriyorum. Bu benim özgür irademle yaptığım tercihtir.

İntihar etmiyorum
Niçin ölüm orucuna başlıyorum? Elbette ki ölümü sevdiğim için değil. İntihar etmek de istemiyorum. Politik bir eylem biçimi olarak ele alıyorum. "
Avukat Behiç Aşçı, hapishanelerdeki hücre sistemine karşı, bu sisteme karşı yapılan eylemleri, o hücrelerde yaşananları görmeyişimize karşı, ölüm orucuna başladı.
19 Aralık 2000'de cezaevlerinde yapılan "Hayata Dönüş Operasyonu"ndan sonra müthiş bir sansür politikasıyla hepimizden uzak tutulan F tipi hapishaneler ve hücre sistemine karşı eylemler artık "kapatılmış" bir konu olarak görülüyor. Böyle yazılar yazmak da "pişmiş aşa su katmak" gibi...

Ölüm kararı
Hapishanelerde insanlar birbirine yaklaştırılmıyor belki ama dışarıda da hepimize, sadece kendimizin sığacağı küçüklükte, tek kişilik hücreler inşa ediliyor. Biz, öteki "hücrelerde" ne olup bittiğini merak etmedikçe bu inşaatların duvarlarına bir tuğla daha döşeniyor.
Oysa Şişli'de, Cami'yi Taksim'e doğru az geçince, sağ kolda bir apartman dairesinde bir avukat, insanlar hücrelerde yalnızlaştırılmasın diye ölmeye karar veriyor.

Tecride karşı 278 imza
Ölüm oruçlarında 122 insan öldükten sonra Avukat Behiç Aşçı'nın da katıldığı eylem için 278 aydın imza verdi geçen günlerde. Kaçımızın haberi var? Oysa metinde şöyle deniyordu:

Somut adımlar
"Cezaevlerinde yürütülen tecrit uygulamalarının kaldırılmasına yönelik somut adımlar atılması gerektiği görüşündeyiz. Somut adımdan ne anlıyoruz?
1. Adalet Bakanı, tecrit uygulamasının 'tartışılabilir' olduğunu kabul etmeli ve bu girişimin sözcüleriyle görüşmelidir.
2. Tartışma süreci boyunca, yani ilgili bilim adamları, meslek örgütleri, tutuklu-hükümlüler ve yakınları ile infaz idaresi bu konudaki tartışmayı tamamlayıncaya kadar;
Sorun yeni uygulamalarla ağırlaştırılmamalıdır.
Bu süre boyunca tartışma zeminine elverecek tür ve sayıda temel tecrit uygulamasından vazgeçilmelidir.

Girişimde bulunuruz
Bakanlığın bu somut adımları atması halinde; tüm tartışma zemininin takipçisi olacağımızı ve ölüm orucu eylemlerinin çözümünü sağlamak için girişimlerde bulunacağımızı bildiririz.
Çağrımıza duyarsızlık, tecrit kaynaklı işkence ve ölümlerin; hukuksal ve tarihsel sorumluluğunu siyasal iktidar üzerinde bırakacaktır."
Adalet Bakanı, bir insanın ölümünü "tartışmayacak" kadar umursamıyor olamaz değil mi? Olmamalı...

Hayat kaç metrekare?
Ölüm orucu yöntemini doğru bulmayabilirsiniz. Ölümden hayat çıkmayacağını düşünebilirsiniz. 122 insan öldükten sonra ölüm orucu eylemlerinde diretmenin boş bir inat olduğuna inanabilirsiniz.
Bir hukukçunun, adalet ararken hukuk yollarını tükettiğini, ölüm orucu eylemi yapmaktan başka çaresi kalmadığını söylemesinden hoşlanmayabilirsiniz.
Yani, bütün bu hadiseyi hiç onaylamayabilirsiniz. Ama bütün bunları düşünürken şunu da düşünün:
Bir hayat kaç metrekare olmalıdır? Bir başkasının ölümünü umursamayacak kadar dar mı?

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Kıbrıs uğruna AB süreci dursun mu?
TÜRKİYE üzerinde baskılar artıyor. Türkiye Ru...
Çetin ALTAN
Uçkur, ilik-düğme, fermejüp, fermuar...
İnsan giysilerinin, insanın vücudunda düşmede...
Melih AŞIK
Balkenende nerde?
AB Komisyonu üyesi Olli Rehn dün bir kez daha...
Fikret BİLA
Erdoğan'ın cumhurbaşkanı tanımı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni seçilecek...
Hasan CEMAL
Evet, nefesler tutuldu!
Evet, Almanya'da nefesler tutulmuş durumda, b...
Abbas GÜÇLÜ
TEV 40. yılını kutluyor
Türk Eğitim Vakfı TEV 40 yaşında. Bugüne kada...
Hurşit GÜNEŞ
Eğitime önem verilmeyince kalkınma yavaşlıyor
TÜSİAD'ın geçenlerde yayımladığı eğitim rapor...
Sami KOHEN
Bir başka "genişletilmiş bölge"...
ORTADOĞU'nun giderek karıştığı ve gerginleşti...
Metin MÜNİR
Petrol aramaya var mısınız?
Kocası ölüm döşeğinde yatıyor. O, karalar bağ...
Faik ÖZTRAK
Mali baskınlık azaldı mı?
Çarşamba günü Para Politikası Kurulu'nun (PPK...
Hasan PULUR
Cumhuriyeti kurtarmak..
ESKİLER "abesle iştigal" derlerdi, kısacası b...
Derya SAZAK
Gölgeler
ABD'de yayımlanan The Washington Post, "Danış...
Meral TAMER
Atık sudan üretilmiş suyu içtim!
Saat sabahın 7.30'u.
Ece TEMELKURAN
Tecrit
Şişli'de, Şişli Camisi'ni Taksim'e doğru bira...
Güngör URAS
Faiz artırımında bekleyiş farkı
Dün bu yazıyı yazdığım saatlerde ABD'de faizl...
M. Ali BİRAND
Demek ki rahat bize batıyormuş...
Rahat bizi rahatsız ediyor (!)

© 2006 Milliyet