
|
|
|
 |
|
|
Eminönü imparatorluğu
Eminönü imparatorluğu bugün hak etmediği bir çöküntüye ve yağmaya maruz. Muhteşem geçmişli bu ilçeyi kurtarmak için hiç vakit kaybetmeden harekete geçmek gerekiyor
Fax: (0312) 427 20 64
Dünyanın en zengin gelenekli, en muhteşem geçmişli fakat en çok ezilen ve yağmalanan başkenti Eminönü ilçesidir. Bu ilçe halen Türkiye'yi besleyen ve giderek Ortadoğu ve Balkanlar bölgesinin yükselen iktisadi merkezi İstanbul'un çekirdeğidir.
O kadar çekirdeğidir ki, 334'te temel taşının konulup ana eksenlerinin ve binalarının tamamlandığı, bizzat bütün zamanların en ünlü imparatorlarından olan Konstantin tarafından ilan edildiğinde; artık adı Konstantinopolis, birkaç asır sonra da İslam dünyasının dilinde Konstantiniya olarak zikredilirdi.
İşsiz ve sık değişen bir nüfus
Bir asır boyu bu Konstantinopolis aslında bugünkü Eminönü ilçesinin ta kendisiydi. Yenikapı bölgesindeki Marmaray kazıları dolayısıyla ortaya çıktığı üzere Konstantin'in kurduğu ilk şehrin surları ve sınırları bunu göstermektedir.
Dünya mimari tarihinin ve inşaatçılığının şaheseri olan Ayasofya, 16'ncı yüzyıl estetiğinin zirvesi olan Süleymaniye ve Şehzadebaşı camileri, asırlara hükmeden binalardan olan Sultanahmet Camii ve ta Bizans ve Konstantinopol'den kalma nice sarnıç, aquaductus (suyolu) ve Osmanlı devrinin zarif çeşmeleri bu bölgenin içindedir.
İnsanoğluna 1500 yıl içinde ne yaptınız diye sorulsa; "Dünyanın başkenti bu şehirdi, üstünde görünenlere bakın, yeter" demek gerekir. Hipodrom denen At Meydanı'ndaki Dikilitaş 5'inci asırda Mısır'dan getirilmiş ve bu büyük şehrin dünyayı kendine topladığının bir delilidir. Ortada bir milleon taşı; "Yeryüzünün ölçüsü buradan arşınlanır" diyor. Paris, Londra ancak 19'uncu asırda bu satvet ve hükümranlığı taklide yeltendiler.
Eminönü imparatorluğu bugün hak etmediği bir çöküntüye ve yağmaya maruzdur. Emlak Vergisi gündüz 3 milyon insanın dolaştığı, geceleri sadece 80 bin nüfusun barındığı bu bölgede çok düşüktür. Zira konut niteliği de İstanbul, hatta Türkiye ortalamasının çok altındadır. İşsiz ve sık değişen bir nüfus, sözde burada barınmaktadır.
En muzır yapı atölyeler
Bazıları Kapalıçarşı gelirlerinin bu belediyeye bırakıldığını söylüyor. Eminönü'nün yönetimine tarihin bıraktığı yükü karşılamaya yeter mi? Ayrıca Kapalıçarşı, Kanuni Sultan Süleyman devrindeki gibi bütün dünyanın zenginliklerini barındırmıyor. Giderayak aşağıdaki Mahmutpaşa'nın niteliğine dönüşüyor. Yakında plastik kap kacak almak için Kapalıçarşı'ya gideceğiz.
Eminönü sakinleri Eminönü'nde olmadıkları, hatta içlerinde İstanbul'u bile benimsemeyenler ekseriyette olduğu için mahallelere ve semtlere dikkat edilmesi ve bunun için örgütlenmek söz konusu değildir. Eminönü'nün eski sakinleri burayı bir nesil evvel terk ettiler; bazıları ellerinde kalan emlakı otel yapmaya çalışıyor. Bunların çoğunun doğru dürüst otel olacak hacim ve konumu da yoktur.
Birçok kişinin kanaatinin aksine otel ve restoranlar, Eminönü'nü kalkındırmak ve renklendirmekten çok, yakın bir gelecekte bölgeye dünyanın dört tarafından gelen yabancı veya yabancılaşan seyyar nüfusun burayı uyuşturucu ticareti ve benzer cürüm etrafında, sosyologların geçiş bölgesi dedikleri, halk arasında ise döküntü yatağı denilen bir yapıya dönüştürmesi söz konusudur.
Eminönü'nde kurtuluş iş güç sahibi bir nüfusun buraya yaşamak için dönmeleriyle mümkündür. Konutlaşmayı ve Paris, Viyana'daki benzer mahallelerdeki yaratıcı kültürel yaşamın doğuşunu önleyen en muzır yapı ise atölyelerdir. Maalesef, bu işlikler Türkiye ekonomisine önemli bir katkı getiriyor, hatta bazı özgün zanaatları yaşatıyorsa da hem çevre kirlenmesi hem de toplumsal yaşamın kısıtlanması gibi bir başka tür kirlenmeye götürüyor bölgeyi.
Kurtuluş yolu
Eminönü bölgesi kuyumcular, hatta dökümcüler, deri eşya imalathaneleri gibi işliklerin tahakkümü altındadır. Ortaçağ ve Osmanlı İstanbul'unda şehrin zenginliğini teşkil eden bu zanaatlar bugün hem çalışan kabiliyetli işçi ve kalfaların sağlığı hem de çevre koruması yüzünden büyük bir sorun teşkil eder. Zira bu dallarda artık yoğun kimyasallar kullanılıyor, sular kirleniyor. Kanalizasyon şebekesi ölüm yatağı haline dönüşmüştür; tarihi sarnıç ve binaların temelini asitli sular kemiriyor. Bir an evvel şehir dışında kurulan modern atölye kentlere geçilmesi zorunludur.
Eminönü bölgesinde üstün yetenekli çırak ve kalfaların sağlığını kaybetmesine neden olan işlikler değil, ancak perakende satış yapılan dükkânlar bırakılmalı, toptancı ve imalatçılar şehir dışına taşınmalıdır. Bu işlem için illa sıkıyönetim dönemi mi gerekiyor? Süleymaniye Camii, Rüstem Paşa Camii gibi cihanşümul abidelerin etrafındaki 1940'lar ve 80'li yıllar arasında türeyen mezbele binaların temizlenmesi ve eserlerin kurtulması ancak bu yolla mümkün olur.
Ama Eminönü gündüz o bölgeye sadece maişet sıkıntısı ile bakan, geceleri ise sıla hasretiyle Süleymaniye'nin harap konaklarının bir köşesinde geceleyen nüfusun semti olarak kaldıkça ve İstanbullular giderek Eminönü'yü uğramadıkları ve uğranmaz bir semt olarak gördükçe kurtuluş nasıl olur?
|
|
|

|
|