Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Temmuz 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
'Hata yıldızlarda değil, bizde'!


George Clooney'nin yönettiği, Cannes Altın Küre ödüllerinde heykelciklere boğulan, siyah-beyaz bir film var:
"İyi Geceler, İyi Şanslar"
Solculara karşı cadı avı başlatan Senatör McCarthy döneminde geçiyor. Televizyon programcısı Edward R. Murrow, bu histerik muktedire karşı direnişi başlatan bir gazeteci. Korkunun nasıl McCarthy'nin işine yaradığını, cadı avının sessizlik ve boyun eğişle beslendiğini söyleyip duruyor ekrandan. Şöyle diyor Romalı Cassius'tan alıntı yaparak:
"Hata, sevgili Brutus, yıldızlarımızda değil. Hata bizde!"
Filmin sonunda Murrow'un yaptığı konuşma var. Konuşmada televizyonun iktidarları sallayabilecek, insanları zalim muktedirlere karşı bilgilendirebilecek, örgütleyebilecek bir gücü olduğunu anlatıyor. Bunun bir karar meselesi olduğunu söylüyor. Eğer böyle bir karar alınmazsa televizyonun bir "aptal kutusundan" başka bir şey olmayacağını, resimler gösteren bir mobilya olarak kalacağını anlatıyor.
"Kuşum Aydın" televizyonda, "Hepinizi bekliyorum" diyor. Otuz yaşının üzerinde, anne olan kadınlar arasında yapılacak yeni bir güzellik yarışmasını duyuruyor. Şahsen orada bulunacağını, onu o anda izlemekte olan herkesin yarışmaya katılacağını ve birinci olmayı hak ettiğini söylüyor kamerayla flört ederek. Kayınvalideleri de çağırıyor, aman eksik kalmasın!
Kadınların hayatlarını boğan evler bir kez daha üretiliyor ekranda. Bir ev simülasyonuyla kendi evlerinden daha büyük fakat daha sınırlayıcı, daha tahrip edici bir evin içine sokulmuş oluyor kadınlar. Kendi evlerinin kapısını çekip bir gün çıkabilirler ama bu yeni ev o kadar büyük ve o kadar sınırsız ki, hiçbir yere çıkamazlar. Bir dışarısı yok. "kadınlar artık konuşuyor", "Kadınlar artık eğleniyor" diye tarif edilen bütün o programlarda kadınlar, kadınlıklarına, ortalamanın kadın tarifinin içine tıkıştırılıyor. Ve o kadar hızlı çalıyor ki müzik, o kadar çok yıldızla büyüleniyor ki kadınlar, kimseye acı F tipi bir ekrana hapsedildiğini fark edecek zaman tanınmıyor. Yıldızlar geçiyor, yıldızlar geçiyor durmadan. Ama Cassius'un dediği gibi:
"Hata sevgili Brutus, yıldızlarımızda değil. Hata bizde!"

Hayat defteri:
Yurtdışında bir ülkede, iki kadın otobüste oturmuşlar. Bir okurun aktardığına göre şöyle bir konuşma geçiyor aralarında:
- Zor olmadı mı ayrılıp taa buralara gelmek?
- Valla o istemişti ayrılmayı zaten. Biriyle tanışmış da, ondan hoslanmış da falan filan. Ben de çıkıp geldim.
- Yine de özler ama insan yaaa!
- Özlerdim belki de... Kız, insan değer verdiğini özlüyor.. Tam o günlerde sıkıntıdan çatlarken elime bir gaste sayfası geçti. Ece diye bir yazar, dur evde gösteririm, saklıyom o yazıyı... "Hayat Defteri" diye bir yazı yazmış, Diyor ki; bi kadın bi ilişkiye girmek için eksiltir kendini!
O zaman farkına vardım, 'Ya,' dedim 'Ne kadar eksiltmişim kendimi!' Valla o yazıyı okuduktan sonra rahatladım. Budur ya dedim, budur işte anasını satiim! Şimdi var ya, o aklıma geldikçe o yazı aklıma geliyor. 'Amaaaannn!' diyorum, 'eksiltme artık kendini!' diyorum." Yazı, yolu tam olarak bilinemeyecek bir yeraltı suyu gibi. Yol alıyor yazıldıktan sonra. Nerede toprağın üzerine çıkacağı hiç bilinemiyor...

ecetem@hotmail.com








Çetin ALTAN
Çorba da pişti, tuz ister...
Özellikle evrensel reklam şirketlerinin, eğle...
Melih AŞIK
Liderlik sanatı
Liderlik üzerine yeni bir kitap; "Destekleyic...
Fikret BİLA
Adalet Bakanı'nın yetkisi var mı, yok mu?
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, El Kadı olayıyla i...
Hasan CEMAL
Emziği alınmış bebek gibi!
Hollanda Milli Futbol Takımı'nın eski kaptanl...
Güneri CIVAOĞLU
Deniz çekiyor...
"Şairlerin prensi" diye anılan Mallarme şöyle...
Can Dündar
Yetişin! Ankara'yı yıkıyorlar!
Bu yazı bir ihbar mektubudur: Başkent yıkılıy...
Metin MÜNİR
Aile sırları
Sabahleyin yüzümü yıkamak için banyoya giderk...
Hasan PULUR
Tuhaf dostlar...
YILLAR önce Çarşıkapı'da bir dükkânda görmüşt...
Derya SAZAK
Yabancı 'işgali'
Ege ve Akdeniz'in sahil kasabalarına yerleşen...
Meral TAMER
Evimdeki Yapı Kredi külliyatı
Burhan Karaçam'ı, 80'li yılların başında gaze...
Ece TEMELKURAN
'Hata yıldızlarda değil, bizde'!
George Clooney'nin yönettiği, Cannes Altın Kü...
Tamer HEPER
Küsersem fena olur
Haberi duymuşsunuzdur, milletvekilinin arabas...
Osman ULAGAY
Maceradan uzak futbol finali de katletmese
Dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca f...
Güngör URAS
Vakko 55 yıl sonra Beyoğlu'ndan ayrılıyor
Vitali Hakko, 1997 yılında yayımlanan "Hayatı...
Serpil YILMAZ
Kazaklar denize açılıyor Türkler araziye giriyor
Türkiye'yi, topraklarının yüzde 4'ü Avrupa'da...

© 2006 Milliyet