|
Zizou
"Toz değil kül olmayı yeğlerim"
Jack London
Zinedine Zidane, futbol dünyasındaki ismiyle "Zizou", Dünya Kupası final maçında İtalyan oyuncu Materazzi'nin göğsüne kafa attı. Materazzi yere düştü. Yardımcı hakemlerden biri olayı gördü, oyun durdu. Hakemlerin istişaresinin ardından Arjantinli hakem koştu geldi, doğal olarak kırmızı kart gösterdi.
Zidane muhtemelen jübilesi olacak final maçında kalsaydı muhtemelen bir gol daha atacak ve Fransa, futbol klişeleriyle söylersek, "kupayı kucaklayacaktı". Olmadı. Bence sağlık olsun! Velhasıl Zizou, ağır adımlarla soyunma odasına gitti ve bir daha da oradan çıkamadı. Doğal olarak tribünler ayağa kalktı, gürültü kıyamet.
Gazeteler ertesi gün "bacısına küfredildi" dedi önce. Oysa Zizou'yu tanıyanlar, oyuncunun küfürlere karşı şerbetli olduğunu söylüyorlardı. Sonra çıkan söylentilere bakılırsa İtalyan Materazzi, Cezayir asıllı Zidane'a "terörist" demişti. Terörist!
"Terörist" takımı!
Fransa Milli Takımı'nın çoğu siyahlardan, azınlıklardan oluşuyor, çoğu Paris'in arka sokaklarında arabaları yakan çocuklarla aynı yerden geliyor. Mavi'ler adına sahaya çıkanlar varoş çocuğu yani. Tıpkı Zizou gibi.
Babası küçükken ona "Göçmensen iki kat daha fazla çalışman gerekir" dediği için hep çok çalışkan olmak zorunda kalan Zidane Marsilya'nın azınlıklar için çok belalı olan sokaklarından geliyor. Hayatını okuduğunda görüyorsunuz ki, hep başarılı olmak zorunda kalmış.
Şimdi 34 yaşında. Yani profesyonel futbola başladığı ve ilk büyük başarısını aldığı 16 yaşından beri, tam 18 yıldır durmadan çalışmış Zizou. Avrupa'nın en pahalı futbolcusu olmuş. Tek derdi sokakların kendisine biçtiği kaderi ya da kederi yenmek olan bu adam, en sonunda, tam futbolu bırakacakken, belki de Fransa'ya kupayı kazandıracakken, yani tam şeytanın bacağını kıracakken...
En beklenmedik anda çıkar insanın karşısına eski yaraları. Ve eski yaralar, eski usullerle tedavi edilir.
Zengin çocukları gelip tam onları yenecekken sen, "haddini bildirirler" sana, kapıcı çocuğu olduğunu hatırlatırlar. İşte o anda iki seçenek vardır. Ya toz olursun ya kül. Şöyle ki...
Kül ve toz
Herkes Zizou'yu eleştirdi, "şeytana uydu" dediler, "Yapmasaydı büyük adam olurdu" dediler. Ben şahsen tebrik etmek istiyorum kendisini. Çünkü bir yerden sonra oyunun büyüklüğü, alacağın payelerin parıltısı, durumun sana yüklediği zorunluluklar, sonunda elde edeceğin kupanın pahası, "uygunsuz" davranışlarının yol açacağı ayıplamalar o kadar da önemli değildir.
Sen bir arka sokak çocuğusundur ve geldiğin yere küfredilirse kafayı atarsın. Sokaklar böyledir; kül olmayı seçersin. Hayatta kalmayı değil, olduğun gibi var olmayı seçersin.
Yoksa zengin, apartman çocuklarına benzedim diye havaya girersen, orada kalmak için geldiğin yerden gelmemiş gibi yaparsan ufalanıp ufalanıp toz olursun.
Belki madalyalar, kupalar verirler sana ama geceleri yatakta dönüp durursun. "Niye kafa atmadım?" diye kendini yer durur, kendine ettiğin bu ihanetin altında ezilip ufalanıp, dedim ya, toz olursun.
Ve bence, insan dediğin ufalanıp toz olacağına yanıp kül olsun. Var olmak için sürüngenler gibi hayata, zamana tutunup, yapışıp kalacağına, savrulsun, yaşasın. Velhasıl, Zizou'nun kafasına sağlık! Sevgili, çalışkan varoş çocuğu...
ecetem@hotmail.com
|
|