|
Kanıksamak!!!
KANIKSAMAK...
Anlamını az çok biliyorsunuzdur herhalde...
Sözlük karşılığında şunlar yazar:
"Pek çok yinelenmiş olması dolayısıyla artık etkilenmez olmak, aldırmamak, alışmak, bıkmak, usanmak."
***
PAZAR gecesi televizyonda Başbakan'ın konuşmasını dinlerken, inanın "kanıksamak" fiilinin bütün anlamlarının etkisindeydik...
Başbakan Ağrı'da şöyle diyordu:
"Bugüne kadar işin üzerine hep sabırla gittik, demokratik çizgide halledelim dedik. Ancak (bugün) 8 yavrumuz şehit oldu. Bunlar artık çekilir şeyler değil... Yarın yapacağımız toplantı ve Bakanlar Kurulu çok şeylere gebedir."
Bu sözler, bu yaklaşım ciddi bir devletin, ciddi bir Başbakan'ından gelirse heyecanlanmaz mısınız?
***
İŞTE "kanıksamak" fiili burada devreye girer...
Benzer lafları o kadar dinlemişsinizdir ki, artık alışkanlıktan gelen aldırmazlık, bilincinizi etkilemiş, alışmışsınızdır, bıkmışsınızdır, usanmışsınızdır.
Bu yüzden Başbakan'ın "Bakanlar Kurulu çok şeylere gebedir" lafını bile eskilerin deyimiyle "kaydı ihtiyat"la karşılarsınız, "Dur bakalım ne olacak?" gibisinden...
Akşamı zor edersiniz, bakalım ne açıklama yapılacak? diye...
Ve açıklama yapılır, hükümet sözcüsü Çiçek şöyle demektedir:
"Türkiye uluslararası hukuktan doğan haklarını sonuna kadar kullanacaktır (...) Bu fitnenin bertaraf edilmesini istiyoruz."
Bu ne demektir?
"Haklarımızı kullanarak Kuzey Irak'a gireriz, PKK kamplarını basarız."
***
GİREBİLİR miyiz, basabilir miyiz?
Amerikan elçisi kestirip attı:
"Hayır, giremezsiniz!"
Buyurun bakalım gebe olan Bakanlar Kurulu'nun doğurduğuna, Ceninisakıt...
Ya İsrail?
O Lübnan'a girer; yıkar, yakar, öldürür.
Onun arkasında Bush gibi bir amcası var, senin arkandaki "Condi Teyze" havagazı, seni bir güzel uyutmuş...
***
HEM diyelim Irak'a girdin, kampı bastın; PKK'lı bulacak mısın?
Yıllar önce, yine böyle sabrımızın taştığı günlerdi. Askerler bastırdı, harekât kararı çıktı, yüzbaşılar bile nereye gidildiğini bilmiyorlardı. Kamp basıldı, son PKK'lı, iki üç dakika önce kaçmıştı, çay bardakları bile hâlâ sıcaktı...
Peki, nasıl haber almışlardı?
Ankara'da "Kürtlerle federasyon" lafını ağzına ilk alan bir devletlü, "Eşkıyayı ininde vuracağız" diye demeç patlatınca...
***
CUMHURBAŞKANININ onayladığı terörle mücadele yasası çok şeyi yasaklıyor. Keşke, o yürekleri parçalayan "şehit cenazeleri"nin televizyonlara gösterimini de yasaklasa, dayanılır gibi değil...
Hele o slogan:
"Şehitler ölmez/Vatan bölünmez"
Onu bir de ateşin düştüğü yüreğe sorun; anaya, babaya, kardeşe, sevgiliye, eşine sorun...
***
BURALARA durup dururken gelinmedi, durup dururken de geçip gidilmeyecek...
Allah şifasını versin, şimdi hasta olan hayli saf bir zat-ı muhterem kimleri Meclis'e taşıdı?
Bir düşünün...
"Ya Kürt realitesini kabul etmeliyiz" deyip kenara çekilen Demirel, ya "Avrupa'nın yolu Diyarbakır'dan geçen!" diyen Mesut Yılmaz, ya "Kürt sorunu vardır, benim sorunumdur" diyen Tayyip Erdoğan...
Buyurun, boş lafla olmuyor, marifetlerinizi gösterin.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|