|
Satranç ile poker!
Beyrut'ta geçen yılın nisan ayı, Şiilerin yaşadığı varoşlarda bir ev. Hizbullah'ın iki numarası ve Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım'la sohbet ediyoruz. Sorularımı yanıtlarken üç noktayı açıklıkla belirtiyor:
(1) Türkçesi Allah'ın Partisi olan Hizbullah'ın görev ve ideali Lübnan'da İslami düzen kurmaktır.
(2) İsrail'in Filistin ve Lübnan'a yönelik işgal ve tehdidi devam ettiği sürece hiçbir güç Hizbullah'a silah bıraktıramaz.
(3) Ve İran'la özel ilişki...
Hizbullah'ın iki numarası Şeyh Kasım'ın ofisini siyah ve yeşil bayrakların yanı sıra İran İslam Devrimi'nin lideri Ayetullah Humeyni'yle, bugün onun koltuğunda oturan en büyük dini lider Ayetullah Hamaney'in posterleri süslüyordu.
Hizbullah-İran bağlantısı bugün İsrail'in Lübnan saldırısının altında yatıyor.
İsrail'e göre, yalnız Hizbullah ve İran değil, Suriye ve Hamas'la birlikte dörtlü bir terör ekseni var; bu dörtlü uyum içinde hareket ediyor; İsrailli askerlerin Hamas ve Hizbullah tarafından kaçırılması ve İsrail'deki sivil hedeflere yönelik saldırılar bu uyum çerçevesinde yer alıyor; Ortadoğu'da barış ve istikrar için bu 'kötülük ekseni'nin etkisiz hale getirilmesi şart.
İsrail böyle düşünüyor.
İsrail'in Lübnan'da yalnız Hizbullah'ı değil, sivil hedefleri de vurarak kolektif cezalandırmaya dönüşen acımasız saldırısının temelinde bu görüş yatıyor.
Ancak, İsrail kamuoyunun da tam desteğine sahip bu saldırı.
Genel hava öyle ki İsrail, Hizbullah'la değil gerçekte İran'la savaşıyor. Bu nedenle, Gazze saldırısı ile ilgili olarak bölünmüş olan İsrail kamuoyu, Lübnan saldırısında Başbakan Olmert'in arkasında duruyor.
İsrail, Lübnan'da öncelikle Hizbullah'ın askeri altyapısını yok etmeyi amaçlıyor. Tabii yalnız bununla yetinmiyor. Lübnan'ın altyapısını da yerle bir etmeye başlamış durumda. Sivil halkı da kolektif olarak cezalandırıyor.
Kimse de dur diyemiyor İsrail'e.
Çünkü Amerika var arkasında...
Ayrıca Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün gibi Arap dünyasında büyük Sünni bloku oluşturan güçlerin de, Hizbullah ve İran'dan rahatsız oldukları için sessiz ve pasif kaldıkları dikkati çekiyor.
Oyun acımasız!
Ortadoğu burası...
Trajediye doymayan topraklar!
Siyasetin buradaki doğasında şiddet ve terör maalesef hiç eksik olmuyor. Ortadoğu'da, bunlar sadece şiddetten anlar zihniyeti, zor oyunu bozar anlayışı politika tercihlerine sürekli olarak damgasını vuruyor.
İsrail de böyle oynuyor.
İran da öyle...
Zehirli nefret sarmaşıkları yıllardır kan göllerinden beslenerek dal budak sarmaya devam ediyor, yeryuvarlığının bu bölgesinde.
Şiddet, savaş çare mi?
Kesinlikle değil.
Olabilse, bugüne kadar çoktan barış, istikrar ve güvenlik gelirdi bölgeye, yaşanan tüm şiddet ve savaş dönemlerinin arkasından.
İsrail, şiddet politikalarıyla, Şaronizm'le Filistin İntifası'nı yok edebildi mi? Hayır.
1982'de Beyrut'a kadar Lübnan'ı işgal etti, Filistin hareketini yok etmek için... Şabra ve Şatila katliamlarına kapıyı ardına kadar açan kanlı oyunlar kurdu, umduğunu bulabildi mi? Hayır.
Üstelik Hizbullah'ı tarih sahnesine çıkaran da Güney Lübnan'daki İsrail işgali olmadı mı?
Peki öyleyse, geçmişte olmayan bugün nasıl gerçekleşecek?
Merkezi Londra'daki Chatham House isimli düşünce kuruluşundan Ortadoğu uzmanı bir İngiliz, geçen gün şöyle diyordu:
"Ülkelerin resmi sınırlarını bir yana bırakırsanız, bütün Ortadoğu'da çok geniş bir Amerikan karşıtı, İsrail karşıtı bir kamuoyu cephesi yükseliyor. Ve bu cepheyi yönlendiren de İran. Oyunu çok kurnaz oynuyor Tahran. İranlılar satranç oynarken, hasımları pokerle vakit geçiriyor."
Başkan Bush yönetiminin desteğindeki İsrail'in bu saldırgan politika tercihleri, bölgede barış, güvenlik ve istikrara yatırımdan çok bütün İslam âleminde 'radikalizm'in değirmenine su taşıyor.
Son soru:
Irak'tan da mı ders alınmıyor?
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|