Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Temmuz 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Vuracaksan vur, yoksa konuşma...


PKK terörüne karşı hükümetin tutumu sertleşiyor.
Yapılan son açıklamalara bakılacak olursa, Kandil dağındaki PKK varlığı hedef alınıyor.
Kandil'deki PKK üssü, ülke içindeki terörün önemli bir kaynağıdır. Bu kaynak aktif kaldığı sürece, terör faaliyetlerini durdurmak zordur. Ancak unutmayalım ki, Kandil'in dağıtılması da PKK terörünün tamamen bitmesi anlamına gelmeyecektir. Örgüte önemli bir darbe vuracak, alt yapısını dağıtacak, terör düzeyini azaltacak, ancak tümüyle bitirmeyecektir. Yine de, Kandil'in söndürülmesi gerekmektedir.
Şimdi gelelim, bunun nasıl gerçekleştirilebilineceğine...
Türkiye'nin çeşitli dönemlerindeki farklı hükümetleri aynı görüşte birleşmişler ve Kuzey Irak'taki PKK varlığına karşı mücadele vermişlerdir.
Durum, Irak'ın ABD tarafından istilasından sonra farklılaşmıştır. Ankara üç yıldır, Washington'un kapısını çalmakta ve kontrol altında tuttuğu Kuzey Irak'taki PKK varlığına son verilmesini istemektedir. Washington ise, Irak'taki güçlüklerini göstererek, Ankara'nın istemini geri çevirmektedir.
Hükümet sık sık, "biz yapacağımızı biliriz" demekte "artık sabrımız tükendi" açıklamaları yapmakta, hatta Irak sınırına asker yığarak gözdağı vermektedir.
Kamuoyunun, böyle durumlarda çok ilginç tepkileri vardır. Yöneticilerinin hemen harekete geçip, sonuç almasını ister. Hele bu tip açıklamalar çoğaldıkça, beklentiler de artar. Bir süre sonra "Ne kadar çok konuşuyorsunuz kardeşim, vuracaksanız vurun. Konuşmayı bırakın. Eğer vuramıyorsanız o zaman susun" der.
Kamuoyunun baskısı arttıkça, özellikle seçim sürecine girmiş hükümetler sıkışır ve tutarlı olmayan, ilerde geri tepecek kararlar alabilirler.
İşte bu işin en tehlikeli yanı da budur.

SÖYLEMESİ KOLAY...
Büyük çoğunluğumuz, şu anda Başbakan'ın ve Genelkurmay Başkan'ının, PKK terörüne verilecek tepki konusunda ne kadar büyük bir sıkıntı içinde olduğunu bilemiyoruz.
Kandil dağını vurmanın kolay olduğunu düşünüyoruz. Böyle bir operasyonun taşıdığı büyük riskleri hesaplayamıyoruz. Kestirmeden, "vuralım ve şehitlerimizin intikamını alalım" diyoruz. Hatta daha da ileri gidip "ne bekliyorsunuz, vurup bitirin bu işi" diye de sinirleniyoruz. Oysa Kandil dağını vurmak, dışardan görüldüğü kadar kolay değil.
Kuzey Irak, Amerika'nın sorumluluk bölgesinde bulunuyor. Herhangi bir askeri harekat, ABD'nin yeşil ışığı yakmadığı sürece, büyük riskler taşır. Türk Silahlı Kuvvetleriyle, Amerikan Silahlı Kuvvetleri karşı karşıya kalabilir. Böyle bir olasılık Ankara ile Washinton'u tam sürtüşmeye itebilir. Bunun siyasi ve ekonomik sonuçları da çok ağır olur.
Kandil'e bir müdahale, Türkiye'nin Kuzey Irak yönetimi ve Irak hükümetiyle ilişkilerini gerecektir. Bu da, bölgedeki gerilimi arttıracaktır.
Askeri harekat, başta Güneydoğu olmak üzere gösterilerin artmasına ve iç çatışmaların yoğunlaşmasına yol açacaktır.
Harekat genelde, Ortadoğu'daki savaşın bir parçası gibi görülecek, bu durum ister istemez uluslararası finans çevrelerinde yankı bulucaktır..
Yukarda sıraladığım olasılıklar, bizim tahmin edemediğimiz daha bir çok başka olasılıkla birleştirilerek, Genelkurmay ve Hükümet katında tartışılıyor.
Peki, siz olsanız ne yaparsınız?
Bir yandan PKK terörünü durdurmamız, belini kırmamız, şehitlerin intikamını almamız ve bu örgütü cezalandırmamız gerekiyor...
Öte yandan da, yukarıdaki riskleri almamız gerekiyor...
Kararı siz verin.

PKK, TÜRKİYE'Yİ KAOS'A İTMEK İSTİYOR
PKK, Türkiye'nin Kandil dağına yönelik askeri bir harekat yapmasını istiyor. Bu şekilde, belki ağır bir darbe yiyecek, ancak Türkiye'yi de içerde ve dışarda güç duruma sokabileceğini düşünüyor.
Ankara'nın Washington ile ilişkilerinin kopma noktasına gelmesi, içerde de PKK taraftarlarının ayaklanma olasılığı örgütün gizli gündemini oluşturuyor. Uluslararası konjonktürden yararlanmaya çalışıyor.
Bence, böyle bir hedefleri varsa, yanılıyorlar.
Türkiye'yi bu tip bir tuzağa düşürebileceklerini sanmıyorum.
Ankara'da, belki zaman zaman fevri davranabilen iktidar mensubu politikacılar bulunabilir. Muhalefet, hükümeti güç duruma düşürebilmek için tüm kışkırtıcılığını kullanabilir, hatta AKP'nin kısa bir süre için dahi olsa Kuzey Irak bataklığına girip, yıpranmasından da memnun olabilir.
Milliyetçi- Muhafazakar-Solcu koalisyonunu oluşturan çevreler ülkeyi nasıl bir risk altına soktuklarına bakmadan, kimi Kürtlere ders vermek kimi "milliyetçi cangaverlik" adına hem TSK'ya, hem de hükümete baskı yapabilirler.
Ancak Ankara'da, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri'nde sağduyulu, soğukkkanlı ve geri alınamayacak adımlar atılmasının tehlikelerini çok iyi bilen kişiler de vardır.
Bu nedenle, ben rahat uyuyorum.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Etnik ayrılık kolay mı?
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, PKK militanları...
Çetin ALTAN
Demagoglar saltanatıyla, Hazine asalaklığının curcunası
Ortadoğu; kadınsız kahkahasız, erkek erkeğe k...
Melih AŞIK
Amerikan adaleti
Hamas ve Hizbullah 3 İsrail askeri kaçırıyor....
Fikret BİLA
Kıbrıs'ta hissedilen tutum değişikliği
Bugün, 1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış ...
Hasan CEMAL
Satranç ile poker!
Beyrut'ta geçen yılın nisan ayı, Şiilerin yaş...
Güneri CIVAOĞLU
Kıbrıs / Kandil Dağı
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın yıldönümü ile Türki...
Can Dündar
'Biz nasıl kahrolmayalım Beyrut'
Geceydi.
Abbas GÜÇLÜ
En doğru tercih nasıl yapılır?
Puanlar ve tercihler konusunda kafaların karm...
Hurşit GÜNEŞ
İhracat nasıl artacak? (3)
Önceki gün ihracatın kur ile ilişkisine baktı...
Doğan HEPER
ABD bunun için sevilmiyor
6 Temmuz günü bu köşede "Terörü bitirmenin yo...
Semih İDİZ
İsrail'in yaptıkları Türkiye'ye emsal olmamalı
İsrail'in "Nazi taktikleri" uyguladığını çağr...
Sami KOHEN
K. Irak patlama noktasında
SON birkaç gündür Türkiye'de gözler Kuzey Ira...
Hasan PULUR
Opera, bale haberleri...
DEVLET Opera ve Balesi Genel Müdürü'nün, Devl...
Erdoğan SAĞLAM
Hurda taşıtlara af
8 Temmuz 2006 tarihinde Resmi Gazete'de yayım...
Derya SAZAK
Çizmeyi aşmak
Bay Wilson'ın sözlerine ABD Büyükelçiliği'nde...
Meral TAMER
Kütüphanesiz okullar ses verdi (3)
Meğer Türkiye'nin dört bir yanında kitap özle...
Yaman TÖRÜNER
Cep telefonu karmaşası
Ulaştırma Bakanlığı, Türk Telekomünikasyon Ku...
Güngör URAS
Halk kesesinden ona buna 'rant' dağıtılıyor
İlk 15 yıllık kalkınma stratejimizde (1963-19...
M. Ali BİRAND
Vuracaksan vur, yoksa konuşma...
PKK terörüne karşı hükümetin tutumu sertleşiy...

© 2006 Milliyet