Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Temmuz 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ankara asker göndermeye nasıl bakıyor?


Türkiye, Birleşmiş Milletler'in (BM) ve NATO'nun verdiği uluslararası görevleri başarıyla yerine getiren bir ülke.
Afganistan, Kosova, Somali örneklerinde olduğu gibi.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin uluslararası görevlerdeki başarısı hep takdir topladı.
Son günlerde de İsrail-Lübnan arasında bir "barış gücü" konuşlandırılması tartışılıyor. Türkiye'nin adı da Fransa ile birlikte, böyle bir gücün oluşumuna ve o güce komuta edilmesine katkı verebilecek ülkelerin başında sayılıyor.
Bugüne kadar Türkiye'ye ulaşmış resmi bir talep yok ama çeşitli olasılıklar ve düşünceler kamuoyuna yansıtılıyor.
Türkiye, İsrail-Lübnan arasında konuşlanacak barış gücüne katkı vermeye nasıl bakıyor?
Ankara'nın ilke olarak, uluslararası görevleri üstlenmeye, katkıda bulunmaya olumlu baktığını söyleyebiliriz. Bu tür işlevlerin Türkiye'nin diplomatik alanda da konumunu ve işlevini güçlendirdiği değerlendirmesi yapılıyor.
Ancak, Türkiye'ye sadece "her istendiğinde asker veren" bir ülke gözüyle bakılmasının da yanlış olduğu hem Başbakanlık hem de Dışişleri yetkililerince vurgulanıyor.

İki neden
Bunun iki nedeni var:
1- Türkiye'nin sadece askeri açıdan değil, siyasi ve diplomatik açıdan da özellikle bölgedeki sorunların çözümünde ve yeni şekillendirmelerde etkin olması gerektiği düşüncesi,
2- Türkiye verilen uluslararası askeri görevleri yerine getirirken, PKK ile mücadele başta olmak üzere Ankara'nın taleplerinin göz ardı edilmesi veya başkaca koşullara bağlanması. Bundan doğan çifte standart.
Bunlar, Türkiye'nin rahatsızlık duyduğu iki yaklaşım.

Lübnan'a bakış
Bu çerçevede İsrail-Lübnan arasına barış gücü yerleştirilmesi kararının verilmesi halinde Türkiye'nin sadece asker katkısında bulunması değil, siyasi ve diplomatik alanda da söz ve etkinlik sahibi olması gerektiği Ankara'nın temel bakışını oluşturuyor.
İkincisi, barışı sağlamak için değil, barış sağlandıktan sonra bunu korumak için görev üstlenmek Ankara'nın bir diğer temel tercihi.
Türkiye barışı korumak göreviyle oluşturulacak barış gücüne, barışı sağlamakla görevli olmaya göre daha sıcak bakıyor. Ankara, askerini İsrail-Lübnan (Hizbullah) arasında riske sokmak istemiyor.

NATO değil, BM
Ankara'nın bir tercihi de Lübnan'da NATO değil, BM Barış Gücü'nün görev yapması.
İsrail'in BM'yi değil, NATO'yu yeğlediği yolundaki haber ve yorumlara karşı Ankara'nın yaklaşımı şu:
Bu tür görevlerin BM zemininde yapılması daha doğru olur. NATO'ya BM'nin askeri kanadı gibi bakmak yanlıştır. Böyle bir bağ yoktur.
Ayrıca, NATO'nun özellikle Müslüman ülkelerde görev üstlenmesi NATO'ya, dolayısıyla Türkiye'ye karşı bir antipati, bir tepki doğurabilir. Bu hassas bir konudur. Bu nedenle BM tercih edilmelidir. Kaldı ki, Ortadoğu'da barışı sağlamak ve korumak NATO'nun görev alanı ve işlevi dışındadır.
İsrail'in BM yerine NATO'yu yeğlemesinin temel nedeni, BM kararlarını tanımıyor olmasıdır.
Bu çerçevede Ankara, BM Güvenlik Konseyi'nden çıkacak bir karara dayalı olması, Türkiye'nin sadece askeri değil, diğer alanlarda da etkin kılınması ve terörle mücadele konusunda Türkiye'nin taleplerinin ABD ve Irak tarafından oyalanmadan yerine getirilmesi gibi ölçülerle hareket etmeyi düşünüyor.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Doğu kalkınması
DÖRT bin metrekare genişliğinde bir tekstil f...
Çetin ALTAN
"Yüz Yıl Savaşları" ve maden suyu sodası
Napolyon'un ünlü bir sözü vardır; "savaş nedi...
Melih AŞIK
İran senaryoları
Uğur Mumcu gibi aydınlarımızın katlinde rol o...
Fikret BİLA
Ankara asker göndermeye nasıl bakıyor?
Türkiye, Birleşmiş Milletler'in (BM) ve NATO'...
Hasan CEMAL
İş dünyası, AKP dünyası!
İş dünyası ya da büyük iş dünyası diye genell...
Güneri CIVAOĞLU
Lozan'ı delmek...
ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın "Yeni bir Ortado...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni açılan üniversiteler ve bölümler
Yeni açılan 15 yeni üniversitenin rektörleri,...
Hurşit GÜNEŞ
Petrolsüz açık
Cari açık tartışmaları gerek medyada, gerek p...
Nail GÜRELİ
Servet ve sefalet
Geçen yıl temmuz ayında Hakkâri'nin Yüksekova...
Sami KOHEN
"Yeni Ortadoğu" stratejisi
"YENİ bir Ortadoğu için zaman geldi... Buna k...
Metin MÜNİR
Bir domates, on domates
Modern tarım yöntemleri doğayı mahvetmekle ka...
Hasan PULUR
Başbakan'dan aşağıya...
BENZER bir olayın kahramanıyla karşılaşınca, ...
Meral TAMER
Yoksulların sesi hiç duyulmaz ki...
Yıllardır alıştığımız adıyla Devlet İstatisti...
Ece TEMELKURAN
Roma'ya bizi götürün!
Herkes olan bitenden bir "doğal afetmiş" gibi...
Osman ULAGAY
'Tezkere' geçseydi mucize mi olacaktı?
Irak'ı işgale hazırlanan ABD güçlerinin bu am...
Güngör URAS
TMO, dünya fiyatından buğday satıyor
Nedim Şener'in Milliyet'te yayımlanan haberin...
M. Ali BİRAND
İran, ABD ile güç pazarlığı yapıyor
İran ile Batı dünyası arasındaki çekişmeye dı...

© 2006 Milliyet