Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Temmuz 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İş dünyası, AKP dünyası!


İş dünyası ya da büyük iş dünyası diye genelleme yapmak belki işi biraz basite indirgemek oluyor. Ama bazı ana eğilimleri özetlerken böyle bir tariften yararlanmak mümkün...
Şimdi soru:
Büyük iş dünyası, AKP ve hükümetine nasıl bakıyor? Sır değil, eski muhabbet ve destek havası yok.
Kafalar karışık!
Bu karışıklığın temelinde, bir yandan "AKP ile Türkiye nereye gidiyor, gidebilir?" sorusu, öte yandan AKP'ye alternatifsizlik çıkmazı yatıyor.
Kafa karışıklığı, bundan dört yıl önce AKP iktidara gelirken de vardı. Ama daha sonra hükümetin özellikle ekonomide IMF programına, mali disipline sadık kalarak yola devam etmesi büyük iş dünyasını rahatlattı.
Kıbrıs ve Avrupa Birliği'yle ilgili olarak hükümetin sergilediği kararlılıkla AB yolunu ve müzakere kapısını açması da iş dünyasındaki desteği güçlendirdi.
2006'ya böyle girdik.
Beklentiler olumluya dönmüştü.
Ama böyle devam etmedi.
İş dünyasındaki destek havası dağılmaya yüz tuttu. Bunda, iş dünyasının zora gelemeyen, geçmiş enflasyon döneminin kolaycılığından kaynaklanan bazı eski kötü alışkanlarının da rolü vardı.
Ama aynı zamanda laiklik ile ilgili tereddütler, AB konusunda kendini belli eden gevşeme ve reform yorgunluğu, Başbakan Erdoğan'ın başına buyruk, diyalogu fazla önemsemeyen havası, iktidar çevrelerinde fazlasıyla göze batan bizden-onlardan ayrımcılığı, bütün bunlar büyük iş dünyasında soru işaretlerinin gitgide çoğalmasına yol açtı.
Ama bir gelişme var ki, iş dünyasında hükümete ilişkin havanın köklü bir biçimde bozulmasına neden oldu:
Merkez Bankası Başkanlığı...
Süreyya Serdengeçti'nin değiştirilmesi ve belki daha önemlisi, hükümetin bu konuda benimsediği zihniyet iş dünyasında kafaları iyice karıştırdı. Hatta büyük iş dünyasının bazı kesimlerinde, "Artık bu hükümetle olmayacak!" kanısının yerleşmesine yol açtı.
Bu arada Danıştay cinayeti, Şemdinli olayı, Cumhurbaşkanlığı tartışmaları derken olumsuz dış konjonktürün de etkisiyle ekonomi kendini birden büyük bir çalkantının içinde bulunca, iş dünyası daha fazla gerildi.
Kısacası:
Büyük iş dünyası kaygılı!
Hükümetten umudunu kesenlerin ağır bastığı söylenemez. Ama tedirginlik ve soru işaretleri ağır basıyor. AKP'ye karşı siyasal alternatif arayışları büyük iş dünyasının kulisinde gün geçtikçe daha çok kulaklara çalınıyor.
Baykal'lı CHP'nin çok fazla ilgi uyandırdığı söylenemez. Mehmet Ağar ve DYP'nin daha çok konuşulduğu dikkati çekiyor.
Büyük iş dünyasının önde gelen isimlerinden biriyle geçen gün sohbet ederken şöyle dedi:
"AKP büyük ihtimalle bundan sonraki seçimi yine alacak. Ama tek başına alabileceğini sanmıyorum. Erdoğan'ın yanında bir ortak, bir koalisyon ortağı, örneğin Mehmet Ağar olsa, daha iyi olmaz mı?"
Böylesi görüşlerin büyük iş dünyasında tümüyle destek bulduğu tabii söylenemez.
Ama konuşuluyor.
Bu arada Mehmet Ağar'ın Susurlukçu ya da devletçi geçmişi de aynı çevrelerde tartışma ve sorgulama konusu olabiliyor. Bu çerçevede, koalisyona siyasal istikrar gerekçesiyle karşı çıkanlar, tek parti hükümetini savunanmaya devam edenlerin sesi de duyuluyor.
Yakın gelecekle, daha doğrusu sonbaharla ilgili tedirginlik de dikkati çekiyor. Bankacılık dünyasından biri dün sabah şöyle diyordu:
"Eylülde, ekimde biz yine cumhurbaşkanı seçimini konuşmaya başlayacağız. Bu, politik faktör... Aynı zamanda dış ekonomik konjonktür ne olacak, bilemiyoruz. Yeni bir ekonomik çalkantı yaşanabilir mi sorusu yani... Bu da ekonomik faktör... Bunları düşünmek zorundayız. Bunları soğukkanlı düşünmek demek, iş dünyası ile hükümetin bir yandan kendi ev ödevlerini iyi yapmaları, öbür yandan sorumlu davranmaları demektir."
Ev ödevi ne demek?
Sorumlu davranmak ne demek?
Bunlar bir başka yazı konusu.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Doğu kalkınması
DÖRT bin metrekare genişliğinde bir tekstil f...
Çetin ALTAN
"Yüz Yıl Savaşları" ve maden suyu sodası
Napolyon'un ünlü bir sözü vardır; "savaş nedi...
Melih AŞIK
İran senaryoları
Uğur Mumcu gibi aydınlarımızın katlinde rol o...
Fikret BİLA
Ankara asker göndermeye nasıl bakıyor?
Türkiye, Birleşmiş Milletler'in (BM) ve NATO'...
Hasan CEMAL
İş dünyası, AKP dünyası!
İş dünyası ya da büyük iş dünyası diye genell...
Güneri CIVAOĞLU
Lozan'ı delmek...
ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın "Yeni bir Ortado...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni açılan üniversiteler ve bölümler
Yeni açılan 15 yeni üniversitenin rektörleri,...
Hurşit GÜNEŞ
Petrolsüz açık
Cari açık tartışmaları gerek medyada, gerek p...
Nail GÜRELİ
Servet ve sefalet
Geçen yıl temmuz ayında Hakkâri'nin Yüksekova...
Sami KOHEN
"Yeni Ortadoğu" stratejisi
"YENİ bir Ortadoğu için zaman geldi... Buna k...
Metin MÜNİR
Bir domates, on domates
Modern tarım yöntemleri doğayı mahvetmekle ka...
Hasan PULUR
Başbakan'dan aşağıya...
BENZER bir olayın kahramanıyla karşılaşınca, ...
Meral TAMER
Yoksulların sesi hiç duyulmaz ki...
Yıllardır alıştığımız adıyla Devlet İstatisti...
Ece TEMELKURAN
Roma'ya bizi götürün!
Herkes olan bitenden bir "doğal afetmiş" gibi...
Osman ULAGAY
'Tezkere' geçseydi mucize mi olacaktı?
Irak'ı işgale hazırlanan ABD güçlerinin bu am...
Güngör URAS
TMO, dünya fiyatından buğday satıyor
Nedim Şener'in Milliyet'te yayımlanan haberin...
M. Ali BİRAND
İran, ABD ile güç pazarlığı yapıyor
İran ile Batı dünyası arasındaki çekişmeye dı...

© 2006 Milliyet