|
 |
|
|
'Ben Yahudileri severim'
İSRAİL Bedevilik üzerine kurulmadı, Batı'dan göçen okumuş ve teknisyen bir nüfus olarak Filistin'e yerleştirildi, 'plante' edildi. Onun için İsrail bir demokrasidir, gelişmiş bir ekonomiye ve çok güçlü bir orduya sahiptir. Tabii bir de korkunç boyutlarda Amerikan desteği. Onun için 1967'deki "6 Gün Savaşı"nda, Mısır, Ürdün ve Suriye uçaklarını daha havalanmadan imha etti! Ardından Arap topraklarını işgal etti.
Topraklarını kurtarmak isteyen Araplar, Sovyetler'in Mısır'a verdiği SAM füzeleriyle 1973'te ünlü "Yom Kippur" savaşını başlattı ama neticede yine İsrail galipti! Çaresiz Enver Sedat artık diplomasi yolunu seçecekti.
İsrail, kuruluşuna esas olan BM kararına aykırı olarak Kudüs'ü de askeri güç kullanarak aldı, yine BM kararına aykırı olarak "işgal"i önemli oranda hâlâ sürdürüyor.
Orduları daima yenilen Araplara "gayri nizami harp"ten başka alternatif kalmadığı için, El Kaide'ye kadar uzanan terör örgütleri oluştu.
FKÖ ve Hizbullah
İSRAİL 1982 yılında da Güney Lübnan'ı işgal etmişti. Ariel Şaron hakkındaki "Beyrut Kasabı" sözü Sabra ve Şatilla katliamından gelir. İşgal'in amacı, Güney Lübnan'daki Filistin Kurtuluş Örgütü'nün üslerini ve kamplarını sökmekti. 2000 yılına kadar, yani tam 18 sene Güney Lübnan'ı işgal altında tuttu.
FKÖ'yü oradan söktü ama Hizbullah yükseldi!
Evet, Hizbullah'ın güçlenmesinde Humeyni rejiminin ve Lübnan'daki sosyolojik değişimin, yani Şiilerin şehirleşmesinin rolü önemlidir. Ama İsrail'in Güney Lübnan'ı işgal etmesinin doğurduğu tepki de Hizbullah'ı güçlendiren çok önemli bir etkendir.
Irak'taki ABD gibi, İsrail de askeri zaferi kazanıyor ama üzerinde oturamıyor, 'direniş'i yok edemiyor! FKÖ'yü yok edemedi, hatta zamanla Hamas güçlendi! Lübnan'dan FKÖ'yü söktü ama Hizbullah güçlendi!
ABD baskısıyla Suriye de Lübnan'dan çekildi ama 2005'teki Lübnan seçimleri gösterdi ki, umulanın aksine, Suriye'nin çekilmesi de Hizbullah'ın güçlenmesine yol açtı!
Bugün Hizbullah'ın Lübnan hükümetinde iki bakanı var!
CNN ve BBC muhabirleri, son İsrail saldırısının Lübnanlılar ve tüm Araplar arasında Hizbullah'a desteği artırdığını haber veriyor!
Sevmek ve karşı olmak
İsrail Başbakanı Ehud Olmert, uzun bir süredir İsrail'in ilk sivil başbakanı! Ama o da "militarist" bir politika izliyor. Gençliğinde aşırı sağcı Likud'un militanlardan biriydi. 1993-2003 arasıdaki Kudüs Belediye Başkanlığı sırasında da bütün çabası "göçmen yerleştirme" siyasetiyle üç dinin kutsal kentindeki nüfus kompozisyonunu 'Yahudileştirmek'ti.
Küçük oğluna 'Ariel' adını vermiş olması da onun, selefi Ariel Şaron'a hayranlığını gösterir! Olmert, bugün Şaron'un "Sabra-Şatilla katilamı"na rahmet okutuyor!
Askeri yoldan "aşırı güç" kullanıyor ama "kara savaşı"nı, işgali göze alamıyor!
Arap dünyasındaki haklı infial bakalım bu defa nelere yol açacak?!
24 Kasım 2003 günü bu köşede "Yahudileri severim" diye bir yazı yazmış ve gerekçelerini izah etmiştim. Şöyle noktalıyordum:
"Ben Yahudileri severim, 'Beyrut Kasabı' Şaron'a ve İsrail'in şiddet politikalarına şiddetle karşıyım' elbette..."
Şaron'un yerine Olmert yazarak, bugün de aynı şeyi söylüyorum, ve tabii Olmert için 'Kana Katliamı Utancı'nı ekleyerek.
İsrail militarizmi durdurulmazsa çok belalara yol açacak!
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|