Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 02 Ağustos 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kâbil'de bir Mülkiyeli

Afganistan Dışişleri Bakanı Spanta, 1981'de mezun olduğu A.Ü.S.B.F.'deki hayatını, 'Herkes gibi ben de militandım. En güzel yıllarımdı' diye anlatıyor

YASEMİN ÇONGAR Washington


Savaş üstüne savaş yaşamış Afganistan'ın bugün en kıt ve en değerli varlıklarından olan yetişmiş insan gücünde Türkiye'nin bıraktığı derin iz, üç kelimeyle özetleniyor: Harbiye, Tıbbiye, Mülkiye.
1920'lere, Atatürk'ün, yeni Afgan devletine sonradan "Kemalist" etiketini yakıştırtacak kadar kendisini örnek alan Afgan lideri Emanullah Han'a yaptığı ünlü tavsiyeye uzanıyor bu iz: "Büyük ölçekli bir siyasi ve sosyal reform için güçlü bir ulusal ordu kurman, sadık ve disiplinli bir bürokrasi oluşturman şart."
1923'te yeni bir rejimin temelini atarken ve 1925'te kendi kıyafet devrimini yaparken hep bir gözü Anadolu'da olan Emanullah, Atatürk'ü dinlemiş. Afganistan, 1930'lardan itibaren hem ordusunun, siyasi sınıfının ve ilk hekimlerinin eğitimini Harbiye, Mülkiye ve Tıbbiye'ye öğrenci göndererek başlatmış, hem de bu kurumları model alan okullar kurmuş.

'Türkiye ikinci vatanım'
80 yıllık geleneğin bugünkü Kâbil hükümetindeki temsilcisi, çiçeği burnunda Dışişleri Bakanı Rangin Dadfar Spanta.
Spanta ya da kendisine hitap etmemi uygun gördüğü şekliyle, 'Rangin Bey' 1981 mezunu bir Mülkiyeli. Kâbil'de, Afganistan'ın sorunları üzerine yoğunlaşan uzun söyleşimiz sonunda sözü Mülkiye'ye getiriyoruz. Türkiye'yi "ikinci memleket" sayan Rangin Bey'in gözleri doluyor; duygulandığı için özür dileyip anlatıyor.
12 Eylül 1980 öncesinde, öğrencilikten çok eylemcilikle özdeş bir Mülkiye hayatı olmuş: "Güvenlik açısından zor yıllardı ama hayatımın en güzel dönemiydi; orada bulduğum arkadaşlık duygularını hiçbir zaman unutmuyorum."
Sonra, "Herkes gibi ben de militandım" diyor, kendisinden 10 yıl sonra mezun olmuş bir Mülkiyeli kardeşi olarak fraksiyonunu soruverince, fısıldarcasına yanıtlıyor: "Maocu."
"Siz de, 'Önce Mülkiye, sonra Afganistan' diyenlerden misiniz?" diyorum, gülüyor: "Türkiye Büyükelçiliği'ndeki davetlerde, Mülkiyelileri görünce sanki ailemin üyelerini buluyorum. Geçenlerde aramızda ODTÜ'lü bir arkadaş vardı; 'Ben de sizinle konuşabilir miyim?' diye özel izin istedi. Bu okulun demokratik süreçlere, devlet inşasına katkısını düşününce, Mülkiye konusunda 'lokal patriyot' olmamak zor."






DÜNYA
İsrail harekâtı büyüttü
Castro liderliği devretti
Kâbil'de bir Mülkiyeli
AB, 'acil ateşkes' diyemedi
Peres: Türkiye örnek ülke
'Terminatör'den Blair'e film teklifi
Irak'ta şiddet 70 can aldı
İran, BM kararını 'gülünç' buldu







© 2006 Milliyet