Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Ağustos 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Son halife"Abdülmecid Efendi'yi denize girerken gösteren bu fotoğraflar, ölümünün 62'nci yıldönümünde ilk kez yayımlanıyor
Halife tatilde

Başbakan Erdoğan bir kez bile denizde görünmüyor. Sahillerde örtü ve haşema moda oluyor. Peki İslam dünyasının halifesi bile ailesiyle denizde mayoyla görüntülenmekten çekinmezken başbakan niye utanıyor?


can.dundar@e-kolay.net
Başbakan Erdoğan ailesiyle tatilde... Önceleri arkadaşı Remzi Gür'ün Ekinlik Adası'ndaki yazlığına ailesiyle birkaç kaçamak yaptı. Sonra da Antalya'nın lüks Rixos Oteli'nde daha uzunca bir dinlenmeye çekildi.
Beni başbakanların tatil yapanı değil, yapmayanı endişelendirir. O yüzden Erdoğan'ın yoğun çalışmalara ara verip kendine, ailesine vakit ayırmasını, dinlenip biraz kitap okumasını, farklı dünyalara yelken açmasını çok sağlıklı buluyorum.
Yalnız ilginç olan bir şey var: Karadenizli başbakanın tatilde bir kare bile fotoğrafı çekilemiyor.
Elbette kimse tatile fotoğrafçı ordusuyla çıkmak istemez. Tatil biraz inziva yeridir; insan uzakta kendisiyle baş başa kalmak ister. Bu, herkes için anlaşılabilir bir taleptir.
Lakin başbakanın mahremiyet arayışı bir hayli sorunlu oluyor.
Sahil güvenlik botlarının barikatı arkasında tekneye biniyor. Peşine düşen foto muhabirleri ve kameramanlar bir güvenlik ordusu tarafından engelleniyor. Başbakan denize girerken görüntülenmesin diye her türlü önlem alınıyor, çevrede kuş uçurtulmuyor.
Mahremiyet hak ama gizliliğin bu kadarı kuşku uyandırıyor.


Eskilerden farkı ne?
Yadırgamamızın nedeni, Erdoğan'ın selefleri arasında bu kadar itinayla gizlenen tatilciler olmamasından...
Florya'da kendisini görüp yanına koşan yurttaşlarıyla birlikte neşe içinde yüzerken fotoğraf çektiren Atatürk'ü düşünün.
Ya da 82 yaşında yüzme stilini düzeltmek için ders almaya başlayan ve çivilemeleriyle aklımıza kazınan İsmet Paşa'yı...
Siyaset albümümüz Menderes'ten Demirel'e, Özal'dan Çiller'e, Yılmaz'dan Baykal'a kadar tüm liderlerin deniz kenarında mayolu fotoğraflarıyla doludur.
Erdoğan'ın bu listede bir istisna teşkil etmesi neden?
Kaç göç döneminin deniz hamamlarına dönüş sevdası mı bu?
Son yıllarda giderek yaygınlaşan haşemayla görünmeme kaygısı mı?
Yoksa aileyle uluorta denize girerken görüntülenmenin itikattan bir şeyler alıp götüreceği inancı mı?
Eğer bu sonuncusu ise belki Erdoğan'ı ve diğer dini bütün yurttaşları rahatlatacak bir görüntü sunabiliriz.

Tarihi film
İslam dünyasının son halifesi Abdülmecid Efendi'nin sürgün günlerine ait görüntüler bunlar... Muhtemelen Fransa sahillerinde çekilmiş, tarihi bir film...
Abdülmecid Efendi kendisini görüntüleyen kameraya gülümseyerek geliyor, üzerindeki şık yazlık takımını çıkarıyor ve içindeki mayosuyla Akdeniz'e dalıyor.
Görüntünün devamında yine yazlıkta, halifenin ailesini gösteren görüntüler var. Orada da çocuklar sahilde, denizde mayolu, neşe içinde oynaşıyorlar.

Hangisi doğru?
Peki İslamı gerekçe gösteren 100 binlerce insan denizlere şalvarla koşarken, baldırlarını haşemayla gizlerken, hatta denize girmeyi reddederken, İslam halifesi nasıl olup da uluorta kameralar karşısında, hem de mayoyla kendini sulara bırakabiliyor?
a) Şimdikiler İslamı yanlış yorumluyor?
b) Halife Abdülmecid Efendi çok özel bir insandı.
Cevap: İkisi de doğru...

Çağdaş bir halife
Kocaman beyaz sakalı ve siyah mayosuyla denize giren bu yaşlı adamın kendinden öncekiler ve sonrakilerden farkını kavrayabilmek için onun fırtınalı yaşamından kısaca söz etmeliyiz:
Abdülmecid Efendi, Sultan Abdülaziz'in oğlu... Çocukluğu boyunca ulemadan din dersleri aldı. Yaşamında İslamın esaslarını uygulamaya özen gösterdi.
Beş vakit namaz kılar, cumaları aksatmazdı. Sarayında Türk gelenek göreneklerinin uygulanmasına büyük önem verirdi. Sabah namazından sonra daima Kuran okur, gündelik işlerine ondan sonra başlardı.
Aynı zamanda da Batı kültürünü özümsemişti. Arapça ve Farsçanın yanı sıra Fransızca ve Almanca da öğrenmişti. Sanatçı ve aydın bir kişiliği vardı. At binme, avcılık, eskrim dersleri aldı.
Kütüphanesine Avrupa gazetelerini getirtir, Almanya'dan, Fransa'dan kitaplar ısmarlar, Batı sanatını ve edebiyatını yakından takip ederdi. Yasaklanan yayınları bile gizlice getirtip okurdu.
Tiyatro temsillerini kaçırmazdı.
Şiir yazardı. Mimari çizimler yapardı. Süsleme sanatıyla ilgiliydi. Ve iyi bir ressamdı.

"Demokrat veliaht"
2004'te Yapı Kredi Yayınları tarafından çıkarılan "Hanedandan Bir Ressam" kitabında onun hayatı kadar, resimleri de yer alıyor. Bu resimlere bakarsanız, onunkinin amatör bir ressamlığın ötesine taştığını görebilirsiniz.
Yaşadığı sarayları Avrupa usulü mobilyalar ve değerli bitkilerle donatmıştı. Sosyal bir insandı. Sandalda seyahat eder, Beyoğlu'nda yaya dolaşır, kitapçılara uğrar, alışverişini bazen kendisi yapardı.
Ermeni Kadınlar Birliği'nin başdestekçisi, Hilal-i Ahmer cemiyetinin fahri başkanıydı. Kadınların eğitim görmeleri, bilim ve sanatta başarılı olmaları için uğraşıyordu.
Çocuklarını Avrupa'da okuttu.
Hürriyete sevdalı olduğundan "Demokrat veliaht" olarak tanındı.

M. Kemal tebrik etti
Kurtuluş Savaşı yıllarında milli mücadeleden yana tavır aldı. Oğlu Şehzade Ömer Faruk Efendi, 1921'de Kurtuluş Savaşı'na katılmak üzere Anadolu'ya kaçmıştı.
1922'de saltanat kaldırılıp da Sultan Vahideddin İstanbul'u terk edince Ankara Hükümeti Abdülmecid Efendi'yi halife seçti..
Mustafa Kemal Paşa tarafından tebrik edildi. İstanbul camilerinde adına Türkçe hutbeler okutuldu.
Ancak cumhuriyet ilan edilip hilafet kaldırılınca çıkarılan yasa gereği Abdülmecid Efendi eşleri, çocukları, sekreteri ve özel doktoruyla birlikte 72 saat içinde yurtdışına çıkarıldı. Otomobiline binerken "Ben ölsem dahi kemiklerim bu milletin refahına dua edecektir" dedi.

Sürgün yılları
Şimdi İsviçre ve Fransa'daki sürgün yılları başlıyordu.
Paris'te cumaları camiye gidiyor, fesini yine başında taşıyor, kunduralarını Paris'te yaşayan İstanbullu bir Ermeni ustaya yaptırıyordu.
Öte yandan Avrupa'yı geziyor, Batılı ressamlarla yeni sanat akımları üzerine sohbetler yapıyor, konserleri, sergileri kaçırmıyordu.
23 Ağustos 1944'te yani 62 yıl önce bu hafta öldüğünde vasiyeti üzerine İstanbul'a defnedilebilmesi için girişimlere başlandı. Cenazesi 10 yıl boyunca Paris Camii'nin bir hücresinde tahnit edilmiş olarak bekletildi. Ancak Ankara defin talebini reddetti. Ve "son halife"nin cenazesi, Suudi Arabistan'a götürülüp Medine'de toprağa verildi.

Halifenin İslamı
İlk kez açılan özel bir arşivdeki bu filmden alınan fotoğraflar, bugün için büyük önem taşıyor.
Çünkü bize İslam dünyasının çağdaş halifesiyle, bugün iktidarda olan anlayışı kıyaslama şansı veriyor.
Halife böyleyse, bugünkü ne?








Çetin ALTAN
Siyasetçi sözüyle küheylana binilmez, ipiyle de kuyulara inilmez
İstanbul'un çeşitli semtlerinde elektrikler s...
Melih AŞIK
Rixos'a devam...
Rixos Otelleri Yönetim Kurulu Başkanı Fettah ...
Fikret BİLA
'İstihkâm, sağlık ve sosyal yardım birliği hazırlanıyor'
Lübnan'a asker göndermeyle ilgili temaslar sü...
Hasan CEMAL
İtiraf!
İnsanoğlu kendi kendini ele vermekten hoşlanm...
Güneri CIVAOĞLU
K. Irak olmadı, Lübnan'a...
Türk askeri Lübnan'da BM Barış Gücü içinde ye...
Can Dündar
Halife tatilde
Başbakan Erdoğan ailesiyle tatilde... Öncele...
Abbas GÜÇLÜ
Gençler, Türkiye'nin sorunlarına ne kadar vâkıf?
Milletvekili yaşının 25'e indirilmesi konusun...
Metin MÜNİR
Eve teslim Ilısu pizzası
Geçenlerde Başbakan'ın temelini attığı Ilısu ...
Hasan PULUR
Söylemesi niye ayıp olsun?..
FIKRA anlatmak da zordur, fıkra dinletmek de,...
Derya SAZAK
Fırtına vadisi
Mostar'ı andıran tarihi köprülerle geçilen Fı...
Tamer HEPER
Trafik kazası taksirli suçtur
Gazete haberi benim büroya bomba gibi düştü,...
Güngör URAS
Buğdayı üreten ağlıyor (Alan pahalı alıyor)
Buğdayın tonu dışarıda 140-150 dolar. Bizde 2...
Serpil YILMAZ
Doğalgaz fiyatları maliyetinin altında
Petrol fiyatlarındaki artışı akaryakıta yansı...

© 2006 Milliyet