Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 30 Ağustos 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
30 Ağustos, laiklik, demokrasi


YAKIN tarihimizin en önemli tanıklarından Falih Rıfkı Atay'ın 3 Ekim 1922 tarihli Akşam gazetesindeki yazısının başlığı "Kocatepe"dir. Bir ölüm kalım savaşında Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşa'ların çelikleşmiş iradelerini anlatır. Uzun yazısının bir bölümü şöyledir:
"Yunanlılar mukavemet ediyorlardı. Hatta bir tepeyi iki ordu birkaç defa alıp verdiler. Top gürültüleri arasında, Kocatepe'nin bir köşesinde Fevzi Paşa Kuran okuyordu. Zira Fevzi Paşa'nın ruhu iki imandan yoğrulmuştur: En yeni fen ile düşünen Fevzi Paşa, dinine ve milletine aynı kuvvetle inanıyor."
Falih Rıfkı, bu tür yazılarını 1933 yılında, tabii yeni harflerle, "Eski Saat" adlı kitabında topladı; "Kocatepe" yazısı kitabın 218-221. sayfalarındadır. Fakat, yukarıya aldığım satırlar makaslanmıştır!
Falih Rıfkı, Fevzi Paşa'nın Kuran okuduğu gerçeğini artık 'muzır' bir bilgi sayıyordu galiba!

Cumhuriyetin kökleri
Türkiye'de cumhuriyet, başka ülkelerdeki gibi cunta kararlarıyla kurulmadı; kurulduktan sonra da hiç yıkılmadı. Tarihi kökleri olduğu gibi kuruluşu da Meclis kararıyla gerçekleşti.
Cumhuriyet ilan edildiğinde, aile hukuku dışında, hukuk ve yargı sistemimiz büyük ölçüde laikleşmiş, eğitimde de inisiyatif daha Abdülhamit zamanında medreseden modern mektebe geçmişti. Milli Mücadele'nin asker ve sivil kadrosu çok büyük ölçüde 'mektepli'dir; komutanlar 'paşa'dır zaten.
Cumhuriyet modernleşmesini yoktan var edilmiş bir mucize gibi gösterenler onu yücelttiklerini sanırken aslında tarihteki köklerini buduyorlar! Cumhuriyeti köksüz bir fidan gibi görmek sürekli irtica korkusu ve "koruma kollama" duygusu yaratıyor! Halbuki İsmet Paşa, 1925'te ve 1930'da irtica korkusuyla partileri kapatmakla yanlış yaptıklarını sonradan ifade etmiştir.
İdeoloji haline gelmiş aynı korku yüzünden bugün de Türkiye'deki toplumsal modernleşme dinamiklerini dikkate almadan, marjinal faktörlere bakarak hâlâ 'irtica tehlikesi'nden bahsediyorlar.

Geldiğimiz aşama
Türkiye'nin ulaştığı toplumsal modernleşme ve kurumlaşma aşamasında artık hiçbir "tek fikir" ülkeye egemen olamaz! Böyle bir Türkiye'de askeri müdahale de irtica da ham hayaldir!
Ancak toplumsal modernleşme etnik milliyetçilik sorununu çözemiyor, hatta bazen artırıyor! Türkiye'nin tek ciddi sorunu budur ve artık "Takrir-i Sükun" usulleriyle çözülemez! İşte, 12 Eylül rejimi bu sorunu çözemedi, aksine azdırdı!
Türkiye üniter devlet yapısı içinde demokrasiyi ve toplumsal entegrasyonu geliştirerek bu sorunu zaman içinde 'yönetilebilir' düzeye indirmeyi başarmalıdır.
Bu tablo gösteriyor ki, Türkiye'nin liberal demokrasiyi iyi işletmekten başka yolu yoktur, çağımızın devleti böyle bir devlettir. Sayın Org. Hilmi Özkök bunu "birinci sınıf devlet" terimiyle ifade ediyordu. Türkiye'yi buna layık görmemek ayıptır!
Türkiye "meşrutiyet" yoluyla demokrasiyle tanıştı, "meclis hükümeti" sistemiyle Büyük Zafer'i kazandı, "parti devleti" ile devrimleri yaptı. Yoluna "liberal demokrasi" ile devam edecektir.
Cumhuriyetin temel değerleri de elbette buna göre gelişecek, liberalleşecektir.
Bu, Türkiye için aynı zamanda jeopolitik bir zorunluluktur. Demokrasiye aykırı bir girişim Türkiye'nin başına ne belalar açar, bir düşünün!

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
30 Ağustos, laiklik, demokrasi
YAKIN tarihimizin en önemli tanıklarından Fal...
Çetin ALTAN
Eyüpsultan ve Pierre Loti
Sevgili Can Dündar, "Ankara'da yaz bitti" baş...
Melih AŞIK
Büyük Taarruz
Bugün Zafer Bayramı... Kurtuluş Savaşı'nda iş...
Fikret BİLA
Cemil Çiçek: Lübnan'da milli menfaatimiz var
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Lübnan'a as...
Hasan CEMAL
Büyükanıt Paşa'yla üslubu!
Televizyonda Genelkurmay'daki devir teslim tö...
Abbas GÜÇLÜ
Başbakan Erdoğan'a açık mektup
"Sayın Başbakan,
Hurşit GÜNEŞ
Lübnan'a asker
Türkiye'nin Lübnan'da kurulacak olan BM asker...
Nail GÜRELİ
Hortuma kılıf mı aranıyor?
Bir dokun bin ah dinle misali; geçen hafta Bü...
Sami KOHEN
Onlar daha çok ilgileniyor
YILLARDAN beri İngiliz gazeteleriyle olan ili...
Metin MÜNİR
Çeşme Yarımadası için endişe verici planlar
Çeşme Yarımadası'nda, küçük bir devlet kurabi...
Hasan PULUR
Büyük Zafer
MAHMUT Esat Bozkurt, Kemalist devrimin kurmay...
Ece TEMELKURAN
Lübnan'a değil, yangına!
Tek tek bütün ağaçların ruhları nur içinde ya...
Güngör URAS
'Zafer Haftası' 'Zafer Bayramı'
Biz bir zamanlar, 26 Ağustos'ta başlayıp 30 A...
M. Ali BİRAND
Genelkurmay, 2010'a kadar kapandı
Geçen yıllarda, komutanların veya Genelkurma...

© 2006 Milliyet