Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Ağustos 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
30 Ağustos notları (3)
Çekiçle çivi, askerle rolü!


Amerika'nın Irak Savaşı'yla ilgili olarak bugünlerde okuduğum İngilizce bir kitap var:
Fiasco! (x)
Türkçesi Fiyasko...
Pulitzer ödüllü Amerikalı bir meslektaşımın yazdığı kitabın bir iki yerinde, Türkçeden de aşina olduğumuz bir deyiş geçiyor:
"Elinde yalnız çekiç varsa, senin gözüne her şey çivi gibi gözükür."
Başkan Bush yönetimini Irak Savaşı'ndan dolayı eleştirirken kullanıyor bu deyişi. Belki daha doğrusu, "Ben her şeyi bilirim!" kibriyle elde silah her şeyin yapılabileceğini sanan Yeni Muhafazakâr kliğin Irak'la ilgili büyük yanlışlarını sergilerken çekişle çivi deyişini anımsatıyor.
Washington'daki bu klik, Amerika'nın askeri üstünlükle her şeyi yapabileceğini, topla tüfekle dışarıdan demokrasiyi, rejim değişikliğini dayatılabileceğini sandı.
Ama olmadı.
Pandora'nın Kutusu böyle açıldı, kötülükler ortalığa öyle saçıldı ki, şimdi herkes çok pahalıya mal olan acı bir faturayı ödemeye devam ediyor.
Mıntıka temizliği nedir, bilir misiniz?
Ben askerlikten bilirim.
Kışlada yapılır.
Erat, her sabah vakti erkenden, kıyıda köşede kalmış ne varsa, cigara izmaritinden başlayarak toplar temizler.
Emir demiri kestiği için kışlada kolaydır bu temizlik...
Ama böyle bir düzeni, yani kışla düzenini sivil hayatta sağlamak öyle sanıldığı gibi kolay değildir. Çünkü toplumun yapısı farklıdır, toplumsal ilişkiler karmaşıktır. Bir emirle, bir komutla, bir düdükle, yani mıntıka temizliği mantığıyla istenen değişim olmaz, düzen sağlanmaz.
Tarihte 'zorun rolü'nden, tepeden dikte edilen değişimlerden bazı örnekler akla gelebilir tabii. Ama o örnekler aynı zamanda tarihin bazen çok kanlı, bazen çok kepaze, bazen ikisini de kapsayan sayfaları olduğu da malumdur.
Tarihin bu sayfalarını, biliyorum, bugün bile Aydınlanma adına, Atatürkçülük adına, ulusalcılık adına, Kızılelmacılık adına Türkiye'ye örnek göstermeye çalışan aymazlar maalesef hâlâ var. Mıntıka temizliği mantığıyla askeri siyasete müdahaleye çağırmaya devam ediyorlar.
Beklentileri darbe!
Sanki bu yol hiç denenmedi.
27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbeleri bu ülkede sanki olmadı. 12 Eylül askeri yönetiminin bu ülkeye giydirdiği deli gömleğiyle demokrasinin, hukuk devletinin kolu kanadı bu ülkede sanki kırılmadı. İdamlar, işkenceler, siyaset yasakları sanki yaşanmadı.
Hepsi yaşandı.
Ve bütün bunlarla Türkiye'de ne yazık ki daha büyük çatışma ve cepheleşmelerin tohumları ekildi. Siyaset normal rayından saptırıldı. Demokratik hukuk devleti daha beter geciktirildi.
Bu acıların olumsuz sonuçlarını bugün de yaşamaya hâlâ devam ediyoruz. Ama bu iflah olmaz aydınlanmacı, ulusalcı, Kızılelmacı takım, yirmi birinci yüzyılda bir kez daha aynı oyunun peşindeler.
Darbe çığırtkanlığı yapıyorlar.
Askercilik oynuyorlar.
Eski, kötü alışkanlıkları yani...
Oyuna gelebilir mi asker?..
Sanmıyorum.
Genelkurmay'daki devir teslim törenini izlerken bu konuları düşündüm.
Yeni Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın sert konuşması kafamda bazı soru işaretlerine yol açmadı değil.
Büyükanıt Paşa, askerin siyasetle ilgisi yoktur, olmamalıdır derken, bir doğruyla birlikte demokrasinin bir temel ilkesini de belirtmiş oldu.
Ama bununla yetinmedi.
Aynı zamanda asker ve siyaset konusunda öylesine geniş alan tarifi yaptı ki, böylece birçok can alıcı konu askerin yetki alanına sokulabilir. Asker "Anayasal görevim!" diyerek, siyasi otoritenin ya da hükümetin yetkili olduğu bazı önemli konulara el atabilir.
Diliyorum, böyle bir şey olmaz.
Ve rejim normal rayında yürür.
Bu ülkenin ihtiyaç duyduğu en son şey asker-sivil çatışmasıdır, krizdir, siyasal gerginliktir çünkü... Bu ülkede aş ve iş sorununun çözülmesi için kesinlikte gereksiz olan tek şey varsa, o da siyasi istikrarsızlıktır çünkü...
30 Ağustos notları-4 yarın.

x Fiasco, The American Military Adventure in Iraq, Thomas E. Ricks, The Penguin Press, New York, 2006.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Terör ve bir arada yaşamak
TERÖR örgütü PKK, son kanlı eylemlerini Kürdi...
Çetin ALTAN
Başarı açlığı ve bir yitiklik portresi
Japonya'da oynanan Basketbol Dünya Kupası maç...
Melih AŞIK
Anason deyince...
Anason deyince akla ne gelir? Rakıya beyazlığ...
Fikret BİLA
Baykal: Asıl risk dinler savaşına bulaşmak
30 Ağustos Zafer Bayramı coşkuyla kutlandı. A...
Hasan CEMAL
Çekiçle çivi, askerle rolü!
Amerika'nın Irak Savaşı'yla ilgili olarak bug...
Can Dündar
Gül ile Babacan niye soğuk?
Uçakta gördüm onları... Çok önemli bir ulusl...
Hurşit GÜNEŞ
Kur tahminleri
Önceki gün bir büyük özel bankanın hazine böl...
Doğan HEPER
Üniversiteler liseden farksız
EĞİTİMİN üzerine ne kadar dursak azdır.
Semih İDİZ
Sezer'in Talabani politikası yanlış
Cumhurbaşkanı Sezer'in, Kara Kuvvetleri Komut...
Sami KOHEN
İran faktörü
BM Güvenlik Konseyi'nin İran'a nükleer progra...
Hasan PULUR
"Sevr'e Giden Yol"
TÜRKLERİ vatanından edeceğini sanan "Sevr Ant...
Derya SAZAK
Hangi ateşkes?
PKK, bir haftadır, eylülden itibaren doğabile...
Yaman TÖRÜNER
Amerikan Koç ailesi
Amerika Birleşik Devletleri'nde de bir Koç ai...
Güngör URAS
Trabzon'da fındık üreticisi fiyat bekliyor
Trabzon'a gittim. Fındık üreticileriyle, fınd...
M. Ali BİRAND
Kürtler sessiz mi kalacaklar?
Türkiye'nin tatil yörelerine karşı girişilen ...

© 2006 Milliyet