|
 |
|
|
Didim'e değil, Akköy'e gidin
Didim yakınındaki Akköy'e gittim geçenlerde. Hem insanlarına hem de evlerine hayran kaldım. Çınar altı kahvesinde saatlerce oturdum, 80'lik gençlerle sohbet ettim. Burada insan Didim'in tozlarından arınıyor
fturkmenoglu@milliyet.com.tr
Şimdi Didim'de ne var? Benim en sevmediğim yerlerden. Ne zaman gitsem ya trafo patlar ya yol çalışması vardır; yoksa su borusu çatlamıştır, esnaf kavgaya tutuşmuştur falan filan. Böyle bir avamlık, bir toz-duman, gecekondu mahallesinden büyümüşlük havası; benim sinirimi bozar.
Plajın çöp ve izmaritleri de iyice gözüme girer. Eskinin Hierenda köyü içine kurulu Didim'i şöyle bir görüp, Medusa Başı'nı inceleyip, Apollo Tapınağı'nın bilicilerinin nasıl çalıştıklarını hayal edip, antik tiyatroda on dakika soluklanıp, olay yerini terk ederim. Priene'ye, Miletos'a kaçarım...
Yolda bir köy var: Akköy
Gene öyle yaptım; bu sefer gözüm fazla açıktı belki de, Akköy tabelasında kaldım. Arabayı meydana çekip köyü keşfe çıktım.
Burası, Milet şehrinin kuzeyinde. Adının Akköy olması, beyaza boyalı evlerinden. Mübadeleye kadar Rumlar, hatta Sadrazam Mehmet Paşa zamanında Girit'ten getirilen Yunanlılar yaşarmış. 1922'de Sisam'a gidene dek...
Yunanistan'da basılan "Micraasia Pragmatie" adlı kitabın "Akköy" başlığında, köyde 200 Hıristiyan ve 30 Müslüman hanenin var olduğu yazılı. Yine esere göre, köyün Müslüman ahalisi, Balat köyünden gelip yerleşen zenginler. Zamanında 40 öğrencili bir köy okulu ve 200 mecit maaş alan bir köy öğretmeni de mevcut.
Kütüphaneli köy
Akköy'ün nüfusu bugün 1500 civarında. Didim ve Milet antik şehrinin ortasında, keşfedilmemiş bir cennet köy...
Köyün kütüphanesi, ülkemizdeki en büyük köy kütüphanelerindenmiş. Ben göremedim, hafta sonuydu. Bahar aylarında kerkenez kuşları köye yuva yapar ve meraklılar tarafından iyi seyredilirmiş; mevsim yetmedi, onu da kaçırdım. Ama köy kahvesinde, 87 yaşındaki İbrahim Karadon'la sohbete daldım ve öyle keyif aldım ki, kaçırdığım hiçbir şeye hayıflanmadım.
Mübadeleyle bebekken Akköy'e gelen İbrahim Karadon, öylesine hayat dolu bir genç ruh ki, şaşar kalıırsınız. Sigarasını keyifle tüttürüyor, "Hayatımın en güzel günlerini şimdi yaşıyorum" diyor. "İç bir çay daha evladım" diye ısrar ediyor. Anlattıkça anlatıyor, "Burası Anadolu köylerine benzemez, buranın halkı batıdan gelme" diyerek sohbeti bağlıyor.
Sanat merkezi
Köyde yürüyüş yapmaktan çok mutlu oldum. "El Sanatları Kursu" tabelasını merak edip içeri daldım. Köylüler hasırdan türlü eşyalar yapmaya başlamışlar. İdealist bir el işleri öğretmeni, özellikle kadınlara meslek kazandırmak üzere Akköy'e gelmiş ve bunu çok da iyi başarmış. Küçük kilimler, şapkalar, örtüler yapıyorlar. Yakında sergileyip satacaklar. Onların coşkusu bana da bulaştı, "Ah ne yapsak da satışları arttırsak?" diye düşünmeye başladım...
Parke taşı kaplı sokaklarda yürüdüm. Eski evleri inceledim. Kahvenin hemen aşağısındaki "Cafe Olive" sanat evini gezdim. Aslında hem sanat evi hem kafe olan bu güzel mekanda, mekan sahipleri olan genç çiftle biraz zaman geçirdim. Bana köyün geçmişini ve köydeki hayatlarını anlattılar. Resimlerini, evlerini, çiçeklerini görünce mutluluklarının nedenini anladım.
Akköy'deki birkaç saat sonunda, üzerime yapışan Didim'in bütün tozlarından arındığımı fark ettim. Canlandım, tazelendim. Gece olurken "Boşver, Bodrum'a daha geç giderim" deyip kahveye yeniden çöktüm. İbrahim amca yine çay söyledi ve sohbete kaldığımız yerden devam ettik.
Nasıl gidilir?
Didim'den Miletos yoluna sapın, Akköy'den geçeceksiniz. Didim'e 17 kilometre uzakta. Söke ve Bodrum yolu üzerinde. Araba kullanmıyorsanız, Didim'den her 20 dakikada bir kalkan minibüslerle ulaşım çok kolay. Kişi başı 2,5 YTL.
Ne yapılır?
Köyün kütüphanesini açık olduğu saatlere rastlarsanız gezebilirsiniz.
El Sanatları Merkezi'ni mutlaka ziyaret edin ve sanatçı köylülere destek vermek için bir şeyler satın alın.
Perşembe günleri pazarı var. Küçük, şirin bir pazarmış.
Cafe Olive çok şirin bir sanat evi ve kafe. Sahipleriyle sohbet çok keyifli.
Köy kahvesinde oturun. Özellikle köyün yaşlıları çok enteresan.
Milet antik şehri ve Priene'yi mutlaka ziyaret edin. Her ikisi de yakında.
Gezinizi bahar aylarına denk getirirseniz pelikan, kerkenez ve atmacaları seyredebilirsiniz.
Bütün sokaklarında yürüyün ve fotoğraf çekin. Köy gerçekten çok güzel.
|
|
|

|