Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 08 Eylül 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yargı ve ezberi!


Adli yıl açılış töreni... Bu yıl da farklı olmadı. Görüntüler yine aynıydı. Yargıtay Başkanı, devlet büyükleri, hukukçular uzun uzun konuştular.
Ama ne söylediler?..
Değişen bir şey yoktu.
Daha çok klişelerin ağır bastığı konuşmalar yapıldı. Herkes kendi ezberini tekrarladı.
O kadar!
Sorunun özü sorgulanmadı.
Ya da derine inilmedi.
Tüm konuşmalarda kimsenin itiraz edemeyeceği bazı genel doğrular yer aldı.
Demokrasi ve hukuk devleti, laiklik, irtica ve bölücülük gibi konularda haklı eleştiri ve kaygılar belirtildi.
Bu arada, her adli yıl açılış töreninde olduğu gibi, yargıç ve mahkeme sayısındaki azlıktan, yargı çalışanlarının geçim sıkıntısından, mahkeme binalarının yetersizliğinden yakınıldı.
Haklıydı bu şikâyetler de.
Yine her zaman olduğu gibi yargıç güvencesiyle bağımsızlığı açısından bazı temenniler dile getirildi.
İyi güzel!
Ama demin de altını çizdiğim gibi sorunun özüne damardan girilmedi. Bu konuda ezberler bozulmadı. Birtakım klişelerle durum gene idare edildi.
Oysa yargının ezberleri var, bozulması gereken. Köklü bir zihniyet değişimine ihtiyacı var, Türkiye'de yargının.
Ülkemizde yargı hâlâ bireyi değil devleti korumanın peşinde.
Referansı hâlâ devlet.
Ne yazık ki birey değil.
Yargıda sorunun özü budur.
Yargı, demokratik hukuk devletinin gerçekten işlediği, devletin hukukla barışık olduğu ülkelerde devleti değil, devlete karşı bireyi korumakla yükümlüdür. Devletten çok bireyi güçlendirmeyi öne alır.
Bizde ise tam tersi...
Bu zaaf bir türlü aşılamıyor.
Ayrıca, Avrupa hukuku alanında Türkiye gereğini bir türlü tam olarak yerine getiremiyor. Birtakım yasalarda değişiklik yapılıyor yapılmasına.
Ama yetersiz.
Daha yaşamsal sorun, hiç kuşkusuz, zihniyet değişimi alanında yatıyor. Bu açıdan değişime karşı direnç var çünkü.
Yargının içinde değişime ayak uyduranlar elbette yok değil. Ama bir de inatla ayak sürüyenler dikkati çekiyor.
Onun için de uygulamada birçok çarpıcı çelişki suyun yüzüne vuruyor, tüm demokrasi ve hukuk ayıplarıyla...
Avrupa Birliği yolunda yürüyen bir Türkiye'de, Avrupa hukukuna uyum konusunda yargının yapması gerekenler var.
Bunun için bazı klişelerden kurtulması lazım.
Ezberlerini bozması şart.
Yargının kendini çok ciddi bir özeleştiri süzgecinden geçirmesi gerekiyor.
Demokratik hukuk devletine vuran kara gölgeler bir an önce silinmeden bu ülkede adaleti çağdaş kılmak olanaksız.
Adli yıl açılış törenleriyle aynı gün Uluslararası Af Örgütü, Türkiye'de yargıyı sorgulayan bir raporu dünya kamuoyuna açıkladı.
Yargının çok ağır işlediğini, birçok bakımdan adil olmadığını belirten raporla ilgili olarak şöyle bir noktaya işaret edildi:
"Türk hükümetinin işkenceyi yok etme sözü var. Oysa, bu tür yöntemlerle sağlanan kanıtlar, bazı Ağır Ceza Mahkemelerince kabul edilmeye devam ediliyor ve yargıçlar bu kanıtları reddetmeye yanaşmıyorlar."
Evet, ağır bir eleştiri...
Ne yapmalı?
Çare, 'yargı çıtası'nın bu ülkede bir an önce ciddi biçimde yükseltilmesinden geçiyor.
Son söz:
Yargı ve eğitim çıtaları çağdaş düzeye çıkamayan bir ülkenin adam olması mümkün değil.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Hangi laiklik?
YARGITAY Başkanı Osman Arslan, adli yılı açış...
Çetin ALTAN
Değişik 'devlet modelleri'nden, 'evrensel tek bir model'e doğru...
Modası geçmiş siyasal kalıp ve sloganlara gör...
Melih AŞIK
Bravo Büyükanıt
Daily Telegraph gazetesi, önceki gün NATO kay...
Fikret BİLA
Org. Cömert: Güneydoğu insanı devletle barıştırılmalı
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Faruk Cöme...
Hasan CEMAL
Yargı ve ezberi!
Adli yıl açılış töreni... Bu yıl da farklı ol...
Güneri CIVAOĞLU
Bir bilenle...
İsrailli "bir bilen" ile konuşmamızın izlenim...
Abbas GÜÇLÜ
Kadrolaşma oraya da mı sıçradı?
Milli Eğitim Vakfı, Milli Eğitim'in kontrolün...
Hurşit GÜNEŞ
2006 büyüme öngörüsü tutabilir
Önceki gün sanayi kesimi üç aylık büyüme raka...
Sami KOHEN
Kamuoyu neden öyle bakıyor?
ALMAN Marshall Fonu'nun Türkiye dahil 12 Avru...
Faik ÖZTRAK
Enflasyon düştü, faiz düşer mi?
Ağustos ayında fiyatlar geriledi. TÜFE 0.44 p...
Hasan PULUR
"Size bile..." demek ne demek?
BAZI yazılar vardır, yazarken çok umutlusunuz...
Derya SAZAK
Camide linç
Sokaktaki linç olayları Fatih'teki tarikat ca...
Meral TAMER
Büyükanıt'la erkek anneleri arasındaki bağ
Oğlunu Hakkâri'de teröre şehit veren asker an...
Ece TEMELKURAN
Şehidiyle "övünmeyen" anne: "Çocuğum ölmüş. Nasıl gurur duyayım?"
Halkevlerinden dört kişi koşup geçiyor barika...
Güngör URAS
İşçiler 75 milyar dolar gönderdi
İşçilerimiz kırk beş yılda Türkiye'ye 75 mily...
M. Ali BİRAND
Ali Bey, hadi artık kendinizi gösterin
Artık mevsim açıldı.

© 2006 Milliyet