|
 |
|
|
Enflasyon düştü, faiz düşer mi?
Ağustos ayında fiyatlar geriledi. TÜFE 0.44 puan, ÜFE de 0.75 puan düştü. Bunun sonucunda temmuz ayına göre 12 aylık TÜFE artışı yüzde 1.4 ÜFE de 2 puan gerileyerek sırasıyla yüzde 10.3 ve 12.3 oldu.
Ağustosta 1 dolar + 1.5 euro'dan oluşan kur sepetinin YTL değeri de 5.2 puan düşmüş. Sepetin değerinin zirve yaptığı hazirandan bu yana düşüş yüzde 7,7 ye ulaşmış. Bu gelişmenin fiyatları düşürücü etkisi ağustos ayında açıkça görülüyor.
Ancak bunun rekabet gücü kaybı cinsinden önemli bir de maliyeti var. TÜFE bazlı reel kur endeksi son iki ayda yüzde 9 oranında artmış. Yani ithal mallar, son iki ayda yerli üretime göre yeniden yüzde 9 oranında ucuzlamış.
Fiyat köpüğünün etkisi
Özellikle yatırımlarını döviz cinsinden kredi kullanarak yapan üreticiler mayıs ve haziranda TL'nin değer kaybetmesi nedeniyle artan finansman maliyetleri karşısında endişeye kapılmış ve kurdaki hareketin rekabet güçlerini artırıcı etkisini görememişti. Son iki aydaki gelişme bu kesimleri rahatlattı.
Ancak bu defa da reel kesimden Merkez Bankası'nın enflasyonu yanlış değerlendirdiği, mayıs ve haziranda faizlere aşırı yüklendiği ve artık faiz düşürmesi gerektiği yönünde sesler yükselmeye başladı.
Türkiye'de enflasyonun 2005'in ikinci yarısından itibaren önce katılaştığı, sonra arttığı konusunda kuşku yoktur. Mayıs ve haziran aylarında yaşananlar ise küresel piyasalar tarafından tetiklenmiştir. Küresel piyasalardaki gelişmelerin bu kadar belirleyici olduğu bir çerçevede uluslararası piyasalardaki iyimserlik arttıkça Merkez Bankası'nın faiz artırarak enflasyonu düşürmeye çalışması sonucu TL'nin aşırı değerlenmesi ve reel sektörde rekabet gücü kaybı olacaktır.
Kurdaki son düşüşler ondan önceki iki ayın etkilerini sınırlayabilir. Ancak dış krediyle desteklenen talep koşullarında kayda değer bir değişme yoktur. Bu nedenle de kurda son birkaç aydaki oynamaların yarattığı fiyat köpüğü kaybolduktan sonra enflasyondaki aşağı doğru katılığı büyük bir olasılıkla tekrar göreceğiz.
Dalgalanmalar sıklaştı
Merkez Bankası faizler konusunda sıkışmıştır. Bundan önceki faiz artışlarına dayanak teşkil eden D* endeksi bazında 12 aylık enflasyon diğer fiyat endekslerinin tersine artmaya devam etmektedir. Böyle bir ortamda finansal piyasalar reel kesimin tersine faiz indirimi beklememektedir. Bankanın bundan önceki açıklamalarını takip eden piyasaların kafası erken bir faiz indirimiyle karışacaktır. Ancak reel kesimin rekabet gücü kaybı nedeniyle şikâyetleri de giderek artacaktır.
Diğer taraftan, küresel rüzgârlarla hareket eden sermaye eskisine göre çok daha hızlı yön değiştirmektedir. Buna paralel olarak hem döviz hem de menkul kıymet piyasalarındaki dalgalanmalar sıklaşmıştır.
Cari açığın hızla arttığı bir ortamda dünyadaki dalgalanmalar karşısında ekonominin kırılganlığı azalmıştır demek iyi niyetli ama gerçekçi olmayan bir yaklaşımdır. Bu dalgalanmalar karşısında kırılganlığı azaltmanın tek yolu, sermaye hareketlerini seyretmekten vazgeçerek cari açığı azaltmaktır. Aksi takdirde Merkez Bankası'nın faiz artırarak veya düşürerek enflasyonu kontrol etmeye çalışması hem kalıcı olmayacak, hem de yeni kırılganlıklar yaratacaktır.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|