|
 |
|
|
TARİHİ KRİZİN ORTASINDAKİ BÜYÜKELÇİ FARUK LOĞOĞLU PERDE ARKASINDA YAŞANANLARI MİLLİYET'E ANLATTI -2
Siyasi irade eksikliği pazarlıkları fazla uzattı
Büyükelçi Faruk Loğoğlu, "Türkiye'nin 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi konusundaki en büyük hatasının AKP hükümetinin siyasi irade eksikliği nedeniyle, ABD ile yapılan pazarlıkların gereğinden fazla uzatılması olduğunu" söyledi
Utku Çakırözer - Ankara
ABD ile yaşanan tezkere krizi sırasında Washington Büyükelçiliği görevini yürüten emekli büyükelçi Faruk Loğoğlu, "Türkiye'nin reddedilen 1 Mart tezkeresi konusundaki en büyük hatasının AKP hükümetinin siyasi irade eksikliği nedeniyle ABD ile yapılan para ve siyasi-askeri mutabakat muhtırası pazarlıklarının gereğinden fazla uzatılması olduğunu" açıkladı.
Emekli olduktan sonra Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Başkanlığı'nı üstlenen Loğoğlu, Milliyet'in sorularını yanıtlarken ABD askerlerinin Türkiye'den Irak'a geçirilmesini öngören 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinin perde arkasında yaşanan gelişmeleri anlattı. Loğoğlu, Süleymaniye'de Türk özel kuvvetlerinin başlarına çuval geçirilmesi ve bu durumun Türk-ABD ilişkilerine yansıması konularındaki gözlem ve izlenimlerini şöyle aktardı:
"Siyasi irade ürkekti"
Tezkerenin geçmemesinde Türkiye'nin hataları nelerdi?
- Geçmesi için hükümetin parlamentoya bu işi daha iyi anlatması, oylama bakımından da gerekli takip ve tedbirlerin daha iyi alınması gerekirdi. Bir de Türk hükümeti bakımından bu teknik müzakereler fazla uzatıldı. Amerikalılar bu iş için gerekli zamanın olabildiğince daraltılması için baskı yaparken Türkiye tam tersi şekilde bu iş için gerekli zamanın daha da çoğaltılması için çaba harcıyordu. Tam bir uyuşmazlık hali vardı.
Türkiye neden uzatıyordu? Dışişleri bürokrasisi mi karşıydı?
- Dışişleri çalışanları verilen talimat çerçevesinde müzakerelerde Türkiye bakımından en iyi koşulları sağlamakla görevlidir. O müzakereler de diplomasi açısından çok parlak bir müzakere sürecidir. Fazla uzun sürmesi teknik heyetlerin kabahati değildir.
Kimin kabahatidir?
- Siyasi irade Türk kamuoyunun hissiyatını dikkate alarak mütereddit, çekingen, ürkek davrandı. Türk kamuoyu yeni bir savaşa karşıydı. Hükümet bunu bile bile acele davranmak istemedi. Türkiye'nin gündemi de Kıbrıs ve AB meseleleriyle doluydu.
Askerlere verilecek kimliklerin şekli bile tartışıldı?
- Bunlar müzakereleri uzatmak için değil... "Müzakereleri şu güne kadar bitirin" diye bir siyasi talimat olmadığı için Dışişleri'nin aklını kurcalayan her konuyu tartışmak için vakit oldu.
Bir tarih mi konması gerekirdi?
- Siyasi irade o demektir. Siyasi irade "aman müzakereler bütün ayrıntılarıyla bitsin" diye beklemez. Bir takvim belirlemişse, teknisyenlere der ki "Bu işi bitirmek için şu kadar zamanınız var." O iş de o kadar zaman içinde tamamlanır.
'Çuvalın nedeni tezkereydi'
Süleymaniye'deki çuval olayı tezkerenin bir rövanşı mıydı?
- Ben öyle görmüyorum. Çok tatsız, talihsiz ve Amerikan kafa yapısında sık sık meydana gelebilecek bir olay. Hoyrat bir psikolojik yapıları vardır, öyle ince ince düşünmeyebilirler.
ABD yönetimi bir mesaj mı vermek istedi?
- Yönetimin verdiği mesaj olamaz, çünkü aynı yönetim tezkere geçmemesine rağmen Kongre'ye, "Türkiye'ye 1 milyar dolar yardım yapılsın" diye bir teklif götürdü. Tezkereyi reddetmiş bir Türkiye'ye öfkelerine rağmen Kongre'de bu yardım çıkarıldı.
Türk askerlerinin başına çuval geçiren Amerikan birliğinin tavrında tezkerenin reddi etkili olmuş mudur?
- Tezkereye bağlı olaylardandı. Biliyorsunuz, Amerikan birlikleri haftalarca Türkiye açıklarında beklemek durumunda kaldılar. O gemilerdeki tüm subay ve askerler Türkiye'ye hâlâ öfkelidir. ABD'de çıktığım her televizyon programında da o gemilerde bulunmuş askerlerden bazıları mutlaka telefon edip, "Siz bizi haftalarca beklettiniz" şeklinde öfke dolu gözlemlerde bulunurdu.
'Pişmanlık var, özür yok'
O sırada neler yaşadınız? Kimleri aradınız?
- Washington bizi çok etkilemedi. Hesaplaşma Ankara'da yapıldı. Biz kenarından müdahil olduk. Mark Grossman'ı ve o dönem Ulusal Güvenlik Konseyi'nde olan şu andaki Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Dan Fried'i aradım. İlk dönemde haberleri olmadığını, araştıracaklarını söylediler. Herhalükârda bunun çok yanlış olduğunu belirttiler.
Neden çok uzadı askerlerin bırakılması?
- Olaydan Washington'daki en üst düzey yetkililerin habersiz olduğu iddia edildi.
Özür dilendi mi?
- Özür belgesi diye bir belge yok. Ama benim olduğum ortamlarda Wolfowitz ve Grossman'ın takındığı tavır "hakikaten pişmanlık duydukları" şeklindedir. Bu da özür dilemek anlamına gelir. Başkan Bush konuşacak olsa doğrudan özür dilerdi.
Tezkere ve çuval krizlerinde Pentagon ile ABD Dışişleri arasında farklılık gözlemlediniz mi?
- Türkiye'ye öfkelenenlerin sayısı Pentagon'da daha fazlaydı. Ama Türkiye'yle ilişkilere sahip çıkmak konusunda aralarında görüş ayrılığı yoktu. Kamuoyuna yapılan açıklamalarda Türkiye'yi en fazla savunanlardan biri yine de Wolfowitz olmuştur. 1 Mart'a duyulan öfke başkaydı, Türk-Amerikan ilişkilerine sahip çıkma kararlılıkları ise bambaşka.
Bazı çevreler 'Ne istersek alırız' havasındaydı
Washington'a pazarlığa giden siyasetçiler yanlış bir imaj mı verdi?
- Evet. Ama bu pazarlığı yapan sadece Türk tarafı değildi. İki taraf da işi olmadık noktalara kadar götürdü. Ama özellikle Türkiye, ABD tarafından karşılanması istenen meblağ bakımından kabul edilebilir, tutarlı bir çizgi gösteremedi. Ankara'da iktidardaki bazı çevreler maalesef "ABD Irak'ta Türkiye'siz operasyon yapamaz" varsayımından hareketle "ne istersek alırız" havasındaydı. Orada da müzakereler o kadar uzayıp çığırından çıktı ki. Karşılıklı hatalardan biri de budur.
Türk tarafı pazarlığı çok mu yukarıdan açtı?
- Çok yukarıdaydı. Bizim tarafın başlangıçta zikrettiği rakam 90 milyar doların üzerindeydi.
"At pazarlığı" lafı oradan mı çıktı?
- Hayır. Bush'un ağzından çıkan bu söz, orada belirli bir rakama tepki değil de, taraflar arasında sürdürülen sürecin bir tanımı olarak çıktı. Asıl sorun hem Washington'da yapılan para, hem de Ankara'da yapılan ekonomik, siyasi ve askeri muhtıralar üzerindeki müzakerelerin çok uzamasıdır.
İşin çok uzatıldığı konusunda Ankara'yı uyardınız mı?
- Amerikalılar çok çabuk istiyorlardı. Bizimkiler yavaş götürüyorlardı. Aralık 2002'den itibaren Ankara'yı çok uyardım.
Asıl, asker 'Irak'a girelim' dese yanlış olurdu
Tezkerenin çıkmamasından TSK yönetimini sorumlu tutan değerlendirmeler yapıldı.
- O Wolfowitz'in hatalı bir değerlendirmesi ve hâlâ da fikrini değiştirmedi, söylediğinin arkasında. Ben bu görüşe hiçbir şekilde katılmıyorum. Wolfowitz bile Türkiye'de son yıllarda yaşadığı demokratikleşme olayına, asker-sivil ilişkileri ve bunların özelliklerini anlamakta sıkıntı çekerek birilerini suçlama ihtiyacıyla yöneldi. Halbuki askerin öyle bir görevi yok. Bu siyasi iradenin işi, Meclis'in işi. Asker çıkıp da "Irak'a gidelim" demez. Asıl böyle derse Türkiye açısından yanlış olur.
Lübnan tezkeresi sizce 1 Mart'ın telafisi amacını da güdüyor mu?
- Bu tezkerenin ABD ile ilişkilere kalıcı, büyük bir getirisi olmaz.
YARIN
Türk diplomasisi ABD'ye neyi ezberletti?
AB zirvelerine Washington müdahalesi
PKK Koordinatörü Ralston'dan beklentiler
|
|
|

|