|
AKP Çelik'i gözden mi çıkardı?
Milli Eğitim Bakanı Çelik'in özel öğretim kurumları yasa tasarısı görüşülürken Meclis'e gelmemesi, kimileri tarafından kırgınlık, kimileri tarafından da dışlanma olarak değerlendiriliyor. Aynı şekilde, Çelik'in Başbakan Erdoğan'a çok yakın olduğunu söyleyenler kadar iplerin koptuğunu iddia edenler de var. Çelik'le ilgili bir başka değerlendirme ise aleyhinde yazılan her yazının, hakkında verilen her gensoru önergesi ve davanın konumunu daha da güçlendirdiği yönünde.
Peki gerçek ne? İşte bu konuda hiç kimse somut bir şey söyleyemiyor. Ama fazla değil, birkaç gün içerisinde her şey netleşecek.
Bakan Çelik hakkında verilen gensoru önergesinde AKP'nin tavrı çok önemli. Grup kararı alarak Bakan Çelik'i gözü kapalı destekleyip yaptığı her şeye kefil mi olacaklar, yoksa parti grubunu özgür iradeleriyle baş başa mı bırakacaklar? Birlikte göreceğiz.
Bir önceki hükümetin Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu hakkında gensoru önergesi verildiğinde, Ecevit kürsüye çıkıp bakanını aslanlar gibi savunmuştu. Hatta Bostancıoğlu'nun gensoruyla devrilmesinin vatana ihanet anlamına geleceğine yönelik hamaset dolu bir nutuk da atmıştı. Nitekim Ecevit'in o vatan-millet-Sakarya nutkundan sonra da gensoru reddedilmişti.
Ama bu gensorunun daha mürekkebi kurumadan, DSP'nin parçalanmasıyla kurulan yeni bir partiye ilk giden isimlerden biri, Ecevit'in TBMM kürsüsünden canla başla savunduğu Metin Bostancıoğlu oldu.
İşte o günlerde, Ecevit'le karşılaştığımızda burnundan soluyordu. Bostancıoğlu'na öfke yağdırıyordu. Ne mi yaptık? Sadece güldük?
Sonra ne oldu? Bostancıoğlu unutuldu gitti.
Şimdi geriye dönüp neden bunları anlatma gereği duydum? Anılar neden tazelendi?
Tarih tekerrürden ibaret diyenler o kadar çok ki!..
Ama kim ne derse desin, ben hâlâ Çelik'in ülke için olmasa da partisi için en çok çalışanlardan biri olduğuna inanlardanım. Sonrasını ise hep birlikte yaşayıp göreceğiz...
Boş kontenjanlar
Fen ve anadolu liselerindeki 5 bin kontenjan göz göre göre boş kaldı. Yazık çok yazık. Bu yıl sınava giren yüz binlerce öğrenci ile onların ailelerinin sadece bakana değil devlete olan güvenleri de sarsıldı. Bu konuda, Sayın Bakan'ın da yanıltıldığı kanısındayım. Başkalarını bilmem ama Bakan Bey'in çocukları çok sevdiğini biliyorum.
Bakan Bey, başta ben olmak üzere kendisini eleştirenleri sevmeyebilir ama bu, bizlere kızıp da çocukların geleceğiyle oynaması anlamına gelmez. Eğer biz çok istiyoruz diye fen ve anadolu liselerindeki 5 bin kontenjan açığı kalmasına seyirci kaldıysa, çok üzülürüz.
Politikacılarda bu tür davranışlara sık sık rastlıyoruz. Yapacakları bir şey varsa, eğer medya konunun üzerine gidiyorsa, anında vazgeçiyorlar. Gazeteler yazdı da bu yüzden geri adım attı durumuna düşmek istemiyorlar.
Oysa hatadan dönmek de bir fazilettir. İnatçılığın ise, başta kendileri olmak üzere, kimseye bir yararı yok.
Eğer buna bir yararı olacaksa, artık 5 bin kontenjan açığını ağzımıza bile almayız. Yeter ki bu milli servet heba olmasın!..
Ders kitapları
100 Temel Eser'den sonra ders kitaplarıyla ilgili şikâyetler dorukta. Pozitif eğitim, bilim ve akıl neredeyse dışlanıyor. Bütün bunlar kasıtlı mı? Evet demek zor. Ama garip gelişmeler oluyor. Denetim zafiyeti var. Öyle ki herkesin eleştirdiği Çelik'i kadrolaşma ve partinin temel politikalarını uygulama konusunda yetersiz bulunlar bile var. Yani, ne İsa'ya yaranıyor ne de Musa'ya.
Özetin özeti: Eğitim, tıpkı dinimiz gibi kutsal değerlerin en başında geliyor. Ne olur onu da yıpratmayalım!..
aguclu@milliyet.com.tr
|
|