|
Aslan gibi ekonomi böyle dalgalanır mı?
Geçen haftanın son iki gününde mali piyasalarda yeniden hızlı bir aşağı doğru gidiş başladı.
Nedenini sorunca, Güney Afrika'da cari açık beklentilerin üzerinde gelmiş, Brezilya'da yeni yolsuzluklar ortaya çıkmış, Ekvador moratoryuma gidebilirim demiş, Macaristan'da sokak hareketleri varmış, Polonya'da koalisyon bütçe üzerinde anlaşamayınca istifa etmiş, Tayland'da askeri darbe olmuş diyorlar. Bunların hiçbiri bizim hatamız değil. Ancak bizdeki dalgalanma bu ülkelerin hepsinden daha fazla.
Halbuki daha yeni IMF ve Dünya Bankası başkanlarına Türk ekonomisinin aslanlar gibi olduğunu Singapur'dan ilan ettirmedik mi?
Üstelik son iki günde ABD'de hazine kâğıtlarının faizleri de düştü. Eskiden bu faizler düşünce yabancı sermaye hemen bize yönelirdi. Piyasalarımız da düzelirdi. Enflasyon tek hanelere inmeye devam ederdi. Hükümet ekonomi politikalarında geri adım atmış, reformlarda ayak sürümeye başlamış, cari açık yüksekmiş, aldıran yoktu.
İştah, korkuya dönüşüyor
Şimdi ne oldu da uluslararası finans kurumlarının başkanları, bizi daha yeni övmüşken, ABD'de faizler düşerken, başkalarının yaptığı hatalar nedeniyle bizdeki yüksek faizleri bırakıp da gidiyorlar?
ABD'de Filadelfiya Merkez Bankası'nın açıkladığı imalat sanayiindeki aktivite verileri 2003'ten bu yana bu sektörde ilk defa eylül ayında gerileme olduğunu gösterdi. Bu, iki aydır süren, küresel ekonomide sert bir iniş ve durgunluk endişelerini daha da artırdı. Yatırımcılar güvenli limanlara doğru kaçmaya başladılar. ABD hazine kâğıtlarının faizi, bu limana sığınmak isteyenlerin talebinin fiyatları artırması nedeniyle düşüyor. Buna karşılık hem ABD hem de Avrupa hisse senedi piyasalarında son iki gündür düşüş var.
Bu, uluslararası finans piyasalarında 2002 sonundan bu yana sürekli artan risk alma iştahının risk korkusuna hızla dönüşmekte olduğunu açıkça gösteriyor. Riske duyarlı hale gelen piyasalarda yatırımcıların tercihleri, artık kâr etme güdüsünün itici gücü yerine, ekonomik temelleri sağlam olan ülkelerin çekici gücü tarafından belirlenmeye başlıyor.
Türkiye'nin çekiciliği tahrip oldu
Araştırmalar risk korkusunun arttığı dönemlerde en hızlı kaçan yabancı sermayenin banka ve diğer özel kesim kredileri olduğunu, bunları portföy yatırımlarının izlediğini, buna karşılık doğrudan yabancı yatırımların çok daha kalıcı olduğunu gösteriyor. Oysa son dört yılda bize gelen yabancı sermayenin çok önemli kısmı krediler ve portföy yatırımları, yani ürkek para.
Ayrıca bu gelen para hazmetme kapasitemizin üstünde olduğu için hem TL'yi aşırı değerlendirdi hem de cari açığı yükseltti. Türkiye'nin çekiciliğini tahrip etti, en riskli ülkelerden biri haline getirdi.
Küresel piyasalarda neyin ne zaman olacağını kestirmek zor. Ancak hükümetin sık sık finanse edebildikçe sorun yok dediği yüksek cari açığın bedelini ödeme vakti korkarım ki yaklaşıyor. Ne yazık ki bu, ne hükümet, ne de son dört yılda onun yanlış politikaları sonucunda müthiş kârlar elde edip, şimdi de bunları alıp ülkesine kaçmak isteyen ürkek yabancı sermaye tarafından ödenmeyecek. Bedel yine bu ülkeden başka yaşayacak yeri olmayan, imkânı olsa dahi kaçmak istemeyen dar ve sabit gelirli halkımızın sırtına binecek.
foztrak@yahoo.com
|
|