Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Eylül 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dünyanın bütün yoksulları Birleşin!


Bundan birkaç yıl önce, ABD Irak'ı işgale hazırlanırken dünyanın bütün sokaklarında "Savaşa hayır!" diyen milyonlarca insan tek kutuplu dünyada yeni bir sesin doğduğunu, yeryüzünün derdinin biraz biraz dağılmaya başladığını gösteriyordu. Yeryüzünün kayıtlarını tutan herkes şöyle düşünüyordu:
"Dünya artık yeniden iki kutuplu: ABD ve kamuoyu!"
Ve şimdi dünya yeniden, bir kez daha biçim değiştiriyor. Sokaklarda biriktirilen enerji, halkların temsil edildiği platformlarda uç veriyor. Sonunda birikip birikip kıtaları çatlatan görünmeyen yeraltı hareketleri gibi ağır ağır gelişen halk hareketleriyle dünya bu kez kesinkes iki kutuplu hale geliyor. ABD'nin dünyaya vurup durduğu tokatlardan bıkanlar artık bir araya gelip, "Bu dayağın da bir sonu olmalı" demeye başlıyor.

Yeni bir dinamik
Bir buçuk yıl önce bu değişimin kokusunu alıp Venezüella'ya gittiğimde henüz Chavez "fazla heyecanlı Latin Amerika liderlerinden biri daha" olarak görülüyor, dünya bu yerli liderin parladığı hızla sönmesini bekliyordu. Oysa dikkatle bakan göz görüyordu:
Bu adam kendi ülkesiyle yetinmeyecekti.
"Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita" kitabı bu nedenle yazıldı zaten. Yerkürenin yoksullarının peşinden gideceği bir yeni dinamik doğuyordu. Aradan bir yıl geçti. Chavez, Suriye, İran liderleriyle bir araya geldi, hatta Nasrallah'la görüştü. Tıpkı kitapta öngörüldüğü gibi yerkürenin güneyindeki "yoksulları", "karanlık çoğunluğu" örgütleme işine girişti. "Düşmanımın düşmanı dostumdur" düsturuyla başlayan bu siyasi hareket şimdi giderek daha ciddi bir küresel oluşuma dönüşüyor. Şöyle ki...
Yıllar yılı berbat bir ambargo altında can çekişen, can çekiştikçe eski Sol düşüncenin kırık bir hayaline dönüşen Küba, dünyanın beşinci büyük petrol rezervine sahip Venezüella'nın desteğiyle giderek daha derin nefes alan bir ülkeye dönüşüyor. Ve ülkenin başkenti Havana'da yapılan Bağlantısızlar Zirvesi, Radikal'den Ertuğrul Mavioğlu'nun bildirdiğine göre, oldukça heyecanlı geçti.
Dünyanın gelişmiş ülkelerinin hammadde tarlalarına çevrilen yoksul ülkeler Chavez'in bitmez tükenmez heyecanıyla belki yıllardır ilk defa ses verdi. O "unutulmuş" ülkelerde yaşayan halkların da dünyanın kaderini değiştirebileceğine dair bir ışık yandı. Sonuç deklarasyonunda ABD'nin ve ABD'nin güdümündeki Birleşmiş Milletler'in artık kendine bir çekidüzen vermesi gerektiği söylenen zirvede yeryüzünün güneyindeki öfke resmileştirildi. Ve diller birleştirildi. Şöyle ki...

"Şeytan" kimdir?
Chavez daha birkaç gün önce Birleşmiş Milletler liderler toplantısında kürsüden Bush hakkında şöyle diyordu:
"Şeytan sabah burada konuşuyordu. Hâlâ ardında bıraktığı sülfür kokusunu alabiliyorum."
Böylece nicedir sıkıcı ve teksesli BM kürsüsü silkiniyor ve dünya liderleri, diplomatik heyetler kikirdeyerek zalim müdüre karşı gizli hislerini ilk kez açıkça ifade eden neşeli öğrenciler gibi gevşiyorlardı. ABD'ye ya da ABD Başkanı'na "şeytan" demek yeni bir şey değildi elbette. Humeyni ile başlayan süreçte, Lübnan'da Nasrallah, İran'da Ahmedinecad da "şeytan" sıfatını sık sık kullandılar Bush için. Konuşmasına bakılırsa Chavez, yaptığı Ortadoğu gezilerinden etkilenmiş olmalıydı. Ve şimdi son derece meşru bir düzlemde nicedir gayri meşru sayılan o cümleleri söylüyordu:
"Bush, kendini dünyanın sahibi sanıyor."
Böylece yıllardır dünyanın bütün sokaklarında söylenen bir cümle ilk kez dünya liderlerinin yüzüne karşı, Latin Amerika'nın liderliğine oynayan, hatta bununla yetinmeyip Güney Yarımküre'yi örgütlemeye çalışan bir lider tarafından seslendiriliyordu. Bu sözler, bu toplantılar, bütün bu olup bitenler bir tek şeyin habercisi bana göre:
Efendilerin yoksullara attığı dayağın sonu geliyor!

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
'Türklüğe hakaret'
ATATÜRK zamanında İtalya'dan alınan (eski) Tü...
Çetin ALTAN
Damat tercihinde ağırlık 'Hazine'den mi, 'piyasa'dan mı geçinenlerde?
Turgut Özal'ın da sık sık tekrarlamaktan hoşl...
Melih AŞIK
Biten Senfoni!
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın (CSO)...
Fikret BİLA
Sezer'den Baykal'a öneri
DSP lideri Zeki Sezer, CHP lideri Deniz Bayka...
Hasan CEMAL
Ateşkes!
Güneydoğu'da görev yapan devletin bir valisin...
Güneri CIVAOĞLU
2 atla yolculuk
AB'nin Ankara Büyükelçisi Kretschmer'in Türki...
Abbas GÜÇLÜ
AKP'nin katsayı operasyonu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, meslek lisesi ...
Hurşit GÜNEŞ
Memur maaş zammı fazla mı, eksik mi?
Cumhuriyetin ilk yıllarında, Osmanlıdan kalan...
Nail GÜRELİ
Satışsız pazarlama
Bakın şu işe! Bazen insanın ağzından çıkan la...
Sami KOHEN
AB, kapıları kapatıyor mu?
İLK bakışta AB'den gelen mesaj, "Şimdi Romany...
Metin MÜNİR
Erdemir'de gerçekler su yüzüne çıkıyor
Erdemir'i satın almanın büyük ve pahalı bir h...
Hasan PULUR
Hamilelik ve seks filmi...
ŞİMDİ bizi yine eleştirecekler "Dinozorluğun ...
Meral TAMER
Vazektomiyi Türk erkeğine anlatabilmek
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ'ın eşinin...
Ece TEMELKURAN
Dünyanın bütün yoksulları Birleşin!
Bundan birkaç yıl önce, ABD Irak'ı işgale haz...
Osman ULAGAY
Küresel dönüşüm sanayimizi nasıl etkiledi?
Son günlerde bir kez daha finansal piyasalard...
Güngör URAS
Tuzumuz bol ama tuz fiyatları artıyor
Biz evlerde her yıl 300 ton, gıda sanayiinde ...
M. Ali BİRAND
Azınlıklarımızı neden sevmiyoruz?
Avrupa Birliği Uyum Yasaları içinde bir kaçı ...

© 2006 Milliyet