|
 |
|
|
İmalat sanayii istihdam verilerinde artan çelişki
Bu yılın ikinci üç aylık dönemine ilişkin imalat sanayiinde üretimde çalışanlar ve kişi başına verimlilik verileri TÜİK tarafından açıklandı.
İmalat sanayiinde kişi başına verimlilik artışı bu sektörde çalışan kişi başına üretimdeki artışı gösteriyor. Biliyorsunuz, TÜİK ikinci çeyrekte imalat sanayiinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,5 gibi oldukça yüksek bir üretim artışı açıklamıştı.
Buna karşılık son açıkladığı imalat sanayiinde üretimde çalışanlar sayısında aynı dönemde yüzde 1,1 oranında bir azalma olmuş. Bunun sonucunda bu yılın ikinci çeyreğinde kişi başına verimlilik bir yılda yüzde 10,6 gibi rekor bir artış kaydetmiş. Bu aynı zamanda imalat sanayiinde maliyetlerde de çok ciddi bir azalış anlamına geldiğinden maliyet yönlü enflasyonist baskıların azaldığının da göstergesi.
Balon patladığında...
Ancak bu yüksek artış aynı zamanda akla şu soruları da getiriyor. Son bir yılda müthiş bir teknolojik yenilik mi oldu da işgücü verimliliği bu kadar arttı? Yoksa o çok konuşulan mikro reformlar son bir yılda gerçekleşti de bizim haberimiz mi olmadı?
Bu sorgulamayı biraz derinleştirdiğimizde karşımıza veri kalitesi ile ilgili sorunlar çıkıyor. Geçen ay açıklanan işgücü istatistikleri bu yılın ikinci üç aylık döneminde imalat sanayiinde çalışan sayısında bir yılda yüzde 2,2 artış olduğunu gösteriyordu. Oysa bu hafta açıklanan imalat sanayiinde üretimde çalışan sayısında yüzde 1,1 oranındaki azalma bununla çelişiyor. İşgücü verilerinden gelen istihdam artışı rakamını kullanırsak verimlilik artışı yüzde 10,6'dan yüzde 7,1'e düşüyor.
TÜİK'in yayımladığı imalat sanayiine ilişkin iki ayrı veri arasındaki fark giderek açılıyor.
İstihdam rakamı arttıkça işsizlik oranı düşüyor. Üretimde çalışan sayısı azaldıkça da verimlilik artıyor. Yani veriler arasındaki çelişkili gelişme, iki önemli gösterge bakımından hükümetin hanesine iki ayrı başarı olarak yazılıyor. Oysa çalışan sayısındaki azalışa bağlı olarak verimlilik artışı doğruysa, istihdamın düşmesi ve işsizliğin artması gerekiyor.
TÜİK, Kristof Kolomb gibi yumurtayı dik tutmayı beceriyor. Ama bu arada yumurtanın kırıldığının farkında değil.
Bu çelişkiye bir an önce bir açıklama getirmekte fayda var. Çünkü bir yandan verimlilik, bir yandan da imalat sanayii istihdamı bu çelişkiyi büyüten biçimde her arttığında, enflasyon düşecek, sanayi istihdam yaratmaya başladı, demek ki ekonomide yapısal değişim ve sağlıklı bir büyüme var söylemleriyle insanlar piyasalarda pozisyon almaya çağrılıyor.
Çelişkili verilerle piyasalarda oluşan balonun bir şişme kapasitesi vardır. Balon patladığında ise herkes sorumlu aramaya başlar.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|