Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Ekim 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Komutanlar ve milli burjuvazi arayışı


Kuvvet komutanlarının, harp okullarının açılış törenlerinde yaptıkları konuşmalar gündemde önemli yer tuttu ve tartışmalara neden oldu.
Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt'ın 2 Ekim'de Harp Akademileri'nde yapacağı konuşma da merak konusu.

Türk devrimi
Komutanların konuşmaları incelendiğinde şu ortak mesajların vurgulandığı gözleniyor:
1- Atatürk'ün gerçekleştirdiği demokratik, laik Türkiye Cumhuriyeti'ni ifade eden "Türk devrimi"ne karşı akımlar, önemli mesafe almışlar ve temel kurumlar yıpratılmıştır.
2- En önemli zedelenme, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini ve temel direklerini oluşturan laiklik ve ulusal bütünlük alanındadır.
3- Türk devrimine karşı akımların güçlenmesi ve mesafe almalarındaki en önemli iki faktör, eğitim ve ekonomi alanında güçlenmiş olmalarıdır.

Topyekûn mücadele
Komutanlar, bu ortak saptamalarının yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik, üniter yapı, ulus devlet niteliklerini korumak için topyekûn bir mücadele gerektiği ve sivil kesimlerin de bu nitelikleri koruyup geliştirme konusunda üzerlerine düşeni yapıp yapmadıkları konusunda kendilerini sorgulamaları gerektiği mesajını veriyorlar.
Bunu yaparken Türk Silahlı Kuvvetleri'nin laik devlet, ulus devlet, üniter yapı konularında taraf olduğu ve olacağını da vurguluyorlar. Bu mesajlardan çıkan sonuç, komutanların, sivil kesimlerden de bu nitelikler konusunda taraf olmalarını bekledikleridir.
Bu yöndeki somut mesajı Kara Kuvvetleri Komutanı Org. İlker Başbuğ'un Kara Harp Okulu açılış töreninde yaptığı konuşmada bulmak mümkün.
Org. Başbuğ, "soru" formatında bu beklentiyi dillendiriyor.
İlker Paşa'nın, toplumların gelişme aşamalarını izah eden doktrinlere yaptığı atıflar, konuşmasının akademik nitelikli bir araştırma sonucunda hazırlandığının işaretlerini veriyor.
Tarihi oluşturan sosyoekonomik gelişme sürecinde, toplumların merkezileşmesi, uluslaşması, sanayileşmesi ve demokratikleşmesinde, "milli burjuvazi"nin rolünü irdelemiş ve Türkiye'nin bugünkü sorunlarıyla ilintili hale getirmiş olması, sözünü ettiğim "beklenti"nin dayanağını oluşturuyor.

Milli burjuvazi
İngiltere ve Fransa örnekleriyle modernleşmenin güçlü bir burjuva sınıfı önderliğinde gerçekleştiğini anımsatıyor; ulusal (milli) burjuvazinin geç ortaya çıktığı ve güçlenemediği yerlerde, özellikle ulus devletin yokluğunda sanayileşmenin ya gecikmiş ya da gerçekleşmemiş olduğunu vurguluyor.
Atatürk devrimlerinin geliştirilmesi, laiklik, üniter yapı ve ulusal bütünlük konularındaki kaygılarla ilişkili olarak soruyor:
"Dünyada yaşanan devrimlerin büyük bölümünün kaynağı ve dayanağı olan güçlü, entelektüel ve ulusalcı sosyoekonomik kadroların Türkiye'de varlığından bugün de söz edilebilir mi? Eğer söz edilebilirse, bu kadrolar, devrimlerin korunması, sürekliliği ve ilerletilmesinde kendisine düşen görevleri yerine getirmekte midir? Yoksa bu görevler öncelikle yine askeri ve sivil kadrolardan mı ya da yine Türk ulusunun bütününden mi beklenmelidir?"
İlker Paşa, "milli burjuvazi" kavramı yerine "ulusalcı sosyoekonomik kadrolar" kavramını kullanıyor.
Bu analiz ve sorular neyi amaçlıyor?
Kanımca bunlar, sınıfsal çıkarı nedeniyle milliyetçi olan "milli burjuvazi" arayışını yansıtan ve Türkiye'deki burjuvaziyi bu yönüyle sorgulayan ifadeler.
Sosyoekonomik gelişim sürecinin belli aşamasında burjuvazinin bu nitelikte olduğu ve bu yönde işlev gördüğü doğrudur.
Küreselleşme sürecinde ne kadar böyle olup olmadığı akademik düzeyde de tartışılmalıdır.
Türkiye'deki durum ayrı bir inceleme ve tartışma konusudur.
İlker Paşa'nın konuşması bu tartışmaya vesile olabilir.

fbila@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
'Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime'
Nasreddin Hoca'ya sordular:
Melih AŞIK
Mein Vater Türke
Cahit Çubuk, Bolu'nun Mengen ilçesinden kalkı...
Fikret BİLA
Komutanlar ve milli burjuvazi arayışı
Kuvvet komutanlarının, harp okullarının açılı...
Hasan CEMAL
İrtica diye bir tehdit yok!
Cuma gecesi Ankara'dan kalktık, New York'a uç...
Güneri CIVAOĞLU
Zalimlik egzersizi
Acıyı acıyla yenmek yöntemini Paulo Coelho'da...
Can Dündar
Adnan Menderes'le düşen uçakta...
Tomris Giritlioğlu telefon etti aylar önce.....
Abbas GÜÇLÜ
Demirel, Batman ve Pekinler
Dün, binlerce kilometre yol kat edip günü bir...
Metin MÜNİR
Tatilin ikinci günü
Salonda, sallanan koltuğa oturmuş müzik dinli...
Hasan PULUR
Köşe yazarı nasıl olunur?
"KÜÇÜK Hanım"ın canı gazeteci olmak, yazı yaz...
Derya SAZAK
Nasıl tükettik?
Gıda güvenliği insanlığın 21. yüzyıldaki en t...
Meral TAMER
Üniversite bahçesindeki heykel parkı
Önce masamda duran kitaplardan birinin adı di...
Ece TEMELKURAN
Cola Kurda!
Cola Turca çıktığı günden beri, her biri dev ...
Tamer HEPER
Nostalji
Her ramazan, eski ramazanlar diye nostalji ya...
Osman ULAGAY
Dış ticaret açığımız nasıl 'Asyalaştı'?
Küresel dönüşümün Türkiye'nin dış ticaret hac...
Güngör URAS
Venedik Bienali'nden seçmeler İstanbul Modern'de sergilenecek
Geçen yıl düzenlenen 51'inci Venedik Bienali'...
Serpil YILMAZ
Sivil toplumda 'geniş cephe'
Aslına bakarsanız, bugün için dar bir grup ar...

© 2006 Milliyet