Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Ekim 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Mehmet Ağar farklılaşıyor...


Herşey beklenebilirdi de, Mehmet Ağar'ın PKK konusunda böyle bir tutum benimseyeceği beklenmezdi.

DYP lideri, bu yarışta birden bire öne çıkıverdi.

Geçen hafta sonu yaptığı konuşmalarla, karşımıza bambaşka bir Mehmet Ağar çıkardı: Kelimelerini dikkatli seçerek, PKK'ya -lider kadrosu hariç- bir af çıkarılabilineceğini söyledi. Daha da önemlisi, cinayete karışmamış kadroların siyasete atılmalarının, dağa çıkıp adam öldürmelerinden çok daha sağlıklı sonuç vereceğine dikkat çekti.

Bir politikacı, hele bir parti lideri için, bugünkü ortamda daha riskli bir söylemi benimsemiş görülüyor. Ağar, başının ağrımamasını istiyor olsaydı, diğer bütün partiler gibi, PKK'ya lanet yağdırır, DTP'yi yerden yere vururdu.

Bunu tercih etmedi. Eğer ilerde değişmezse, bu tutumuyla riskli ancak getirisi daha yüksek, farklı bir politik yaklaşım denemeye başlamış demektir.

Eğer Mehmet Ağar, geleneksel politikalarla ortaya çıksa, ne MHP ne CHP ne de AKP'den bir farkı olurdu. Söyleyecekleri de kamuoyunda ilgi uyandırmazdı. Ne MHP'den daha fazla vatansever olup, Bahçeli'nin oylarını kapabilir, ne AKP'nin önüne geçebilirdi.

Ancak, bugünkü tutumuyla birden bire ön plana çıkıverdi.

İlginçti.

Diğerlerinden farklı söylemiyle, dikkatleri çekti.

Mehmet Ağar akıllı bir taktik uyguluyor. Zira kimseler kalkıp onu PKK'ya karşı yumuşamakla suçlayamaz. Geçmişi, ona yeterince kredi veriyor. Kendini en sert PKK karşıtı gösterenlerden daha sarsılmaz bir imajı var.

İşte bu karneyle ortaya çıkıp "siyasetin önünü açalım" dediği zaman, kamuoyuna ilginç bir bakış açısı getiriyor. Herkesin, vuralım kıralım dediği bir sırada, farklı bir süreç öneriyor. Denenmesinde hiçbir zarar olmayan bir öneri getiriyor. "Acaba bu yol denense, silahlar gömülür mü? İnsanlarımızı ölümden kurtarabilir miyiz?" sorularının sorulmasına neden oluyor.

Mehmet Ağar, Sosyal Demokrat CHP'nin rolünü çalıyor. Ucuz politikayı değil, farklı ve yeni açılımları tercih ediyor.

Eğer bu şeklide devam ederse, DYP'yi seçimlerdeki oy dağılımını etkileyecek bir konuma getirebilir. Kişisel imajı ve DYP'nin geneldeki muhafazakar yaklaşımına rağmen, liberal oyların dahi cazibe merkezi olabilir. CHP'den boşalan yeri doldurabilir.

Mehmet Ağar bu yarışta birden bire finişe kalkan atlete benziyor. Nefesi yeterse, sandıktan daha büyüyerek çıkacaktır.

* * *

DTP, BU ATEŞKESİ SÜRDÜRMELİ...

PKK tek yanlı bir karar aldı ve silahlarını susturdu.

Kamuoyunda bir rahatlama başladı. Hergün şehit cenazeleriyle sarsılan toplum, silahların susmasından memnun, ancak bir yandan da kuşkulu.

Ateşkes bir oyun mu? Ne kadar sürecek? Bu soruların yanıtı belli değil.

Eğer önümüzdeki aylarda, PKK'nın taşaronu gibi hareket ettiği belirtilen TAK tekrar ortaya çıkar ve cinayetlerini sürdürürse, o zaman bunun bir oyun olduğuna karar vereceğiz. Demek ki, kış aylarıyla birlikte zaten çekilmek zorunda kalacağını bilen PKK, buna "ateşkes" adını takmış ve kamuoyunu aldatmış diyeceğiz. Böyle olursa, ilkbaharda tekrar ortaya çıkıp "Eh, biz barışa bir şans tanıdık. Ancak Türk Devleti anlamadı" deyip, tekrar silaha sarılırsa şaşmayalım.

Böyle bir varsayımın, sadece PKK'ya değil, tüm Kürt sorununa çok olumsuz yansıyacağının unutulmaması gerekir. Ateşkes sürecinin devamı, seçimlerin de sonrasına kadar yürütülmesi özellikle DTP açısından önemlidir.

DTP'nin, 2007 seçimlerinde bağımsız adaylarla TBMM'ne girmeyi deneyeceği artık biliniyor. İşte PKK ateşkesinin geleceği bu açıdan da önemli. Eğer kamuoyu aldatıldığı izlenimine kapılır, suikastler yeniden başlarsa, DTP'nin bağımsızları Meclis'e girişlerini dahi tehlikeye atabilirler.

Kamuoyunun tepkisi, güvenlik önlemleri gibi değildir. Bir defa patladı mı, kimse önünü alamaz.

Silahların sustuğu şu sıralarda AK Parti iktidarına da önemli roller düşüyor. Eğer hiçbir adım atmadan seyrederlerse, o zaman ateşkesin bozulmasındaki sorumluluğu da paylaşma durumuna düşerler. Zaten PKK'nin beklediği de budur.

2007'nin sonuna kadar bir sırat köprüsünden geçeceğiz. Bakalım, bu yarışta kimler akılcı, kimler ucuz politikalar uygulayacak?

* * *

CEZAYİR'İ KULLANIP, KENDİMİZİ KÜÇÜLTMEYELİM

Oktay Ekşi hafta sonu yazdı ve telefon edip tebrik ettim.

Son derece doğru bir saptamada bulunmuştu.

TBMM Adalet Komisyonu, Fransızlar'a tepki koymak, karşılık vermek için, iki tasarıyı görüşecekmiş.

Bunlardan biri "Türkiye'de, Ermeni soykırımı vardır diyene 3 yıl hapis cezası verilmesini" öngörecekmiş. Diğeri de "Fransa'nın Cezayir'de soykırım yapmadığını iddia edenlere hapis cezası verilmesini"getirecekmiş.

Pes doğrusu.

Acaba bu önerileri kim yaptı?

Kimin aklına böylesine dahiyane (!) bir fikrin geldiğini merak ediyorum.

Bundan daha yüzeysel, basit ve Türkiye'yi komik duruma düşürebilecek başka bir öneri düşünemiyorum. Fransızlar'ı hangi gerekçeyle eleştiriyorsak, aynı duruma kendimizi düşürmüş olmayacak mıyız?

Sorarım sizlere, bu önerilerin, Fransızlar'ın yaptıkları saçmalıktan ne farkı var? Komisyondan sonra, bir de Genel Kurul'a yollayıp, o hava içinde bir de yasalaştırırsak, yeme yanında yat.

Bu şekilde kimi cezalandırmayı planlıyoruz ?

Fransızlar'ı mı hapse atacağız.

Hele buna bir de "karşılık verme" adını koyarsanız, o zaman tam komedi olur.

Köksal Toptan ciddi bir politikacıdır. Eminim ülkemizi böylesine küçük düşürecek bir tepkiyi ciddiye almaz.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Ermeni tasarısına karşı...
PAZARTESİ günü bu sütunda "Üniversiteler niye...
Çetin ALTAN
Demode sloganlarla çıkmazlara doğru koşmak, yahut koşmamak
Öncelikle arapsaçına dönmüş gibi görünen iç v...
Melih AŞIK
Af çözüm mü?
Türkiye son 20 yılda PKK için doğrudan ya da ...
Fikret BİLA
Ağar: Oy içinse, Allah hiçbir şey nasip etmesin
"Dağda silahla gezeceğine ovada siyaset yapsı...
Hasan CEMAL
Darbe istemek, darbe yapmak!
Akıl tutulması ne demek? Türkiye'de darbe ist...
Güneri CIVAOĞLU
Zekâ testi
Asteriks Obeliks resimli romanlarında bir Fra...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS, Çelik, Mumcu
Milli Eğitim Bakanı Çelik hakkında verilen ge...
Hurşit GÜNEŞ
Phelps'e Nobel: Makronun muhteşem dönüşü
Geçen hafta üniversitede öğrencilerime başlan...
Nail GÜRELİ
Yapanın yaptığı yanına kalıyor
Gazetecilikte "fikri takip" diye bir kural va...
Hasan PULUR
Osmanlı oyunu!!!
1980'li yılların ortalarında Yunanistan'a git...
Meral TAMER
Fransa, AKP ve ABD, hukuka ne kadar saygılı?
Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerinin açı...
Ece TEMELKURAN
Evin mi var arzun var!
"Tasarım" hadisesi çıkalıberi o havalı mekânl...
Osman ULAGAY
Nobel alan Phelps'in kapitalizme bakışı
Nobel Ekonomi Ödülü'nü alan Edmund Phelps son...
Güngör URAS
Toprak rantı
Kadıköy'deki Kenan Evren Lisesi'nin üzerinde ...
M. Ali BİRAND
Mehmet Ağar farklılaşıyor...
Herşey beklenebilirdi de, Mehmet Ağar'ın PKK ...

© 2006 Milliyet