|
Orhan Pamuk, Türkiye'yi kalemiyle evrenselleştiren yazar...
Orhan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış olması, bende sadece Türk edebiyatından da bir yazarın evrensel sanat pırlantaları koleksiyonunda hak etmiş olduğu yere oturmuşluğunun sevincini değil, aynı zamanda yüreğimdeki küskün ve sönmüş yıldızların ortak cümbüşünü de yeniden yarattı.
***
Türkiye'den de, insanlığın ortak deha bahçelerine, açtıkları özel çiçeklerle layık değerde, yaratıcı kalemler geçti; Nâzım Hikmet'ler geçti, Sabahattin Ali'ler geçti, Kemal Tahir'ler geçti, Orhan Kemal'ler geçti, Rıfat Ilgaz'lar geçti, Peyami Sefa'lar geçti, Haldun Taner'ler geçti, Sait Faik'ler geçti...
Öylesine renkli bir büyük buket içinde Yahya Kemal de vardı, Necip Fazıl da vardı, Kerim Korcan da vardı, Abbas Sayar da vardı, Fakir Baykurt da vardı...
Kimler kimler yoktu ki; Refik Halit'ler, Yakup Kadri'ler, Memduh Şevket'ler, Reşat Nuri'ler...
***
Orhan Pamuk'un 2006 Nobel Edebiyat Ödülü'ne, hepsi galaksilerden el çırpıyor olmalı...
Yüreğimdeki küskün ve sönmüş yıldızların ortak cümbüşü de o yüzden...
***
32 bin köy, 20 bin mezranın sonsuz çileleriyle sarmalana gelmiş köylü ağırlıklı bir toplumda; ne yazık ki okullardan geçmiş kesimlerle, makam sahibi asık yüzlü otoriteler bile; Türkçe dilinin yazı doruklarından öylesine uzak ve o dünyaya öylesine yabancılaşmışlar ki...
Aralarında, yazı adamlarına alfabe bilen bir arzuhalci gibi bakanlar bile bir hayli fazla...
"Köylü efendimizdir" sloganlarının arkasındaki gerçeklere eğilmiş kalemlere uzanmış suçlayıcı parmaklar ve bitip tükenmeyen suçlamalar:
- Çağdaşlık imajımızı bozup, Cumhuriyeti yıpratarak, bizi arkamızdan hançerliyorlar.
***
Orhan Pamuk'un, "onlar-biz" ayrımıyla ikiye çatlatılmış dünyalardan, kaleminin imbiğinden geçip insancıl bir sentez yaratan romanlarındaki tat, uzun soluklu bir disiplinin kremasıyla lezzetlendirilmiş bir tat...
İsterdim aynı tadın, milyonlar tarafından da "yazı"ya duyulan hayranlık peteği içinde paylaşılmasını...
Romanları şimdiye dek 45 dile çevrilmiş olan Orhan Pamuk'u, kendi ülkesinde anadili Türkçe olanlardan, daha çok benimseyenler çıkacak tüm dünyada neredeyse...
***
Politikacılar, kendilerini aşırı abartmalarına karşın, ikinci sınıf insanlardır.
Caddelerde ayaküstü bir anket yapılsa, son 80 yılda gelmiş geçmiş başbakanlardan kaç tanesini sayabilecek ki insanlar?..
Bir de Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış yazarlardan birkaçına bakalım:
André Gide, William Faulkner, Bertrand Russell, Albert Camus, Boris Pasternak, John Steinbeck, Pablo Neruda vs...
Şimdi artık onların arasında, ilk kez bir Türk yazarı da var Orhan Pamuk...
Bayrakların direklerini ne kadar yükseltirseniz yükseltin, bayraklar o ülkeden ilk kez Nobel ödülü almış bir yazar kadar görünemiyor dünyadan...
Bunu anlamak o kadar zor mu kuzum?
***
Türkiye'nin yaşamış olduğu gerçeklerle, içinde bulunduğu gerçekleri, şeffaflıktan yoksun tutmaya, azmi cezmi kastetmiş görünen politikacılar, neden bu kadar öfkeleniyorlar ki, politik söylemlere biraz da kuşku pudrası eken yazarlara?
***
Bir politikacı, son 80 yılda Hazine'den geçinmeli bürokratların iç ve dış gezilerine ödenmiş harcırah toplamının, kaç yüz milyar dolar olduğunu saklamalı mıdır halkından?
Yahut son 80 yılda resmi araba alımlarıyla bakımlarına kaç yüz milyar dolar harcanmış olduğunu?
***
Ne var sanki bütün bunlar kitlelere açıklansa...
Beyinleri buzlanmak istenmiş yığınların, nasıl ve kimlerden kazık yediği ortaya çıkar diye mi korkuluyor?
Aynı toplumun yazarları da, ortak mı olmalılar çağdışı bir oligarşinin demode horozlarıyla?
***
2006 yılı Nobel Edebiyat Ödülü bir Türk yazarına, Orhan Pamuk'a verildi...
Nihayet görebildim böyle bir günü de...
Orhan'cığım kutlar, yanaklarından öperim; medeni cesaretinle de bin yaşa...
c.altan@prizma.net.tr
|
|