|
 |
|
|
Yazıklar olsun bize!
Türkiye'nin "Süper" Ligi'nde... Türkiye'nin Başkent'inde. Türkiye'ye mal olmuş emekli futbol yıldızı, menajeri olduğu takımın taraftarlarından dayak yiyor...
Türk futbol kamuoyu, federasyon, Türk medyası, kulağının üstüne yatıyor.
Bugün, 12 gün olmuş Galatasaraylı Ayhan'ın (Akbin) Türkiye'nin başkentinde, Ankaragücü tesislerinde linç girişimine uğrayalı.
Siz bir haber, bir yorum dinlediniz mi, okudunuz mu?
Bir dava, bir kınama, bir geçmiş olsun duydunuz mu?
Binde biri üç büyüklerde olsa.
"Hurraaaa".... Reyting yağması.
O Ayhan ki, günümüzün görsel futbolunda "reyting makinesi" sayılan bir çok futbol adamının ya takım arkadaşı, ya dostu, ya tanıdığı.
Demek ki, dayak yiyeceğiniz yeri bile doğru seçeceksiniz.
Dostluk, vefa, adalet, dayanışma gibi "demode" kavramları aklınızdan sileceksiniz.
Bitmişiz biz...
***
Tam 12 gün önce Ankaragücü tesislerinde Ayhan Akbin linç girişime uğrarken, Ankaragücü takımı antrenmanı bile kesmiyor; ne diyorsunuz siz...
Bitmişiz...
Olaylar sezon başında Ayhan Akbin'e, başkan Cemal Aydın'ın menajerlik teklifi ile başlıyor. Ankaragücü sezona iyi girmiyor ve Hikmet Karaman göreve geliyor. Tribünlerde altı-yedi gurup var. O guruplar ve liderleri, yönetmeye talip Ankaragücü'nü. Cemal Aydın bile genel kurula kadar gün sayıyor.
Hikmet Karaman "güç"ün kimde olduğunu kavrıyor ve her şeye rağmen anlaşmaya çalışıyor tribündeki başkanlarla...
Tunalı Hilmi'deki bir pastanede gurup liderleriyle buluşup "anlayış" talep ediyor. Onları antrenmana davet ediyor.
Ertesi gün geliyorlar.
Ve nefretlerini Ayhan Akbin'den çıkarıyorlar.
Antrenman sahasını çevreleyen tel örgünün kapısında, Ankaragücü futbolcularının ve Karaman'ın gözleri önünde Ayhan'a saldırıyorlar.
Otuz - kırk kişi, vuruyor.
Ne yapmış Ayhan?..
Önemli değil. Zaten Galatasaraylı. Yer altı dünyasının kuralı. Rütbeli bir adamı döveceksin ki, rütben artsın.
Kulüp korumaları zor güç tel örgülerin içine alıyor Ayhan'ı. Saldırganlar tellerin üzerinde... O sırada Hikmet Karaman antrenmanı devam ettiriyor. Yalnız adam Ayhan, telefonla emniyetten yardım istiyor da kurtuluyor.
Kulüpten tek bir kişi bile Ayhan'ın yanında yer almıyor. Çünkü eşkiyanın gazabından korkuluyor.
Bir gram huzur için Ayhan'ın kellesi seve seve veriliyor.
Mecaz değil... Ayhan kelleyi zor kurtarıyor.
O Ayhan ki, Ankaragücü'nde oynarken "yılın futbolcusu" seçilmiş bir adam.
***
Aynı gece "can güvenliği" nedeniyle eşyalarını toplayıp İstanbul'a dönüyor Ayhan.
Ne medyadan, ne Ankaragücü'nden, ne Hikmet hocadan, ne futbolculardan, ne de medyadan bir tavır var tribün baronlarına karşı.
Dikkat edin... Mekan başkent... Olay Süper Lig takımında yaşanıyor. Olayın mağduru Türkiye'nin ünlü bir futbol adamı.
Eşkiya çoktan "düz ovada"... Hatta Ankara'da...
"Korku" ise dağları bekliyor.
Bitmişiz biz.
Gerets'in köpeği
Gerets'e "köpek muamelesi" gördüğünü hissettirecek tavırlar kimden gelebilir sizce?
Ya da bir teknik direktör ne zaman "köpek muamelesi" gördüğünü düşünebilir?
Adım gibi biliyorum; olay dönüp dolaşıp medyaya fatura edilecektir.
Tabi, "yumuşatma" çabaları yetmeyince.
Daha bu laflar Gerets'in dudaklarından döküldüğünde başladı "vernel"leme...
"Vernelleyin yumuşacık olsun."
"Vernelleyin, problemler unutulsun."
Beceremezseniz, "hedef şaşırtırsınız" olur biter.
Gerets'in fedakâr yardımcısı Erdal Keser, Belçikalı hocanın köpek beslediği ve insan-köpek ilişkisini çok iyi bildiğini falan anlattı. Bilemiyorum Almanca orjinalinde de var mıydı.
Yani Gerets'in bir köpeği var. Eh Gerets de medeni, kültürlü, aklı başında bir insan. Tahmin edelim şimdi Gerets'in ne demek istediğini:
"Çok iyi besleniyorum. Bakımım, aşılarım tamam. Sevgi görüyorum. Mutluyum"
Böyle mi?
Gerets evindeki köpekle kendi ilişkisinden yola çıkarak bir teşbih yapmışsa, anlamamız gereken bunlar olabilir değil mi?
Yersek...
Pazar gecesi sevgili Bilgin Gökberk, o her zamanki sevimliliği ile çok ciddi bir meseleyi söyledi geçti. Konunun ciddiyeti Bilgin'in pozitif elektiriği ile gölgelendi.
"Futbolcular Gerets'i sevmiyorlar"!..
Bilgin, bilmeden laf yumurtlayan ekran çenebazlarına benzemez. Ben sordum ve bu bilgiyi kendisine veren ismi bile öğrendim. Yorumları şüphe götürmez bir kişi...
Dehşete kapıldım.
Çünkü Galatasaray'da anahtar kelime "sevgi"ydi geçen sezon. Kenetlenmeydi... Şampiyonluk öyle geldi.
Demek ki, bu sezon çoktan bitti Galatasaray için.
Eric Gerets'i "köpek" teşbihlerine iten de bu olmasın sakın.
Başka kapıya!
Üst üste üç büyüklerin arazi yağmalarını yazdım... "Kamu malı" kavramını idrak etmiş birçok okurdan destek aldım.
Lakin fanatikler...
Onlar bile "doğru" lafa karşı çıkamıyorlar.
Mecburen meseleyi "kişiselleştiriyorlar":
"Şimdi mi aklına geldi"?..
Benim yazılarımı takip etmelerini bekleyemem tabi...
Hatta son yazılarımı okudukları için kendilerini kutlarım.
Lakin bilsinler ki, medyadaki her köşe sahibi, omurgasız dönek değildir. Rüzgâra yelken tutmak yerine, bile bile batmaktan kaçınmayacak meslektaşlarım hayli kalabalıktır... Ama popüler değillerdir.
Etik endişeleri olmayanlara pirim verenler ise bizzat fanatiklerdir.
Hatırlatayım:
Daha Seyrantepe fikri ortaya çıktığı günlerde duruşum neyse hiç değişmedi.
Kamu malını yağmalayanların üzerindeki formaya hiç bakmadım.
Merak eden varsa, otursun internetin başına... O günkü yazılarımı araştırsın.
Bana eski yazılarımı tekrarlattırıp şu köşeyi kişisel kullandırtmayın.
Siz gidip oynak fırıldaklarla uğraşın.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|