|
 |
|
|
AB'nin 8 Kasım'da yayımlayacağı İlerleme Raporu'nda Terörle Mücadele Yasası da eleştiriliyor:
Terör tanımı geniş
Raporda, Terörle Mücadele Yasası'nın ifade özgürlüğüne ve medyaya kısıtlamalar getirmesine dikkat çekiliyor. AB, değerlendirmesinde Hrant Dink davasına geniş yer verirken, 301 beraatlarına değinmedi
Güven Özalp
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından 8 Kasım'da yayımlanacak olan İlerleme Raporu, terör olaylarındaki artışa karşılık yenilenen Terörle Mücadele Yasası'ndaki terörizm tanımını "geniş" buluyor.
Raporda, Haziran 2006'da kabul edilen yasayla terörist saldırı kapsamına giren unsurların listesinin uzatıldığı ve terörizme getirilen geniş yorumun korunduğu vurgulanıyor. Yasanın ifade özgürlüğü, basın ve medya özgürlüklerine yasal kısıtlamalar getirdiği belirtilirken, özellikle "propaganda" ve "övme" unsurlarına dikkat çekiliyor. Bu iki unsur için ağırlaştırılmış cezalar öngörüldüğünü hatırlatan belge, bu cezalarla ilgili tanımın Avrupa Konseyi'nin Terörizmi Önleme Konvansiyonu'yla uyumlu olmadığının altını çiziyor. Raporda, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in yasanın bu tür kısıtlamalar içeren 5. ve 6. maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurduğu da hatırlatılıyor.
'Azınlık diyaloğu' şart
Bu yıl özellikle Güneydoğu konusunda yaptığı net diyalog çağrısıyla dikkat çeken AB'nin, diyalog unsurunu azınlıklar açısından da gündeme getirmesi gözlerden kaçmıyor. Raporda, Türkiye'nin sınırları içindeki azınlıklarla ilgili olarak Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) bünyesindeki Ulusal Azınlıklar Yüksek Komiseri'yle diyaloğa girmesinin gerekli olduğu vurgulanıyor. Diyaloğun unsurlarını ise azınlık eğitimi, azınlık dilleri, azınlıkların kamu hayatına dahil olmaları ve azınlık dillerinde yayınların oluşturması talep ediliyor. Bu yaklaşımın Türkiye'nin, kültürel çeşitlilik, azınlıklara saygı ve azınlıkların korunması alanındaki uluslararası standartlarla ve AB ülkelerindeki en iyi uygulamalarla uyumlu hale gelmesini kolaylaştıracağı belirtiliyor.
Misyonerlere düşmanlık var
Raporda misyonerlik faaliyetlerine değinilmesi de dikkat çekiyor. Konuya dini özgürlükler başlığı altında yer verilirken, Diyanet İşleri Başkanlığı ve yerel dini otoritelerin misyonerliğe ilişkin açıklamaları eleştiriliyor. Raporda, "Diyanet İşleri Başkanlığı ve yerel dini otoritelerin vaaz ve yayınları, zaman zaman misyonerlik faaliyetlerine yönelik düşmanca bir görünüm kazanmaktadır" ifadeleri kullanılıyor.
Beraatların adı anılmadı
301. madde konusunda Türkiye'yi sürekli eleştiren AB'nin, açılan davalar arasında sonucu itibarıyla tek olumsuz örnek olmasıyla dikkat çeken Hrant Dink davasını rapora yansıtırken, beraatla sonuçlanan davalara değinmemesi dikkat çekti. Geçen yıl davalara isim isim değinen Komisyon, bu kez bu yaklaşımı tercih etmedi. Son dönemde çok tartışılan Elif Şafak hakkındaki davaya da yer verilmedi.
Din hanesi eleştirisi
İbadet özgürlüğüne genel anlamda saygı gösterildiğini vurgulayan rapor, kimlik kartı gibi belgelerde, bağlı olunan dinin bildirilmesinin zorunlu olmaktan çıkarılmasına karşın benzeri belgelerin bu bilgileri içermeyi sürdürdüğünü belirtiyor. AB, bu durumun olası ayrımcı uygulamalara açık kapı bıraktığını düşünüyor.
Türban yine yok
Yeşillerin önerisiyle Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raporu'na sokularak ilk kez bir AB belgesinde yer alan türban konusunda Komisyon önceki yıllardaki tavrını korudu. Üye ülkelerde bu konuda ortak bir uygulama olmamasından hareket eden Komisyon, türban konusuna bu sene de raporda yer vermedi.
İt dalaşı uyarısı
Mayıs 2006'da Türk ve Yunan jetlerinin çarpışmasına da değinen raporda, konunun işleniş şekli bu konuda sorumluluğun Ankara'ya yüklendiği algılamasını doğuruyor. Türkiye'nin iyi komşuluk ilişkileri ve sınır sorunlarını barışçıl yöntemlerle çözme taahhüdüne değinen rapor, bu yaklaşımı zedeleyecek eylemlerden kaçınma gereğine vurgu yapıyor.
Eşcinseller daha rahat
Gösterilere yönelik olarak eskisine oranla daha az kısıtlama uygulandığına dikkat çeken rapor, polisin özellikle izinsiz gösterilerde aşırı güç kullandığına dikkat çekiyor. Belgede, dernekleşme özgürlüğüyle ilgili yasal çerçevenin genelde uluslararası standartlara uyumlu olduğu vurgulanırken, gay ve lezbiyen derneklerinin geçmişe oranla daha az sorunla karşılaştığı kaydediliyor.
Sulukule de rapora girdi
AFP
26 Eylül 2006 tarihli bu fotoğrafta İstanbul Sulukule'de bir düğünde eğlenen çingeneler görülüyor. 2006 İlerleme Raporu, çingenelere önceki raporlara göre daha fazla yer vermesiyle dikkat çekiyor. Rapor, yerleşmeyle ilgili yasada ayrımcı maddelerin değiştirildiğini kaydetse de hareket ve ikamet konularını içeren yasalarda ayrımcı maddelerin korunduğunu vurguluyor. Sayılarının 2 milyon olduğu tahmin edilen çingenelerin özellikle uygun ev bulma, eğitim, sağlık ve istihdam konularında sorunlarla karşılaştığı belirtiliyor. Sık sık tahliyelerin yaşandığını belirten rapor, özellikle Ankara-Çinçin, Zonguldak-Ere ve İstanbul-Sulukule'deki projeler nedeniyle bu bölgelerde yaşayan çingenelerin yerlerinden olduklarını kaydediyor.
|
|
|

|