Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 31 Ekim 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Son iki haftanın perde arkası...


Bayram dahil, son iki hafta Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerinde ilginç bir yol ayrımı yaşandı. Bazı şeyler farklılaştı. Bakışlar ve konuşmalar değiyti. Özellikle, Fransız parlamentosundaki oylamadan sonra yaklaşımlar epey ilginçleşti.

RADİKAL ile birlikte dün dağıtılan KRİTER dergisi için, bu konuda geniş bir araştırma yaptım. Bambaşka bir manzarayla karşılaştım. Bulgularımı sizlerle de paylaşmak istiyorum:

Ekim ayı, Türkiye- Avrupa Birliği ilişkileri açısından son derece hareketli geçti ve tahminlerin ötesinde, ilginç ve olumlu sonuçlar doğurdu. Belki hayret edeceksiniz ancak, Fransız Parlamentosundaki Ermeni soykırım iddialarıyla ilgili oylama, birçok üye ülkede ve AB medyasında farklı yansıdı. Şimdiye kadar hissettiğimiz soğuk rüzgarların dinmesine, aksine ılıman bir bakışın yaygınlaşmasına yol açtı.

Türkiye'ye haksızlık edildiği, gereksiz şekilde baskı yapıldığı, üstüne gidildiği sözleri birden bire artar oldu. Medya'yı taradığınız zaman, yine ilk defa Türkiye' nin bu şekilde hırpalanmasının ters tepeceğinin altını çizenler yaygınlaştı.

Kısacası, az dahi olsa, Türkiye'nin lehine bir hava doğdu. Fransız Parlamentosu Türkiye'yi cezalandırmak isterken, kendini yaraladı. Tepkiler öylesine yaygınlaştı ki, sonunda Türkiye daha haklı bir platforma oturdu.

Bu ortam, Avrupa Komisyonu ve Dönem Başkanlığına da yansıdı.

Fransadaki oylamanın yarattığı fırtına sürerken, Türkiye'yi, bir de 8 Kasım'da yayınlanacak olan AB Komisyonu İlerleme Raporu ile tartaklamanın doğru olmayacağı sonucuna varıldı. Türk kamuoyunun baskısıyla, zaten seçim sürecine girmiş olan AKP iktidarının ters tepkisinden çekinildi.Sonuçta, dönem Başkanlığını elinde tutan Finlandiya' nın önerisi, AB Komisyonu tarafından kabul edildi.

Buna göre, Komisyon 8 Kasım'da yayınlanacak olan İlerleme Raporunda, Kıbrıs ile ilgili bölümünde sert bir tavsiyede bulunmayacak. Zaten, basına sızan bölümlerde de bu gerçek anlaşıldı.

Komisyon raporunda, AB Konseyinin 21 Eylül 2005 tarihli kararını tekrarlamakla yetinecek ve "…Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, müzakere sürecini etkileyebilir.." diyecek.

Bu şekilde,Dönem Başkanı Finlandiya,tren kazasını önleyecek bir çözüm üretebilmek için, Aralık doruğu , hatta 2007 sonuna kadar süre kazanabilecek. Bu şekilde, Kıbrıs gemilerine Türk limanlarının açılması sorunu, Türkiye'deki genel seçimlerin ertesine bırakılabilinecek.

Bu anlaşma, Brüksel'de derin bir nefes alınmasına yol açtı. Nedeni de, üye ülkelerin büyük çoğunluğunun, Türkiye ile müzakereleri askıya alınmasını istememesi. Bu yaklaşıma Fransa'nın dolaylı katkısı da eklenince, tren kazasının ertelenmesi imkanı doğmuş oldu.

* * *

TÜRKİYE'DEN 301. MADDEYE İNCE AYAR SİNYALİ

AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn'in son Ankara ziyareti, başından sonuna kadar iniş çıkışlarla geçti, denilebilir. Avrupa heyetinin izlenimleri son derece ilginç. Başkentte geniş bir yelpaze ile konuştuktan sonra, yaklaşım ve görüş ayrılıklarını şöyle saptamışlar:
- TBMM Başkanı Arınç daha sempatik ve yumuşak bir yaklaşımla karşımıza çıktı.Ancak ondan da, 301 konusunda ümit veren herhangi bir açılım göremedik.
- Adalet Bakanı Çiçek ile görüşme en zorlusuydu. Özellikle 301 konusunda, Adalet bakanı kamuoyu ile paylaştığı görüşleri tekrarladı ve sürekli şekilde Avrupanın çifte standartlarına dikkat çekti. 301 maddeye ilişkin bir düzenleme yapılmasının imkansızlığını anlattı. Görüşme , olumsuz bitti.
- TBMM Dışilişkiler Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış ve arkadaşlarıyla görüşmemiz ise, tam bir hayal kırıklığı yarattı. Yaşar Yakış, mantıklı bir insan olarak bilinirken, neden olduğunu anlayamadık, çok sert bir tutum benimsedi.
- Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül görüşmeleri ise, tam aksine çok olumluydu. Her ikisi de, AB sürecine verdikleri önemi tekrarladılar. 301 konusunda, açıkça bir söz vermemelerine rağmen, değişiklik yapılabilineceği izlenimini verdiler. Her ikisiyle konuşmalarımızdan, 301 ile ilgili, kabine içinde önemli görüş ayrılıklarının bulunduğu havasını edindik. Kıbrıs konusundaki tutumları da daha yumuşak idi. Kapıyı kapatmamaya özen gösterdiler.
- CHP lideri Deniz Baykal ise daha da sertti. AKP' ye her konuda muhalefet yaptığını. 301'in de bu muhalif yaklaşımının bir parçası olduğunu söyledi. Muhalefet lideri olarak kendisinden başka bir yaklaşımın beklenmemesi gerektiğini anlattı.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Şehir ve tarih
DÜN ilk defa Ankara'nın yeni havaalanından ge...
Melih AŞIK
Son resepsiyon...
Cumhurbaşkanı Sezer'in 29 Ekim davetindeyiz.....
Fikret BİLA
Çankaya'dan siyaset dışı notlar
Cumhurbaşkanı'nın 29 Ekim, TBMM Başkanı'nın 2...
Hasan CEMAL
Aşk, ekmek, demokrasi!
Böyle bir başlık ilgi çekebilir. Ama yazıyı i...
Güneri CIVAOĞLU
Yüz dili
Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkması sorunu, klasik ...
Can Dündar
Sakıncalı bir destan
Bayramda şeytana uydum; sakıncalı bir destan ...
Abbas GÜÇLÜ
Mülakat olsun mu, olmasın mı?
Mülakat, giriş sınavları için de olabilir, me...
Hurşit GÜNEŞ
2007 bütçesi talebi frenler mi?
2007 bütçesine ilişkin en önemli konu talebin...
Sami KOHEN
Kala kala Kosova kaldı...
Sırbistan'daki referandum, Balkanlar'da yeni ...
Metin MÜNİR
Neden satıyorlar da almıyorlar?
Neden yabancılar Türk şirketlerini satın alıy...
Derya SAZAK
Deprem analizi
Bayramda İstanbul'dan da hissedilen 5.2 büyük...
Meral TAMER
Çiçek, Yozgat'ı avucunun içi gibi bilir
Hafta sonu evde kitaplarımı yerleştirirken Nu...
Güngör URAS
Sezer'in davetinde kadınlar ekonomi konuştu
Cumhuriyetin 83'üncü yılını kutlamak için Çan...
Serpil YILMAZ
Türkiye'nin en pahalı köyü
Antalya'da, Kekova'dan geçerken varılan Üçağı...
M. Ali BİRAND
Son iki haftanın perde arkası...
Bayram dahil, son iki hafta Türkiye'nin Avru...

© 2006 Milliyet