Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Kasım 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Utanç


Son 3 gündür, ben de her baba gibi, her ana gibi, her insan gibi, içimde kekremsi bir buruklukla geziyorum.
Nereye gitsem, hangi yöne dönsem, morarmış bedeniyle yürümekte zorlanan o 17 aylık bebeğin hali geliyor gözümün önüne... Hastane odasında "Anne" diye ağlayışını işitiyorum.
36 yaşındaki annesinin gözetiminde başına çöreklenmiş 40-41-69 yaşında 3 adamın ona musallat oluşunu düşünüyorum.
Sonra kendimi bir çocuk pornosu filminin setinde yakalamışçasına silmeye çalışıyorum bu görüntüyü hafızamdan...
Utanıyorum.
* * *
Biliyorum öfkelisiniz.
Bu vahşeti almıyor beyniniz...
Daha ne olduğu kesinleşmeden yolladığınız mesajlarınız beddua dolu:
Sapıkların yargılanmadan asılmasını, ibreti âlem için ortaya bırakılmasını istiyorsunuz.
Onlar yaptıklarının cezasını çekse, acılar içinde darağacına gitse bir nebze rahatlayacak, "Belalarını buldular" diye teskin olacaksınız.
Ben olamıyorum.
"Asalım" diye ilenen koroya katılamıyorum. Savcılık kapısında suratlarını gizleyen bu adamlara bakarken hiddetten, nefretten çok derin bir yenilmişlik duygusu sızlıyor içimde...
Sanki insanlık yolunda bir meydan savaşını yitirmişiz, vicdan kalesini tek mızrak atmadan teslim etmişiz gibi bir mağlubiyet hissi bu...
Bir ricat haletiruhiyesi...
* * *
"Canavarlar" diye kükremek, sizi saplandığımız balçıktan kurtarıyor, vicdanınızı rahatlatıyorsa deyin, rahatlayın.
Daha geçen hafta 7 kişiyi sebepsiz öldüren 2'liyi lanetlediğiniz gibi lanetleyin bunları da...
İdam cezasını geri isteyin.
Ama şunu bilin ki, bu gördüklerimiz, yen açılınca içinden dökülen kırık kollardır. Ve ulaşılmadık çocuk odalarında, sübyan koğuşlarında, yetiştirme yurtlarında,varoş kuytularında, metropol zulalarında daha nice bebenin çığlığı vardır.
Saflığın son kalesine, uyku vaktinde bir bebeğe tasallut edenlerin bilinçaltını kazısak, mazilerine dalsak, belki benzer bir tasallutun acısı çıkacaktır altından; belki asırlık ten yasakları, belki müşterisi bol internet tuzakları, uyuşturucu batakları...
Belki de işsizliğin, yoksulluğun, umutsuzluğun darağaçları... "Mayamız sağlam" masalıyla üstü örtülmüş aile günahları... Cehaletin şiddete, nefrete giderek cinnete dönüşmüş karanlığı...
* * *
O yüzdendir ki ben, o küçük bedendeki her bir morluktan mesulmüşüm gibi acı çekiyorum günlerdir...
Sokağa atılmış kadınlar için, onların çaresiz çocukları için, sefalet uçurumunda tarumar olmuş hayatlar için hiçbir şey yapamamış olmanın acısıyla burkuluyor yüreğim...
Bir fail yakalanınca, üzerimizdeki cümle laneti onlara yıkan koca bir suçlular ordusuyuz biz...
Kuru pastalı günlerde olaya lanet okurken günde 1 saatini bir yuvada yetim kulağına ninni söylemeye, bir öksüzün başını okşamaya ayırmayan, sokağa düşmüş kadınlara barınak, kundaksız çocuklara kucak, işsiz yığınlara umut kapısı açamamışken bu naçarlığın sonuçları karşısında afallayan, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik üçgenine dayalı sosyal devlet harcanırken kılını kıpırdatmayan, televizyonda eğitimi gömüp teşhiri alkışlayan koca bir suçlular ordusuyuz.
* * *
İşte sonuç:
Balçık kokuyor ortalık...
Pompalı tüfekle gözünden vurulmuş günahsız bir genç, kuytuda taciz edilmiş masum bir bebek, "Kaybettiniz" diye bağırıyor bize...
Hiçbir linç ya da idam hafifletemez acımızı... İyisi mi, bu tokatla kendimize gelelim.
Vicdan kalesini tek mızrak atmadan teslim ettik.
Ve kaybettik.
Yen içinden dökülecek kırık kolları sarmanın zamanıdır şimdi...

can.dundar@e-kolay.net







Taha AKYOL
Kıbrıs'ı satmak
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül bir süredir "Kı...
Çetin ALTAN
"Zevahir"i, "görünüş"ü, "imaj"ı kurtarmak da ayvayı yiyince...
Sel baskınlarının yarattığı perişanlığın medy...
Melih AŞIK
Doktorunu seç!
Keçiören Atatürk Göğüs Hastalıkları Hastanesi...
Fikret BİLA
Yimpaş'ın para toplama yöntemi
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan C...
Hasan CEMAL
Yine Kıbrıs, 301, AB!
İki gün üst üste Kıbrıs dinledim. Birinde, KK...
Güneri CIVAOĞLU
Kraliyet Lisesi'nde örtünmek
Türban krizi Avrupa'ya yayılacak gibi görünüy...
Can Dündar
Utanç
Son 3 gündür, ben de her baba gibi, her ana ...
Abbas GÜÇLÜ
Gençler, sorunlar ve hükümet
Dün, tarihi bir gündü. DSP, ANAP, DYP, MHP gi...
Semih İDİZ
Finlandiya Kıbrıs'ı yüzüne gözüne bulaştırdı
Avrupa Birliği'nin Kıbrıs sorununa girme çaba...
Sami KOHEN
Fin-iş...
Bu iş bitti mi?.. Yani AB Dönem Başkanı Finla...
Metin MÜNİR
Büyüklük kader değil, terdir (1)
Kimse annesinin karnından, büyük bir futbolcu...
Hasan PULUR
Sel, Yimpaş ve kazlar...
İNSANIN yüreği parçalanıyor, siz sıcak eviniz...
Derya SAZAK
Batman acısı
Sel felaketi Batman'da 8'i çocuk 11 can aldı....
Meral TAMER
Dünya Kültür Haritası'nda neredeyiz?
Yaman TÖRÜNER
Vergisiz, algısız % 21 net faiz nasıl kazanırsınız?
Hükümet sayesinde, vergiyi sadece fakir halk ...
Güngör URAS
Enflasyonun geleceği döviz fiyatına bağlı (ve de ucuz ithalata)
Ekim ayında tüketici ve üretici fiyatları end...
M. Ali BİRAND
PP çok şanslı, ancak kartlarını abartıyor
Kıbrıs Rum lideri Papadopulos ismi çok uzun ...

© 2006 Milliyet