Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Kasım 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bölge dengeleri değişirken...


GEÇEN hafta Washington ve Londra'da Irak'taki şiddete ve kaosa nasıl son verilebileceği tartışmalarında şöyle bir fikir ortaya atılmıştı: İran ve Suriye ile diyalog kurulsun ve onların devreye girmesi sağlansın...
Bu görüşü ilk öne süren İngiltere Başbakanı Blair oldu. Ardından ABD'de son seçimleri kazanan bazı ünlü Demokratlar bu yönde tavır aldılar.
ABD ve İngiltere yöneticileri, bu konuda fikir egzersizi yaparken Suriye ve İran'dan ilginç diplomatik ataklar geldi.
Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim Bağdat'a gidip Iraklı meslektaşı Hoşyer Zebari ile, 1982'den beri kesik olan ilişkileri yeniden kurdu. Suriye bu vesileyle Irak'ta iç çatışmaların son bulmasına yardımcı olacağı sözünü de verdi...
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad Irak'ta istikrarın kurulması amacıyla Irak, Suriye ve İran arasında üçlü bir zirve önerdi. Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani Tahran'a daveti hemen kabul etti. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın ise (hele Lübnanlı politikacı Piyer Cemayel'in öldürülmesinden sonra) bu toplantıya katılıp katılmayacağı henüz belli değil.
Ama önemli olan şu: İran ve Suriye, ABD ve İngiltere daha davranmadan, Irak konusunda inisiyatiflerini kullanarak harekete geçtiler.

İran'ın hesabı...
Bu inisiyatiften bir sonuç alınır mı, ayrı bir mesele. İran ve Suriye'nin, ABD ve İngiltere ile doğru dürüst bir diyalog kurmadan Irak'ta barışın kurulmasını -ve hele işgalin sona ermesini- sağlamaları imkânsız. Gene de iki komşu ülkenin bazı pratik katkıları olabilir.
Ancak özellikle İran'ın devreye girmesinin amacı, öncelikle kendini bir bölgesel güç olarak ortaya atmak ve nüfuzunu artırmaktır.
Şimdilik Lübnan'daki durum ve kendisine yöneltilen suçlamalar nedeniyle Suriye'nin eli bir hayli zayıflamış görünüyor. Yani Beşar Esad şu sırada Irak konusunda önemli bir oyuncu değil. Cemayel suikastı sonunda Lübnan'da esen fırtınanın Suriye'yi de etkisi altına alması karşısında Esad'ın Irak meselesiyle uğraşacak hali yok.
Ama bölgede bu olanlar İran'ın kendi inisiyatifini sürdürmesine ve Irak'la daha yakından meşgul olmasına engel değil.

Türkiye haklı çıktı ama...
Bu gelişmeler karşısında Türkiye'de çok kişinin aklına "Biz ne yapıyoruz?" veya "Biz neden bu inisiyatifi İran'a kaptırdık?" sorusu geliyor tabii.
Washington ve Londra'da İran ve Suriye'nin devreye sokulması, hatta daha geniş bir bölgesel konferansın düzenlenmesi fikri tartışılırken, Türk diplomasisi harekete geçebilirdi. Ama, anlaşılan Ankara'da fikir henüz olgunlaşmadan öne çıkmanın yararlı olmayacağı düşünüldü. Herhalde İran'ın da kendi başına bir çıkış yapacağı ve hele "komşular arası zirve" fikrini Türkiye ile paylaşmayacağı tahmin edilmedi...
Aslında Türkiye, komşular konferansının (gerçekten bölgesel anlamda) fikir babasıdır. Şimdiye kadar bu çerçevede bir dizi toplantı yapıldı. Daha önemlisi, Türkiye, İran ve Suriye nezdinde daha önce birçok girişimde bulundu. Hatta kabul etmeli ki, bu inisiyatifleri zaman zaman, hem dışarıdan (ABD dahil) hem içeriden çok eleştiriye uğradı. Ne gariptir ki şimdi böyle açılımlarda yarar görenler bizzat Batılılar!..
Türkiye ayrıca Irak'la da, diğer komşularından çok daha önce ve daha etkili biçimde, temas ve işbirliği içine girdi. Ancak şu da bir gerçek ki, İran'ın "yekten" yaptığını Türkiye yapamadı: Ahmedinecad Irak Cumhurbaşkanı Talabani'yi Tahran'a davet etmekte sakınca görmedi. Çankaya'da ise bu konudaki tereddütler devam ediyor...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Yaşadığımız dünyada Türkiye
İSTANBUL çok önemli bir toplantıya ev sahipli...
Çetin ALTAN
İlm-i simya, bakırı altına çevirme
Cumhuriyetin tek partili döneminde, tüm ilkok...
Melih AŞIK
CHP'yi sorgulamak
CHP'yi AKP'ye alternatif olmaktan çıkarmak iç...
Fikret BİLA
Demirel'den "Koca Papaz" öyküsü
Papa 16. Benedictus'un Türkiye'ye yapacağı zi...
Hasan CEMAL
Aydınlık, karanlık!
İmam hatip tartışması... Din ve eğitim... Tab...
Güneri CIVAOĞLU
Affetme İstanbullu
İstanbul "güzel bir şehir" mi... Yoksa "güzel...
Abbas GÜÇLÜ
Bugün söz öğretmenlerde
Hamaset nutukları atıp öğretmenleri göklere ç...
Hurşit GÜNEŞ
Solda birlik talebi
Bir süredir DSP Genel Başkanı Zeki Sezer sold...
Sami KOHEN
Bölge dengeleri değişirken...
GEÇEN hafta Washington ve Londra'da Irak'taki...
Faik ÖZTRAK
Hazmı zor bir "başarı" öyküsü
İşgücü rakamları işsizlik oranının bu yılın ü...
Hasan PULUR
Rahatlamak isteyenlere hazır reçete...
İŞTE bu olmadı; koskoca profesör Atatürk'e "B...
Derya SAZAK
Papa'yı beklerken
Papa'nın ziyareti yaklaştıkça Türkiye kamuoyu...
Meral TAMER
Türkiye, AB'nin 28. üyesi olmakla kalmaz!
Yıl 1998.
Ece TEMELKURAN
Canavarlar
Kimin hayatını yaşıyorsun sen? Kendininkini m...
Güngör URAS
Doğu'da trenler saatte 55 km gidebiliyor
TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman anlatıyor:...
M. Ali BİRAND
Papa aslında Fener'e geliyor
Prof. Dr. Halil İnancık, Koç Üniversitesi'nde...

© 2006 Milliyet