Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 01 Aralık 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Avrupa ile gerginlik


DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'le CNN Türk'te bir mülakat yapmak istedim, zamanlamanın uygun olmadığını söyledi. Halbuki gazetecilik açısından ben mükemmel bir zamanlama yapmıştım: AB Komisyonu Türkiye hakkında ağır yaptırımlar içeren bir "tavsiye kararı" almıştı... İngiltere, İspanya, İtalya gibi ülkeler de bunu fazla ağır buluyordu... Rum yönetimi, bu kararın Türkiye'yi 'hizaya getirmeyeceğini', daha ağır kararlar alınması gerektiğini söylüyor, veto tehditleri savuruyordu.
Tam manşetlik, sürmanşetlik konular!
Gül de tam bu sebepten konuşmak istemedi:
- Bir süreç işliyor. Avrupa'da çeşitli görüşler var, temaslar devam ediyor. 14 Aralık'a kadar çeşitli polemiklere yol açmak doğru olmaz...
Diplomasi böyledir; kuliste söylenecekler açıklanmaz. Hatta açıkta söylenenlerle kulislerde söylenenler çok farklı bile olur.

Hangi Avrupa?
Türkiye açısından bakıldığında Avrupa'da:
  • Fransa, Avusturya, Danimarka ve Hollanda Türkiye'nin AB üyeliğini 'köktenci' olarak karşılar!
  • Rumlarla Yunanistan'ın derdi, Kıbrıs meselesinden ibarettir. Yukarıdaki dört devletle flört ediyorlar. Rum-Yunan tarafının oyunu Türkiye'ye Kıbrıs'ta geri adım attırmaktır. Öbürlerinin oyunu, Türkiye'yi yılgınlığa itip yürüyüşten vazgeçirmektir.
  • İngiltere, İspanya ve İtalya Türkiye'nin üyeliğini destekliyor. Alman devleti de öyle ama Merkel Almanya'sı en azından "sürecin kesilmesine" karşı.

  • Bu tablo karşısında, Dışişleri sözcüsü Büyükelçi Namık Tan'ın açıklaması ilginçti. Bir yandan Komisyon'un kararını sert terimlerle eleştirdi, öbür yandan Avrupa'da Türkiye'ye destek veren devletlerin elini güçlendirecek mesajlar verdi.
    Öyle ya, yarın Rumlar genel bir "veto"dan dem vururlarsa, Avrupa devletlerinden biri de Rumlara "Peki, yarın Ercan Havaalanı'na ticari seferleri başlatıyoruz" diyebilmeli! Türkiye bazı devletlerle bu derecede sıcak, sıkı ilişkilere sahip olmalı.
    14 Aralık'taki AB liderler zirvesine kadar müthiş bir diplomasi savaşı yaşanacak.

    Türkiye'nin direnci
    Komisyon'un Türkiye ile görüşmelerde 8 bölümün açılmamasını, diğer bölümlerin de açıldıktan sonra tamamlanıp kapanmasını durdurmayı önermesi, Türkiye'nin hak etmediği, ağır ve haksız bir karardır. 14 Aralık'taki liderler zirvesinde Türkiye'nin lehine ve aleyhine bu kararda çok büyük değişiklikler yapılması pek muhtemel değil.
    Ama herkes şu iki gerçeği görmeli:
  • Böylesine ağır bir yaptırım bile Türkiye'yi Kıbrıs'ta taviz vermeye yöneltmiyor. Bir Allah'ın kulu çıkıp da Kıbrıs'ta geri adım atmayı savunmuyor. Demek ki, baskıyla Türkiye'ye bir şeyler kabul ettirmek mümkün olmayacak.

  • Yapılacak olan şey, KKTC üzerindeki izolasyonu kaldırarak Türkiye'nin de limanlarını Rumlara açmasını istemektir.
  • Herkesin görmesi gereken ikinci husus, böylesine ağır bir yaptırımın bile Türk ekonomisini olumsuz etkileyememiş olmasıdır. Halbuki korkulan, Türk ekonomisinin "AB çıpası"nın sarsılması, bunun da ekonomik performansı düşürmesiydi.

  • Aksine, Türk ekonomisinin sanıldığından çok daha dayanıklı hale geldiği görülmüştür. Tabii bu da Türkiye'nin özgüvenini artıran bir faktördür.
    Türkiye yolunu değiştirmeyecek, özgüveni artmış olarak devam edecek. Çünkü "yolda olmak" Türkiye için epey kârlıdır!
    Sonunda üyelik olup olmaması, on-on beş sene sonraki iş. Kim öle, kim kala!

    t.akyol@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Avrupa ile gerginlik
    DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'le CNN Türk'te ...
    Çetin ALTAN
    Başbakan Tayyip Bey, 70'ine geldiğinde...
    Eğlenceli fantezilere pek de alışık olmadığım...
    Melih AŞIK
    Oyun bitmedi!
    AB Komisyonu 8 başlıkta müzakerelerin askıya ...
    Fikret BİLA
    Pepe: Yargı elimizi kolumuzu bağlıyor
    Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Acarkent ol...
    Hasan CEMAL
    AB kötü oynuyor!
    Avrupa Birliği Komisyonu'nun Türkiye'yle ilgi...
    Güneri CIVAOĞLU
    İzler...
    Bir söylem vardır; "Kadının izini sür" diye.....
    Abbas GÜÇLÜ
    Birilerinin gözü öğretmen maaşında
    Çalışanlar arasında belki de en çok mağdur ol...
    Hurşit GÜNEŞ
    Kur değer kaybetmeden verimlilik sağlanabilir mi?
    Önceki hafta e-posta kutuma Harvard Üniversit...
    Metin MÜNİR
    Yeşil rüya gören dünyada Türkiye ne yapıyor?
    Dünya enerji konusunda dönüm noktasına geldi....
    Faik ÖZTRAK
    Geç gelen önlemler ve kaçan fırsatlar
    Aşağıdaki grafik 2002 sonundan bu yana yurtiç...
    Hasan PULUR
    Ocak başkanlarını hiç tanıdınız mı?
    AĞZIMIZA persenk etmişizdir:
    Derya SAZAK
    Papa ve AB kutsaması
    Türkiye'ye verdiği AB desteği Batı medyasında...
    Meral TAMER
    Londra Belediye Başkanı'nın makam aracı yok
    Herhangi bir yanlış anlaşılma olmasın. Devlet...
    Ece TEMELKURAN
    Tepki ve tekdir
    "Vay sen nasıl olur da milletimize ihanet etm...
    Güngör URAS
    Avrupa Birliği ilişkilerinin bir süre askıda kalması iyidir
    Gümrük Birliği ilişkilerini sürdürmeliyiz. Ko...
    M. Ali BİRAND
    Türkiye, AB'ye akılcı yanıt verdi
    Avrupa Birliği Komisyonu'nun önceki günkü ta...

    © 2006 Milliyet