|
 |
|
|
Merkel başrollerde
AVRUPA'DA eskiden beri yeminli Türkiye karşıtları var. Bunlar mutaassıp Hıristiyanlar, şoven Avrupalılar ve Avrupa Anayasası'nı sabote eden Fransızlardır.
Maalesef Alman Başbakanı Merkel şimdi hepsinin önüne geçti.
Türkiye'nin Avrupa yolunu kesmek için artık başrolü Merkel üstlenmiş durumda!
Fransızlar bile "kantarın topu"nu bu kadar kaçırmamıştı.
Merkel Türkiye'nin önüne kayalar, dağlar yığmak için iki maddelik yeni bir plan öneriyor:
l Türkiye ile müzakerelere bir - bir buçuk sene ara verilsin, bir tarih tespit edilsin...
l Ondan sonra AB üyesi ülkeler, Türkiye ile müzakerelerin başlayıp başlamayacağına oybirliğiyle yeniden karar versin!
Halbuki Avrupa Birliği'nin liderleri, 17 Aralık 2004 günü Türkiye ile "Müzakereler başlasın" diye karar vermiş, tarih olarak da 3 Ekim 2005'i tespit etmişti.
Şimdi Bayan Şansölye, Türkiye ile müzakerelerin durdurulmasını, ondan sonraki "yeni bir tarihte", Türkiye ile "müzakerelerin başlaması" için AB liderlerinin yeni bir karar vermesini istiyor!
Bu çok açık bir şekilde AB'nin 2004 ve 2005 kararlarına, "ahit"lerine aykırıdır!
Sayın Merkel'in yaptığı, "ahde vefasızlık"tır, hatta daha ötesidir, AB'nin ve Alman devletinin "ahit"lerini iptal ve iskat teşebbüsüdür!
Merkel'in önerileri!
Sayın Merkel bir "Hıristiyan Demokrat" olarak baştan beri Türkiye'nin üyeliğine karşı; "imtiyazlı ortaklık" öneriyor. Tamam, parti lideri olarak böyle düşünebilir elbette... Ama ne diyordu?
- Alman devleti için ahde vefa önemli bir prensiptir. Ahdimize sadık kalacağız!
Bırakın vefayı, Bayan Şansölye "ahit"in iptaline çalışıyor!
Sayın Merkel Türkiye'nin tam üyelik yolunun kesilmesi halinde "Avrupa'dan kopmaması" için Türkiye'ye iki 'rüşvet' öneriyor:
Ekonomik bakımdan, Türkiye ile AB arasında NAFTA benzeri bir serbest ticaret rejimi kurulsun... Stratejik bakımdan, Türkiye Avrupa savunma sistemine entegre edilsin!
Muhterem hanımefendi, biz Türklerin gerçekten saf bir yanımız vardır ama o kadar da değil! Mevcut "gümrük birliği"nin gerisinde bir rejim olan serbest ticareti siz olsanız kabul eder misiniz?! Kararlarında üye sıfatıyla hiçbir rolünüz olmayacak bir siyasal birliğin savunma sisteminde 'muhafız' olmayı siz Türk başbakanı olsanız kabul eder misiniz?!
AB'nin geleceği?
Batı basınında ve Batı siyaset elitlerinde elbette geniş vizyon sahibi kalemler, liderler var. The Economist, Newsweek, Financial Times gibi yayın organları yazıp duruyor: Türkiye'yi dışlamak Avrupa için darkafalılık olur, stratejik felaket getirir diye...
Olli Rehn de isim vermeden Bayan Merkel'in önerisine dün karşı çıktı.
Bugün "Fransız-Alman mihveri" toplanıyor, Merkel ve Chirac bir araya geliyor. Avrupa'nın genişlemesinden korkan bu mihver Avrupa'nın çoğulcu bir yaratıcılık kazanmasını, stratejik bir güç haline gelmesini de engelliyor.
Bir şey daha yapıyorlar: Avrupa'daki iç bölünmeyi derinleştiriyorlar: İngiltere, İsveç, İspanya, İtalya gibi AB ülkeleri 'mihver'in şovenizmine karşı çıkıyorlar.
Türkiye on - on beş yıl sonra üye olmayabilir; bu o zamanki mesele. Ama bugün bu yolu kesmekle hem Türkiye'ye hem Türk-Alman ortak çıkarlarına hem AB'nin geleceğine büyük zarar vermeye başladığını Sayın Merkel görmelidir.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|
|

|