Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Merkel aslında ne dedi?


AB meselesi, uzmanları bile zorlayan karmaşık bir hal almaya başladı. Alman Başbakanı Angela Merkel ile Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın önceki gün vardıkları belirtilen karar hakkında bizde yazılanlar arasındaki görüş farklılıkları da bunu gösteriyor.
Peki, Angela Merkel ne dedi? Ayrıca bu dedikleri bir "geri adımı" mı, yoksa Türkiye'nin önüne yeni engellerin konması anlamına mı geliyor? Buradaki referans noktam, bugüne kadar yazdıkları büyük ölçüde doğru çıkan, Avrupa'nın önde gelen gazeteleridir.

Ültimatom döndü
Bu gazeteler, ağırlıklı olarak, Merkel'in Türkiye konusunda "geri adım" attığını yazıyorlar. Yorumlar da bu istikamette. Nedeni ise Merkel'in, Chirac ile görüşmesinden önce, Türkiye'ye limanlarını Rum gemilerine açması için 18 aylık katı bir "ültimatom"un verilmesini istemesiydi.
Merkel'in bu "ültimatom"u 14-15 Aralık'ta yapılacak AB Konseyi toplantısı öncesinde karara bağlamak istediği belirtiliyordu. AB Komisyonu ile başta İngiltere İtalya, İspanya ve İsveç gibi önemli bazı AB üyeleri ile dönem başkanı Finlandiya ise buna karşı çıkıyorlardı.

Seçmene sinyal
Sonuçta Merkel "ültimatomundan" vazgeçti. Sadece AB Komisyonu'nun iki yıl kadar sonra bir rapor hazırlayıp durum tespitinde bulunmasını istedi. Başka bir ifadeyle, konuyu "Komisyon'a havale etti." Bu arada, Komisyon'un mevcut tavsiye kararını desteklediğini de söyledi.
Yani, ilk pozisyonundan farklı bir noktaya geldi. Aslında, öne sürdüğü "rapor" fikri de tartışılabilir. Zira AB Komisyonu zaten yıllık "ilerleme raporları" hazırlıyor. Bu durumda diğer üyeler "Ek rapora ihtiyaç yok" diyebilirler.
Kanımca, Merkel burada, daha çok iç siyaseti kollayarak, Türkiye'yi AB'de görmek istemeyen seçmenine bir sinyal göndermek istedi. Ama bazı gerçekleri görüp geri adım atmak zorunda kaldı.

Merkel ve ABD
Her şeyden önce, koalisyon ortağı SDU Türkiye'nin üstüne üstüne gidilmesine karşı. Ayrıca, Batı basınında kendisine dönük "vizyonsuzluk" suçlamaları arttı. Aynı şekilde, AB içinde Türkiye konusunda yaşanacak hararetli bir tartışma nedeniyle ciddi siyasi suçlamalara maruz kalması olasılığı da ortaya çıktı.
Bu arada, başka güçler de devreye girmiş olabilir. Örneğin, Merkel'in çok önemsediği ABD'nin Türkiye lehine sessiz bir kampanya yürüttüğü biliniyor.

Koşulla sürmez
Ancak, tüm bunlar bir yana, Türkiye açısından işin gerçeği fazla değişmiş değil. Çünkü Komisyon'un müzakerelerde 8 faslın askıya alınmasını, diğer fasılların da Kıbrıs koşuluna bağlamasını öngören tavsiye kararı zaten yeterince kötü.
Başka bir deyişle, Merkel'in istediği olsaydı, Türkiye açısından zaten "kabul edilemez" olan bir durumun daha da "kabul edilemez olması" dışında bir şey olmayacaktı. İşte bu nedenle Türkiye'nin şu anda tüm çabası Komisyon'un bu olumsuz kararının düzeltilmesine dönüktür.
Bu yapılamazsa, 12 Haziran'dan bu yana fiilen durmuş olan müzakerelere devam edilmesi pek mümkün görünmüyor. Zira, daha önce de dediğimiz gibi, hiçbir hükümet, sonuca varılmasının Kıbrıs koşuluna bağlandığını bile bile müzakereleri sürdürüp bunu bir seçim ortamında kamuoyuna "başarı" olarak sunamaz.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Sezer tarafsız değildir
CUMHURBAŞKANI Sayın Sezer, görevinin 7. senes...
Çetin ALTAN
Fiji'de askeri darbe olmuş, ne ayıp
Karşımdaki duvarda asılı duran Dünya Siyasi H...
Melih AŞIK
Limanları açıver!
Hakkı Devrim dün Radikal'deki yazısında Prof....
Fikret BİLA
Baykal: AB asli hata yaptı
AB'nin 14 Aralık'ta yapacağı zirve öncesinde ...
Hasan CEMAL
Kan lekesi, utanç lekesi!
Bazen kıskanır, bezen imrenirim, keşke ben ya...
Güneri CIVAOĞLU
Oyun sürüyor
AB treni 2007 yılında yavaşlamasa ne olur? Ör...
Can Dündar
Tarihin dönüşü
Bir süre önce Almanya'dan Sibel Kekilli arad...
Hurşit GÜNEŞ
Merkez Bankası'nın tüketim kaygısı
Önceki gün Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılm...
Doğan HEPER
AB üyeliği suya mı düştü?
AVRUPA Birliği bizi alacak mı derken, bu birl...
Semih İDİZ
Merkel aslında ne dedi?
AB meselesi, uzmanları bile zorlayan karmaşık...
Sami KOHEN
"Geri adım" geriye götürüyor!
İLK bakışta Almanya Şansölyesi Angela Merkel'...
Hasan PULUR
Bir Yargıtay kararının öyküsü...
İNSANIN bazen "Meğer biz neymişiz!" diyesi ge...
Derya SAZAK
2009 takvimi
Almanya Başbakanı Merkel'in Fransa Cumhurbaşk...
Meral TAMER
İngiliz ana muhalefet lideri bisiklette
Yandaki fotoğraf, İngiliz Muhafazakâr Parti l...
Yaman TÖRÜNER
Mortgage yasası
Taşınmaz Senetleri (mortgage) Yasası, IMF'nin...
Güngör URAS
Otel odasında bankacılık
Mısır Çarşısı'nda bir dükkânı vardı. İşleri b...
Serpil YILMAZ
Turcas'ın çok ortaklı modeli
Hep şöyle denirdi: "Bankacı Erol Aksoy'un ağa...
M. Ali BİRAND
Avrupa, "cüce"likten kurtulabilecek mi?
Avrupa Birliği'ni kuranlar bugün mezarlarında...

© 2006 Milliyet