Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kıbrıs'ta hareket zamanı


ABBakanlar Konseyi'nin Kıbrıs konusundaki kararları sadece "limanlarınızı açın" diye Türkiye'yi sıkıştırmıyor. Rum kesimini de son derece tedirgin eden iki kararı daha var. Biri, çözüm adresi olarak BM'yi gösteriyor. Bu, Türkiye'nin tezidir.
Rumları daha fazla tedirgin eden ikinci kararı ise "Başkanlık Bildirisi" ile, yeni dönem başkanı Almanya'ya KKTC üzerindeki tecridin kaldırılması için çağrıda bulunmasıdır.
Bu konuda Almanya Dışişleri Bakanı Sosyal Demokrat Steinmeier'in elinden geleni yapacağı muhakkaktır. Başbakan Merkel de aynı şekilde büyük çaba gösterirse, ya KKTC üzerindeki tecridin kaldırılması ve böylece "limanlar meselesi"nin çözülmesi mümkün olur... Veya, Rum kesiminin bütün AB iradesine karşı direnmesi onun bozgunculuğunu ortaya çıkarır ki, bu da stratejik değerde bir sonuç olur.
Şimdi hükümete, Türk ve Alman iş dünyasına büyük görev düşüyor, Merkel'i bu konuda motive etmek için.
AİHM'nin tazminat konusunda KKTC makamlarının yetkisini kabul etmesi de Rum yönetimine ciddi bir darbedir.

Türkiye'nin dostları
AB Konseyi'nin Kıbrıs konusunda çözüm adresi olarak BM'yi göstermesi ve tecridin kaldırılması için girişim kararı alması, elbette Rumlara ve Yunanlara rağmen gerçekleşmiştir. İngiltere, İsveç, Estonya, Belçika, İspanya ve İtalya güçlü bir şekilde bastırmasaydı böyle bir karar alınamazdı.
Biliyoruz ki, sert tartışmalar sırasında İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ve Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Peat, KKTC'ye uçak seferlerini başlatabileceklerini söyleyince, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Lilikas da bu kararları kabule mecbur kalmıştır.
Türkiye, Avrupa'da kuvvetli dostları olmayan bir ülke değildir. Geniş ufuklu bir Avrupa isteyenler Türkiye'nin dostudur.
Bu dostlar, Kıbrıs meselesinde "BM'nin çözüm çabalarına AB destek veriyor" diye, Konsey kararına çok önemli bir hükmü de koydurmuşlardır.

BM'de hareket
Rumların BM'de imajı bozuktur. Veto gücü falan da yoktur. Elbette Kofi Annan, Rumlar hakkında belli bir "izlenim"i miras bırakarak görevinden ayrılıyor. Bunun etkisini de görüyoruz.
"Yunanistan'da yayımlanan Elefterotipiya gazetesinin haberine göre, BM, Kıbrıs'taki barış gücünü (UNFICYP) çekebileceği yolunda Rumlara uyarıda bulundu! Bunun anlamı, '2007'de çözüme ulaşılamaması halinde adanın bölünmüşlüğünün kesinleşeceği'dir!
Gazeteye göre, Kıbrıs'taki barış gücünün görev süresi ile ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi'nde yapılacak görüşmede ABD ve İngiltere, BM barış güçlerinin finansmanının yeniden gözden geçirilmesini ve Irak, Afganistan, Sudan gibi bölgelere öncelik verilmesini gündeme getirecek." (Milliyet, 4 Aralık 2006)
Rumlar ve Yunan hükümeti hem AB ile çatışmayı hem de Ada'nın mevcut haliyle bölünmüşlüğünün BM tarafından fiilen onaylanmasını göze alamaz.
Bu konuda da Amerika ve İngiltere kilit ülkedir. ABD ve İngiltere, Kıbrıs konusunda Türkiye'ye yakın ülkelerdir, müttefiklerimizdir. Türkiye'nin Afganistan'daki askeri varlığını aynı görev çerçevesinde artırması, Kıbrıs'ta Rumları sıkıştırmak için Türkiye'nin elindeki kozlardan biridir.
Tam hareket zamanı, 2007 Kıbrıs sorununda "stratejik" bir yıldır!

t.akyol@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kıbrıs'ta hareket zamanı
ABBakanlar Konseyi'nin Kıbrıs konusundaki kar...
Çetin ALTAN
'Ahmak ıslatan' tatavaları
Yağmur çeşitleri içinde, "bardaktan boşanırca...
Melih AŞIK
Acarantalya!
Acarkent ve Acaristanbul'daki orman cinayetle...
Fikret BİLA
Baykal: Başbakan, Sezer'e kulak versin
CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın ...
Hasan CEMAL
Kuliste Büyükanıt Paşa!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın ge...
Güneri CIVAOĞLU
Sezer fırtınası
Siyaset takviminde "AB fırtınası" nispeten az...
Can Dündar
Deve
Bir de bana dedirtir insanoğlu, "Nerem doğru...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyonun sorumlusu belli. Ya cari açığın?
Bu ara Merkez Bankası (MB) Başkanı'nın her aç...
Doğan HEPER
Türkiye kuş mu, deve mi?
AB'de kavga sürüyor. Türkiye kavgası. Avustur...
Semih İDİZ
AB'ye alternatifler geliştirilmeli
AB dışişleri bakanları, kendi içlerindeki böl...
Sami KOHEN
Tren kalkış sinyali bekliyor
NİHAYET "finiş" çizgisine gelindi... Uzun mar...
Hasan PULUR
Avrupalının da vicdanı vardır...
ZAMAN zaman isyan ederiz: "Şu Avrupa'da vicda...
Derya SAZAK
Çankaya, Sezer, Baykal
Milliyet'te dün Önder Yılmaz'ın "atlatma" hab...
Meral TAMER
Adalet Ağaoğlu'nun gönderdiği Mercedes yıldızı
Değerli romancımız Adalet Ağaoğlu'dan telefon...
Yaman TÖRÜNER
Bütün tapular iptal edilebilir
Acarkent ve Beykoz Konakları ile ilgili tartı...
Güngör URAS
İyi ise Merkez'den, kötü ise başkalarından
Merkez Bankası Başkanı son günlerde fazlaca k...
M. Ali BİRAND
Papadopulos yine kaybetti...
Şu sıralarda hiçbir lider, Kıbrıs Cumhurbaşka...

© 2006 Milliyet