Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB'ye alternatifler geliştirilmeli


AB dışişleri bakanları, kendi içlerindeki bölünmüşlüğü dışa vurmamak için, tahmin edildiği gibi, "ehven -i şer"i seçip AB Komisyonu'nun Türkiye konusundaki tavsiye kararını kabul ettiler.
Avrupa'da herkes şimdi bu "başarıdan" duyulan "memnuniyeti" ifade ediyor. Bölünmüş oldukları bir konuda 25 üye ülkenin ortak bir metni kabul etmiş olması, kendi açılarından bir başarı sayılıyor.
Türkiye açısından ise ortada bir başarı yok. Zira, AB'nin Kıbrıslı Rumlara nasıl teslim olduğunu, Kıbrıs konusunun bazıları tarafından nasıl istismar edildiğini hep birlikte gördük.

Rumlar engel oldu
Burada sadece sekiz faslın askıya alınması, geri kalan fasılların da Kıbrıs koşuluna bağlanmasından söz etmiyorum. Görmemiz gereken diğer bazı olumsuzlukları şöyle sıralayabiliriz:
- Müzakere edilecek fasılların "kapatılması"nın Kıbrıs koşuluna bağlanması, Rumların bu fasılların "açılmasını" da veto etmeyecekleri anlamına gelmiyor. Rum yetkilileri de zaten bunu açıkça söylüyorlar.
- Rumlar, Kıbrıs sorununun çözüm yerinin BM olduğuna ve bu konuda en kısa zamanda harekete geçilmesi gerektiğine dair bir ibarenin, AB'nin ortak metnine girmesini engellediler. Bunu dönem başkanı Finlandiya, ayrı bir metinde belirtecek.

Züğürt tesellisi!
Ancak, Finlandiya Başbakanı Lipponen'in 1999'da Başbakan Ecevit'e gönderdiği ve Ankara'da "Kıbrıs konusunun Türk-AB ilişkilerini engellemeyeceğine dair garanti" olarak algılanan mektubu düşünüldüğünde, bunun bir "kıymet-i harbiyesi" olmayacağı aşikâr.
- AB, ortak metninde, Kıbrıslı Türklere verdiği söze çok zayıf bir şekilde değinip, izolasyonların kaldırılması konusunu muğlak ifadelerle 2007'ye bırakacak. Bunun ne anlama geldiği ve Rum vetosunun nasıl aşılacağı ise tümüyle belirsiz.
Türkiye'deki infiali bilen AB yetkilileri, bunu "yatıştırmak" amacıyla şimdi dört fasılda müzakerelerin "hemen başlamasını" istiyorlar. Ancak, bunun bir "taktik" olduğu ortada.
Zira, kısa sürede sonuç alınsa bile, Kıbrıs nedeniyle bu fasıllar kapatılamayacağına göre, bu "başarı" AB'den artık neredeyse gına duyan kamuoyuna nasıl açıklanacak?
"Bu fasıllar en azından müzakere edilmiş oldu ve zaman kazanıldı" argümanı ise "mutlak anlamda" doğru olsa bile, siyasi açıdan "züğürt tesellisi"nden başka bir şey" olmayacaktır.

Bu durumda ne yapmalıyız?
Öfkeyle kalkıp zararla oturmada dünyada üstümüze yok. Buna rağmen "AB perspektifini" soğukkanlı bir şekilde ve sırf pragmatik nedenlerle, yine de geliştirmeye çalışmalıyız. Zira, bu süreç sayesinde elde ettiğimiz her kazanım sonuçta bizimdir.
Türkiye'de de siyasi istismar konusu olmasına rağmen, AB süreci nedeniyle ne Kıbrıs ne de başka bir konuda bugüne kadar herhangi bir somut kayıp vermiş de değiliz. Muhalefetin kopardığı fırtına ise faraziyelere dayanan siyasi amaçlı demagojiden ibarettir.
Öte yandan, Türkler nezdinde güvenilirliliğini yitirmiş olan AB'nin hiç de dürüst olmayan tutumu, ayrıca, "sürdürülebilir büyüme süreci" içinde olan Türkiye'nin artan ekonomik ve siyasi gereksinmeleri, tutarlı bazı alternatifler geliştirmemizi de zorunlu hale getirmiştir.

sidiz@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kıbrıs'ta hareket zamanı
ABBakanlar Konseyi'nin Kıbrıs konusundaki kar...
Çetin ALTAN
'Ahmak ıslatan' tatavaları
Yağmur çeşitleri içinde, "bardaktan boşanırca...
Melih AŞIK
Acarantalya!
Acarkent ve Acaristanbul'daki orman cinayetle...
Fikret BİLA
Baykal: Başbakan, Sezer'e kulak versin
CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın ...
Hasan CEMAL
Kuliste Büyükanıt Paşa!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın ge...
Güneri CIVAOĞLU
Sezer fırtınası
Siyaset takviminde "AB fırtınası" nispeten az...
Can Dündar
Deve
Bir de bana dedirtir insanoğlu, "Nerem doğru...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyonun sorumlusu belli. Ya cari açığın?
Bu ara Merkez Bankası (MB) Başkanı'nın her aç...
Doğan HEPER
Türkiye kuş mu, deve mi?
AB'de kavga sürüyor. Türkiye kavgası. Avustur...
Semih İDİZ
AB'ye alternatifler geliştirilmeli
AB dışişleri bakanları, kendi içlerindeki böl...
Sami KOHEN
Tren kalkış sinyali bekliyor
NİHAYET "finiş" çizgisine gelindi... Uzun mar...
Hasan PULUR
Avrupalının da vicdanı vardır...
ZAMAN zaman isyan ederiz: "Şu Avrupa'da vicda...
Derya SAZAK
Çankaya, Sezer, Baykal
Milliyet'te dün Önder Yılmaz'ın "atlatma" hab...
Meral TAMER
Adalet Ağaoğlu'nun gönderdiği Mercedes yıldızı
Değerli romancımız Adalet Ağaoğlu'dan telefon...
Yaman TÖRÜNER
Bütün tapular iptal edilebilir
Acarkent ve Beykoz Konakları ile ilgili tartı...
Güngör URAS
İyi ise Merkez'den, kötü ise başkalarından
Merkez Bankası Başkanı son günlerde fazlaca k...
M. Ali BİRAND
Papadopulos yine kaybetti...
Şu sıralarda hiçbir lider, Kıbrıs Cumhurbaşka...

© 2006 Milliyet