Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Aralık 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten

Papadopulos yine kaybetti...


Şu sıralarda hiçbir lider, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Papadopulos'un yerinde olmak istemez. Herhalde evine kapanmış, duvarları yumrukluyor ve Avrupa Birliği'ne hakaretler yağdırıyordur. Fransızlar'ı ve Almanlar'ı "döneklikle", AB'yi de çifte standart uygulamakla suçluyordur.

Doğrusunu söylemek gerekirse, hiç de haksız sayılmaz.

Papadopulos 2004 yılı 17 Aralık'ındaki doruk toplantısına, özel bir gündemle gelmişti. Türkiye ile müzakerelerin başlamasına karşılık, Ankara'nın Rumlar'ı resmen tanıması koşulunu öne sürmüştü. Sırtı sıvazlanmış ve başta Avusturya olmak üzere, bazıları tarafından desteklenmişti. Ancak son dakikada satıldı. Zira Avrupa Birliği Türkiye'yi tercih etti. Türkiye tarafından resmen tanınmadan vazgeçti ve sadece Ankara Anlaşması'nın imzalanmasıyla yetindi. Dolaylı bir tanınma yolunu denedi. Ancak, o da olmadı. Erdoğan bastırınca, AB liderleri "Ankara Anlaşması'nın imzalanması, Kıbrıs'ın tanınması anlamına gelmez" dediler.

Papadopulos, sonradan ikinci bir fırsat daha yakaladı.

Ankara Anlaşması'ndaki limanların açılmasını ön plana çıkarttı.

İlk başlarda şansı yaver gitti. Fransa, Almanya, Hollanda ve Avusturya, tamamen iç politika nedenleriyle Türkiye'yi sıkıştırmak için, Rumlar'ı kullanmak istediler. İşte Papadopulos'u heyecanlandıran da bu oldu. Kaçırdığı bir fırsatı yeniden yakalamıştı. Limanları açtırdığı taktirde, Türkiye'nin Güney Kıbrıs Hükümeti'nin bütün adayı temsil ettiğini dolaylı şekilde kabul ettiği sonucunu çıkaracak, bunun propagandasını yapacak ve bu sayede de 2008 yılı başkanlık seçimini de kazanabilecekti.

Önce, Türkiye ile tüm müzakerelerin askıya alınması isteğiyle ortaya çıktı.

Ardından 15 başlığın askıya alınması pozisyonuna geriledi.

18 aylık bir süre verilmesi ve Türkiye kıpırdamamışsa, yeni cezalar kesilmesi fikrinin peşine takıldı.

"BM çerçevesinde Kıbrıs çözümü" gibi cümlelerin edilmemesinde ısrar etti.

Sonuçta ne olduğu ortada.

Papadopulos, beklentilerinin ancak küçük bir bölümünü elde edebildi. Şimdi, yine son derece kızgın. Zira yine AB, Türkiye'yi tercih etti. Daha doğrusu, Türkiye'yi kaçıracak bir noktaya sürüklememeyi tercih etti. Rum lider yine hayal kırıklığına uğradı.

Papadopulos bu tutumuyla, sadece Kıbrıs'ı hukuken ikiye bölünmeye doğru götürmekle kalmıyor, aynı zamanda KKTC'nin resmen tanınmasını da zorluyor.

Rum lider ülkesine büyük zarar veriyor.

* * *

AB, BU İZOLASYONLARI FAZLA TAŞIYAMAZ…

Rumlar çok yanlış bir politika izliyorlar. Eğer bu havada devam eder, Türkiye'yi ve Kıbrıs'ı sürekli şekilde gündemde tutarlarsa, sonunda hiç beklemedikleri sonuçlarla karşı karşıya kalabileceklerdir.

Avrupa, uzun bir aradan sonra, Kıbrıs sorununu tekrar keşfetmeye başladı. Unutmuşlardı, şimdi zorla gündemlerine giriyor. Tabii böyle bir olasılıkta, Avrupa KKTC'ye uygulanan izolasyonun da farkına varacak. Binlerce insanın ambargo altında yaşamasının tersliğini de görecekler.

Bir noktayı gözden kaçırmamamız gerekiyor. Avrupa kamuoyu ve kurumları, KKTC'ye yönelik izolasyonları uzun yıllar boyunca hayatta tutamayacaklardır. Kıbrıs Türkleri göz göre göre, ambargo altında yaşatılamazlar. Hele Anan referandumundan sonra, hala cezalı tutulmaları kabul edilemez.

Alman Dışişleri Bakanı Walter Steinmeier'in son konuşmalarına dikkat edecek olursak, Kıbrıs Rumları'nın istedikleri gibi at koşturmalarının güçlüğü çok daha net şekilde ortaya çıkmaktadır.

Papadopulos belki farkında değil, ancak Avrupa da, Kıbrıs'ta çözümün zorunluluk haline geldiğini görüyor.

Rumlar bu şekilde devam ederler, Papadopulos çözümsüzlük yolundaki baskılarını arttırırsa, günün birinde KKTC'nin resmen tanınması gündeme gelebilir. Bir veya iki ülkenin resmen tanıması da, gerisini pamuk ipliği gibi getirir.


(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Kıbrıs'ta hareket zamanı
ABBakanlar Konseyi'nin Kıbrıs konusundaki kar...
Çetin ALTAN
'Ahmak ıslatan' tatavaları
Yağmur çeşitleri içinde, "bardaktan boşanırca...
Melih AŞIK
Acarantalya!
Acarkent ve Acaristanbul'daki orman cinayetle...
Fikret BİLA
Baykal: Başbakan, Sezer'e kulak versin
CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan'ın ...
Hasan CEMAL
Kuliste Büyükanıt Paşa!
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın ge...
Güneri CIVAOĞLU
Sezer fırtınası
Siyaset takviminde "AB fırtınası" nispeten az...
Can Dündar
Deve
Bir de bana dedirtir insanoğlu, "Nerem doğru...
Hurşit GÜNEŞ
Enflasyonun sorumlusu belli. Ya cari açığın?
Bu ara Merkez Bankası (MB) Başkanı'nın her aç...
Doğan HEPER
Türkiye kuş mu, deve mi?
AB'de kavga sürüyor. Türkiye kavgası. Avustur...
Semih İDİZ
AB'ye alternatifler geliştirilmeli
AB dışişleri bakanları, kendi içlerindeki böl...
Sami KOHEN
Tren kalkış sinyali bekliyor
NİHAYET "finiş" çizgisine gelindi... Uzun mar...
Hasan PULUR
Avrupalının da vicdanı vardır...
ZAMAN zaman isyan ederiz: "Şu Avrupa'da vicda...
Derya SAZAK
Çankaya, Sezer, Baykal
Milliyet'te dün Önder Yılmaz'ın "atlatma" hab...
Meral TAMER
Adalet Ağaoğlu'nun gönderdiği Mercedes yıldızı
Değerli romancımız Adalet Ağaoğlu'dan telefon...
Yaman TÖRÜNER
Bütün tapular iptal edilebilir
Acarkent ve Beykoz Konakları ile ilgili tartı...
Güngör URAS
İyi ise Merkez'den, kötü ise başkalarından
Merkez Bankası Başkanı son günlerde fazlaca k...
M. Ali BİRAND
Papadopulos yine kaybetti...
Şu sıralarda hiçbir lider, Kıbrıs Cumhurbaşka...

© 2006 Milliyet